Nurettin Veren… FETÖ’ye Fetullah Gülen Cemaati denildiği dönemde örgütün ilk kurucularındandı. 1966’da İzmir Kestanepazarı’nda başlayan yolculuğu 1996’da sonlanmaya başladı. İlk önce Gülen tarafından bir mektupla aforoz edildi sonra da cemaatten ayrıldı. Bu arada eşi ve 6 çocuğu örgütün baskısıyla Veren’i terk etti. Ben de Veren’i 18 Kasım 2004 tarihinde bir pastanede yaptığım görüşmeyle tanıdım. O zaman çalıştığım medya grubu için röportajlar yaptım.
Devlet harekete geçmedi. Röportajları 2005 yılında “Fetullah Hoca’nın Şifreleri” adıyla da kitaplaştırdım. Tam 11 sene önce söyledikleri 2016’da ete kemiğe büründü Veren’in. Nasıl mı? 15 Temmuz darbe girişimiyle 2004 yılında anlattıklarının bir bir gerçekleştiğini gördük. Askeriye, Emniyet, yargı örgütlenmesinden tutun da FETÖ’nün bugün yurtdışına kaçan ilk kadrosuyla ilgili bilgileri de vermişti. Nurettin Veren’le yollarımız 12 yıl sonra bir kez daha kesişti. 12 yılda ne olmuştu? Neler yaşamıştı?
‘TEĞMENLİĞİNDEN TANIYORUM’
Nurettin Veren, 1996 yılına kadar tek ünite olarak hareket eden örgütte tek sorumlu. Askeriyedeki örgütlenmeyi sordum. Şu bilgileri verdi: “15 Temmuz sonrası tutuklanan Tuğamiral Muhittin Elgin var! Teğmenliğinden bu yana tanıyorum Muhittin Elgin’i. Savcılar, Elgin’e sadece beni sorsun! Nurettin Veren’le nasıl tanıştığını anlatsın. 1990’dan bu yana bildiğim bir isim. Grup halde gelip giderlerdi. Hepsinin bir kod ismi vardı. Bunlar okul da müsait arkadaşlarını getiriyorlardı, özel geziler, yemekler yapılıyordu. Feto’nun bantlarını dinliyorlardı.”
‘ÖZEL EVLERDE EĞİTTİK’
“Neden askeriyede örgütlendiniz?” soruma şu yanıtı verdi Veren: “1990’da askeriyeye girmenin önemini anlatıyoruz. Biz bir örgütlenme amacıyla yapmadık bunları. Feto’nun böyle bir örgütlenme içinde olduğunu hiç düşünmedik. ‘Dinsiz bir ordu var” diyordu, ordunun ‘Ateistlerin elinde olduğunu’ söylüyordu Feto. İyi kullandı bunu! Aileler de dinine, devletine bağlı olsun diye bizlerle ilişki kurmalarında sakınca görmüyordu. Muhittin Elgin gibiler, üniversite hazırlıklar sürecinde bile örgütün yurtlarına alınmıyor, özel evlere alınıyordu. İleride yapılacak tahkikatlarda Feto’nun okullarında kayıtları bulunmasın diye özel eğitiliyorlardı. Askerin içinde ilk çekirdek kadro oluştuktan sonra işler kolay oldu. Yeni isimler getirdiler. En son iş o kadar yoğunlaştı ki Fetullah Gülen bunları benim himayemden Doktor Kudret Ünal’a, havacıları Mustafa Özcan’a, karacıları da Sürmeli Aksoy’a verdi. O zamandan belliydi. Feto, benden endişe ediyordu. ‘İşin çok, denizcilerle bu ilgilensin vs…’ Üniteler çoğaldı ve albayından generaline kadar her rütbenin ‘abisi’ oldu.”
“MAVİ DOĞAN’LA KAÇIRDIM”
Veren, 12 Eylül 1980 darbesi sonrasında aranan Fetullah Gülen’le ilgili dikkat çekici bir anektot anlattı: “1980-1986 yılları arasında şoförlüğünü ben yaptım. Aranıyordu. Bir mavi Doğan vardı. Bir de Ali Katırcıoğlu’nun verdiği lacivert bir Volkswagen. Ben duyduğumu anlatmadım. Yaşadığımı anlatıyorum. Herkes FETÖ uzmanı! Kenarında dolaşmışlar, sanki yıllarca beraberlermiş gibi anlatıyorlar. Zaten onlara ‘Sen yoktun’ diyecek kimse yok. Ben de yalanlamıyorum bunları ama…”
FETÖ’yle mücadele için özel karargah kurulmalı
Nurettin Veren, Aytunç Erkin’in sorularını yanıtladı. “Duyduğumu değil yaşadığımı anlatıyorum. Herkes FETÖ uzmanı! Kenarında dolaşmışlar, beraberlermiş gibi anlatıyorlar” dedi.NURETTİN Veren FETÖ’yle mücadele konusunda şunları kaydetti: “FETÖ’cülük bir mezhep, akıl… 27 milyon bandrol almış kitapları. Adamın Türkiye’deki kitaplarını bu kadar kişi okumuş. Bunun parasal yönü de var. İhale alıyorsun, bir telefonla devletteki işlerin hallediliyor, askeriyede, emniyette hep böyle oluyor! Dünya çapında kurulmuş sistem! Bunlarla mücadele için özel bir karargah şart! Bunları bilen insanlarla hareket edilmeli. Doğru hamlelerle bunlar bitmez ama marjinal olurlar!”
