Emekli komutanı ziyaret ettiler
Yazarımız Emin Çölaşan ve Ankara Temsilcimiz Saygı Öztürk, Sincan Cezaevi’nde ziyaret ettikleri emekli Korgeneral Engin Alan’a gündemdeki konuları sordu.

Özel Kuvvetler’in yıllarca komutanlığını yapan, yurtiçi ve sınır ötesinde önemli operasyonlarda en önde olan emekli Korgeneral Engin Alan, cezaevinde tutulmasını da “vatan görevi” olarak görüyor. Dahası sıkça, “Hiç umurumda değil. ‘Çıkayım da isterse dünya yıkılsın’ diyenlerden de değilim. Beni hiçbir şeyle korkutamazlar” diyor.
“Ben bedava yaşıyorum”
İşte bunları söyledikten sonra “Ben zaten bedava yaşıyorum” diye ekliyor. Bunun ne anlama geldiğini de şöyle açıklıyor: “Kuzey Irak’ta emir subayım kollarımda şehit düştü. Çok sayıda askerim son nefesini kucağımda verdi. Aynı yerlerde ben de şehit olabilirdim. O yüzden, ben bedava yaşıyorum. Cezaevinden çıksam ne olur, çıkmasam ne olur. Ben, istikbalini mazide bırakmış bir adamım.”
“Şimdi dağda olmak vardı”
Dağlara sığmayan Alan, şimdi küçük odalarda, daracık havalandırmada. Engin Paşa’ya, “İçeride en çok neyi özlüyorsunuz?” diye sorduğumuzda şunları söylüyor: “En çok dağları özledim. Hele bu mevsimde o dağlar bir başka güzel olur. Çiğdemler, mor menekşeler güzellik için birbiriyle yarışır. Şimdi Cudi Dağı’nın tepesinde olmak vardı. Cudi’yi, Şeytan Dağları’nı ve Kuzey Irak’ta operasyon yaptığımız yerleri özlüyorum.”
“TSK da nasibini aldı”
Engin Alan’la “açık görüşümüz” devam ediyor. “Balyoz Davası”nda nasıl bir hukuksuzlukla, haksızlıkla karşı karşıya olduğunu anlatıyor. Ardından şunları söylüyor: “Balyoz soruşturmasında tutuklanan gençlerimizin hepsi müthiş çocuklar. Sanki bilerek seçilmişler. Deniz Kuvvetleri’ni bitirdiler. Hepsi önü açık, başarılı askerlerdi. İşte yaşanan bu süreçte, Türk Silahlı Kuvvetleri de (TSK) nasibini aldı. Hem de iyi aldı. Şunu anlıyorum ki Türkiye normal bir ülke değil. Yarın ne olacağını kimse kestiremiyor.”
‘Akil Adamlar ne yapar bilmem’
Sincan F-1 Tipi Cezaevi’nde Engin Alan’a çok mektup geliyor. Engin Alan “Ben ağlamayı bilmem” diyor ve gözleri doluyor. Bir mektuptan söz ediyor. O mektupta, “Engin Paşam, ağabeyimin oğlu oldu. Adını ben verdim. Kulağına Engin Alan dedim. Yeğenimin adı Engin Alan oldu” yazıyordu.
Gündemde “Akil adamlar” var. Bunu Engin Alan’a soruyoruz. MHP’nin tutuklu milletvekili Engin Alan şunları söylüyor: “Amaç ve göreve göre teşkilatlandırma yapmak esastır. Bu amaca göre akil adamların ne yapacağını bilmiyoruz. Belki kendi kafalarında bazı şeyler var. Bunu da bilmiyorum.”
“Tutanak imzalanması rezalet”
Engin Alan, Irak’ın Kuzeyi’ndeki dağları, tepeleri, terör örgütünün kamplarını adım adım biliyor. Sekiz kamu görevlisinin teröristler tarafından teslim edildiği araziyi televizyonda görür görmez tanımış. PKK’nın o bölgedeki kampının Hakkari’nin Çukurca İlçesi’nin karşı tarafına düştüğünü belirtiyor ve şöyle devam ediyor: “Orada, terör örgütünün tutanak düzenlemesi ve tutanak karşılığı teslim etmeleri tam anlamıyla bir rezalet. Biz o kampları dağıtmıştık. Madem o kamplar yeniden eski haline gelecekti de biz o çocuklarımızı niçin toprağa verdik?”
Bugün Paşa’nın doğum günüCezaevİnde gündüz geceye karışır. Bazen saatin kaç olduğunu, hatta günleri bile karıştırırsınız. Odanızda, 24 saat lamba yanar. Engin Alan, bugün doğum günü olduğunun bile belki farkında değildir. 31 Mart 1945 doğumlu olan Engin Alan, doğum günü olduğunu ziyaretine gelecek eşi Nevin Hanım ve kızlarından öğrenecektir. Adaşı ve torunu Engin Ege Pekkoç’u kucağına alacak ve onun “Doğum günün kutlu olsun dede” demesiyle hatırlayacaktır.
İnfaz koruma memurları da dertlerini SÖZCÜ’ye anlattı
Onların eski adı “Gardiyan” şimdi ise “İnfaz Koruma Memuru”. Mahkumlarla iç içe olan bu memurların çok ciddi sorunları var. Sincan Cezaevi’nde emekli Korgeneral Engin Alan’ı ziyaret eden Emin Çölaşan ve Saygı Öztürk’e dertlerini şöyle aktardılar:
* Yıpranma hakkımız verilmeli.
* Gece, gündüz, tatil ve milli ve dini bayramlarda çalışıyoruz. Fazla mesai ücreti ödenmeli.
* İdari hizmetler sınıfından çıkarılarak, güvenlik hizmetler sınıfına alınmalıyız.
* Dış Güvenlik Yasası’ndaki haklarımız derhal verilmeli.
* Cezaevlerindeki sıkıntılı ortamda bize ve ailelerimize psikolojik destek sağlanmalı.
* Emekli olduktan sonra da kendimizi korumak için silah taşıma ruhsatımız devam ettirilmeli.
* Adliyelerde çalışan güvenlik personeline verilen fazla mesai ücreti bize de verilmeli.
* Yetersiz maaşlarımız konusunda ‘Haliniz nedir?’ diyen soran yok. Ekonomik sorunumuz da hemen çözümlenmeli.