Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta iki okulun (birer gün ara ile) çılgın ve ahlâksız saldırılar sonucu kana bulanması tüm milletin yüreğini yaktı.

En güvenli yerler olması gereken okullarda evlatlarını kaybeden anneler-babalar ve hassas yurtsever insanlar “Milli Eğitim (yani Milli Eğitimsizlik) Bakanı, istifa et!” diye bağırdılar.

Bir kısım insanlarımız ise “Hükümet istifa!” diye feryat etti.

Diyelim ki, tüm bu protestolar sonuç verdi, Milli Eğitim Bakanı ve Bakanlar Kurulu istifa etti...

Peki, onların istifalarıyla sorun çözülecek mi?

Bazı okurlarımdan bu konuda çeşitli sorular geldi.

Ben “Okurlarıma nasıl cevap vermek gerekir?” diye düşünürken, dün e-posta kutuma uzun bir yazı düştü...

Doğru Parti Genel Başkanı Rifat Serdaroğlu’ndan geliyordu bu yazı...

Çok deneyimli bir siyaset adam olan ve eski yıllarda Bergama Belediye Başkanı, İzmir Milletvekili, Gümrük Bakanı ve Sağlık Bakanı olarak ülkeye hizmet eden Serdaroğlu’nun bilge kişiliğiyle yazdıkları okurlarımın sorularına cevap gibiydi.

Bu nedenle, Rifat Serdaroğlu’nun gönderdiği uzun yazıyı (özetleyerek) okurlarımla paylaşmak istedim.

Şöyle diyor Serdaroğlu:

“Önce bir yanlışı düzeltelim.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne göre ‘Bakanlar Kurulu’ diye bir kurum yoktur. ‘Cumhurbaşkanlığı Kabinesi’ vardır. Sadece adları ‘Bakan’ olan bu görevliler Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne karşı sorumlu değildir. Bunlar doğrudan ve sadece Cumhurbaşkanı’na karşı sorumludur. O, ‘İstifanı sun’ diye emrederse Bakan sunmak zorundadır. Kendi başına istifa kararı veremezler. Aksi takdirde başlarına ne geleceğini iyi bilirler.

Bu yüzden doğru kişinin istifası istenmelidir. Yetki kimdeyse sorumlu odur.

Soralım:

- Kartalkaya’da çoğu çocuk olan 78 canımız gitti. ‘Bakan istifa’ diye bağırdınız. Etti mi?

- Anayasa’ya aykırı olarak kurulan tarikat yurtlarında canlı canlı yanan kız öğrenciler için istifa eden oldu mu?

- Yargılanıp, yasadaki ceza ile hapse atılan bir tane görevli oldu mu?

- Kadınlarımızı korudular mı?

- Bebeklerimizi-çocuklarımızı korudular mı?

- Tarikatlarda tecavüze uğrayan çocuklarımızı korudular mı?

- Ormanlarımızı, ağaçlarımızı korudular mı?

- Polis intiharlarını durdurabildiler mi?

- Emeklileri koruyabildiler mi?

Bu yüzden doğru kişinin istifası istenmelidir. Yetki kimdeyse sorumlu odur. (Rifat Serdaroğlu – Doğru Parti Genel Başkanı)

Trump, Kıbrıs’a da el atar mı?

ABD Başkanı Trump abuk-sabuk davranışlarıyla dünyanın başına çeşitli dertler açmaya devam ediyor.

Trump’ın, Kıbrıs sorununa da burnunu sokacağı şeklindeki haberler hayli can sıkıcı...

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin eski Maliye Bakanı Tansel Fikri de dengesiz Trump’a kuşku ile bakan siyaset adamlarından biri...

Tansel Fikri gönderdiği e-posta endişelerini şöyle dile getiriyor:

“ABD Başkanı Trump döneminin tarihe kan, savaş ve gözyaşı yüklü talihsiz bir dönem olarak geçme tehlikesi var.

Trump’ın iki NATO ülkesi Türkiye ve Yunanistan arasında yarım yüzyıla dayalı, kanayan, müzminleşmiş Kıbrıs sorununu NATO ailesi içinde çözmek için gündeme alması kuvvetle muhtemeldir. KKTC’nin Kıbrıs sorunu bağlamında tam bir teyakkuz içine girmesi, Kıbrıs, Ege ve Doğu Akdeniz’de, tarih, coğrafya ve uluslararası hukuk ve antlaşmalarla kazanılmış hak ve menfaatlerimiz yanında, deniz, kara ve hava yetki alanlarımızı titizlikle korumak Türkiye Cumhuriyeti ve KKTC’nin ortak ve hayati görevlerinin başında geliyor.”

Tansel Fikri, bu mesajıyla tüm yetkilileri uyararak “Trump’a güven olmaz, aman dikkat!” demek istiyor.

GÜNÜN SÖZÜ

Hayatta düşmeye gör, dostun da kalmaz akraban da!