‘YILLARCA ANLATTIM...’
“İtirafçı mısınız?” diye sorduğumda ilginç bir yanıt verdi: “Bana nasıl itirafçı denir? 17-25 Aralık ve 15 Temmuz’dan sonra paçayı kurtarmak için anlatmadım ki! İtirafçı değilim. Uyuyan cemaat üyelerini uyandırmak için 1996’dan 2001’e kadar bombardıman yaptım, Feto’yla çarpıştım. 2001’de eşimin boşamasını sağladı. 2002’den sonra devleti uyandırmak için Aytunç Erkin’le kitap yaptık, 2002’den 2016’ya kadar FETÖ’yü anlattım. Ben 1996’dan bu yana savaşıyorum.”
Kendisi de sıfırdan nasıl zenginleştiğini anlatsın
Nurettin Veren’le ilgili eski cemaatçilerden işadamı Adem Öcal şu iddiada bulunmuştu: “Cemaatten 10 milyon lira istedi, 750 bin dolara anlaştı.” Bu iddiayı sordum kendisine ve şunları anlattı: “Adem Burdurlu. FETÖ örgütünün en has elemanlarından. 2002 yılında ben Feto’yla koptuktan sonra Adem Öcal benim yanımda yer aldı. O zaman kirada oturuyor, arabası yok, mal varlığı yok. Mühendislik yapmak için arayış içerisinde. Benimle Almanya, İsviçre ve Fransa’ya geliyor. Feto’nun ihanetini anlatmak istiyorum.

Bu ülkelere gidiyorum, Öcal da benim yanımda. Türkiye’de de nurettinveren.net diye bir internet sayfası açıyoruz. İşi bu! Benim yanımda hareket ettiğini örgüt haber alınca harekete geçiyorlar. Buna diyorlar ki, ‘Senin bütün işlerini bitiririz. Yanımıza geç’. Bu teklifleri Öcal’a bugün tutuklu olan Alaaddin Kaya yapıyor! Bir gece Feto beni aratıyor. Bana, ‘Sana birisini göndereyim. Ne istiyorsan istediğin gibi olsun’ diyor. Yıl 2002. Alaadin Kaya geliyor Antalya’ya. Evimde misafir ediyorum. Adem Öcal da benim yanımda. Asistanım. Kaya, Feto’nun tekliflerini sunuyor. ‘Seni çok seviyor. Televizyonun ya da gazetenin yarısını sana verecek’ diyor. Ben de Kaya’ya ‘Kimin malını kime veriyorsun?’ diye çıkışıyorum. Benim elimde bütün kurumların vekaletnamesi var. Bunun yarısını kabul edecek olsam, hepsini satardım. Bu mal milletin. Kabul etmedim. Öcal da bana diyor ki, ‘Abi sen bu teklifi kabul etseydin senin yanında durmazdım’. Benden önce Kaya’ya hakaret ediyor, kapıyı çarpıp çıkıyor. Ben de arkasından gidiyorum, ‘Adem bunu nasıl kabul ederim. Ben asgari ücretten maaşla çalışıyorum. Kiradayım. 45 ev değiştirdim’ diyorum. Öcal 1 ay sonra beni aradı ve şunları söyledi: ‘Abi bu sayfayı devam ettiremem. Bana çok baskı yapıyorlar. Bir daha seninle görüşemem. Eşimi de işten attılar. Allah yardımcın olsun.’ Şimdi ben soruyorum: 2002’de sıfırken, Nurettin Veren’in çantasını taşırken, 2016’da milyon dolarlık GSM ihalesine nasıl girebiliyor? Bu zenginliğinin kaynağını açıklamalı! Benim 10 milyon lira istediğimi, 750 bin dolara ikna olduğumu, Bank Asya üzerinden paranın alındığını söylüyor. Böyle bir belge koysun. Dekont koysun.”

Muhittin Elgin kimdir?
Nurettin Veren’in, “Ben yetiştirdim” dediği Muhittin Elgin’in önü kumpas sayesinde açıldı. 2011’de albayken tuğamiral oldu. Sonra darbe girişiminde karşımıza çıktı Elgin! Tutuklanmadan önce, Muhabere Elektronik ve Bilgi Sitemleri (MEBS) Daire Başkanı olan Elgin, darbecilerin beyin
takımından…