Dolar dünya parası.
Faiz bankacı işi.
Repo, sıcak para, dış borç, cari açık, enflasyon gibi “kul yapısı alet ve sonuçlara” iman karıştırılabilir mi?
* * *
Söz gelimi havaalanı yapmak ile inancın bir ilgisi olabilir mi? Siz kalkıp, dünyanın en büyük havaalanını ben Türkiye’de yapacağım, ülkemin kalkınmasına güç katacağım diyebilirsiniz.
Kul işi bir düşüncedir.
Kul yapısı bir projedir.
Allah size akıl vermiş. Hesabınızı iyi yapmanız için izan vermiş. Öngörüsü kuvvetli, izan sahibi insanlar da çıkabilir; “Bu kadar yüksek dış borç altına girerek bu havaalanını yapmayalım. Dolar üzerinden yolcu garantisi verip havaalanı yapmak verimli değil. Elimizdeki yılların kazancı Atatürk Havaalanı’nı genişletelim. Hedeflediğiniz yolcu ve uçak kapasitesine Atatürk Havaalanı’nı genişleterek ulaşma imkanımız var, bu imkanı kullanmak yerine dış borçla bulunmuş dolar savurganlığı yapmayalım, bunun acısı çok kötü çıkar” diye öneri getirir.
Getirdiler.
Dinleyen olmadı.
Yeni havaalanı dış borçla ve üstelik hesaplanan maliyetini kat be kat aşarak yapıldı. Bitti. Sıra Atatürk Havaalanı’nın malzemelerini yeni yapılan havaalanına taşımaya geldi. Dün TV’de anlatıyorlardı: 5 bin TIR dolusu malzeme taşınacak. 5 bin TIR, ucu ucuna eklendiğinde 300 km’ye ulaşıyor ve Anibal’in fillerle Alp Dağları’nı aşmasına ve Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u alırken Haliç’i karadan gemilerle geçmesine benziyor.
Benziyor da...
Taşınma kaç milyon dolara patlıyor? Taşınma operasyonunu yönetecek danışman Alman firmaya kaç milyon dolar ödendi?
Onu söylemiyor.
* * *
Dış borçla dolar bulundu.
Dolarlar saçılıp savruldu.
Yüksek israf.
Aşırı debdebe.
İhracattan fazla ithalat.
Dolarla geçiş garantisi.
Dolarla hasta garantisi.
Dolarla uçuş garantisi.
Allah akıl, fikir vermiş.
Büyüklenme aklı esir aldı. Türkiye dış borç arayan ülke olmaktan çıkartılamadı.
Kriz kapıyı çaldı.
Allah yukarıdan izliyordur!