Dün babanızla kucaklaştınız mı?

Ya da mezarının başında bir Fatiha okuduk mu sevgili okur?

Nedendir bilinmez ama Babalar Günü asla Anneler Günü gibi kutlanmıyor.

Ve sanırım ben bu durumu seviyorum.

En azından kendi babamla olan ilişkimden bildiğim kadarıyla baba ile olan ilişki öyle büyük gösteriler gerektirmez.

Bazen minik bir göz kırpma ya da küçük bir gülümseme baba ve evladının kalplerinin bir çarptığını anlatmaya yeter de artar.

Ben şanslı bir çocuktum çünkü evdeki iyi polis babamdı.

Annemin budadığı özgürlükler babam eve gelince ani bir devrim dalgasıyla genişlerdi.

Babam Kilisli ve yoksul bir aileden geliyor. Ama yaşamdan öyle dersler çıkarmayı başarmış ki, doğma büyüme Mersinli olan ve tüm gençlik fotoğraflarında bir karış mini etekle gördüğümüz annemden çok daha açık fikirli biri.

Ve tabii ki bu açık fikirlilik seçtiğim yaşam yolunda en büyük desteğim oldu.

16 yaşındayken gazeteci olmaya karar verdiğimde en büyük desteğim babamdı. Bu kararı tek başıma almamda büyük etkisi vardır.

Evden ayrılana kadar oluşturduğum kültürel ve kişisel birikimimde çok ama çok büyük payı vardır.

Mesela beni teknoloji ile tanıştıran, 10 yaşımda ilk kişisel bilgisayarımı hediye edendir.

Otomobilleri çok sevmek, müziğe aşırı düşkün olmak gibi sıra dışı görünen zevklerimi hep destekledi.

Dün şanslıydım çünkü babam hala hayatta ve annemle İstanbul’a geldiler. Allah hepimizin babasına uzun ömürler versin...

Yani dün ben babama sıkı sıkı sarılabildim.

Kimin hangi sıra ile gideceğinin garantisi yok ama ayrılık günü gelinceye kadar elimden geleni arkama koymayacağım.

Dün babasını mezarında ziyaret edenler de eminim anılara sarıldılar.

İyi ki o anılar var.

İyi ki batılılar böyle günler uydurmuşlar da bu vesileyle anne ve babamızın bizim için önemini her sene yeniden hatırlıyoruz.

Kıvanç evlense de bitse bu eziyet :)


Önceki gece sosyal medya bir anda karıştı.

Kıvanç Tatlıtuğ’un bir süredir birlikte olduğu sevdiceği Başak Dizer’in sosyal medyada paylaştığı ‘Kıvanç Tatlıtuğ ile evlendik’ Tweet’i atılınca ortalık çok karıştı.

Köşelerde ağlayan hanım kızlar, bu kızları sakinleştirmeye çalışanlar, kendini camdan atmaya teşebbüs edenleri engellemek isteyenlerle birlikte bir anda ortam gerildi.

Ancak Başak Dizer yaklaşık bir ay önce Instagram’dan Twitter hesabının çalındığını duyurmuş olduğu için bu haber pek de doğru görünmüyor.

rahsan-gulsan-sli-2

Görünüşe göre ikili dünyanın en güzel köşelerinden biri olan Güney Afrika’da tatil yapıyor.

Ama umarım haber doğrudur da, Kıvanç hastası ve hepsi bir gün ünlü isimin kendileriyle evleneceğine inanan hanım kızlarımız önceki gece yaşadıkları hezeyanı bir kez daha yaşamaz.

Bir yerde onlara da yazık yani...

Kıvanç da umarım aradığı ve hak ettiği huzuru, sevgiyi, aşkı Başak’ta bulmuştur ve yuvasını kurar.

Ne diyelim inşallah...

Sütiş’in özgüveni nereden?


Emirgan Sütiş bir dönem en sevdiğim mekânlardan biriydi.

Sonra benim gözümde yavaş yavaş eski şahaneliğini yitirdi.

Ama yine de o dev ağaçların altındaki bembeyaz güzelim binası sahilde dolanırken severek baktığım yapılar arasında yer alır.

O bina geçen yıl alev aldığında herkes gibi ben de çok üzülmüştüm.

Tamamen kül olacak ve yerine beton dökecekler diye yüreğim ağzıma gelmişti.

Ama yangın sadece çatıyı alıp götürmüştü.

rahsan-gulsan-sli-3

Kurum hemen harekete geçti ve binanın restorasyonunu yapıverdi.

Ama ne ilginçtir ki restorasyon yapılırken çatı uçunca yerine bir kat eklenivermiş.

Sanki bu yangını beklerlermiş gibi, sanki yangının sadece çatıyı yakması tesadüf değilmiş gibi gayet başarılı ve üzerinde çalışıldığı belli bir mimari planla çatıya bir kat ekleyivermişler.

Tabii mekan yol üstü olduğundan bu durumu basının fark etmesi çok da uzun sürmedi.

Bir ay kadar önce haber oldu bu kaçak kat.

Geçen hafta uğradığım Sütiş Emirgan’da gördüm ki, olaylar yatışıncaya kadar bile kaçak katı saklama ihtiyacı duymamışlar. Üzeri kapatılmamış bile.

Belli ki ne belediye ne de zabıtadan kimsenin sesi çıkmıyor.

Birileri bu özgüveni veriyor olmalı ki Sütiş kaçak katında neşeyle ve coşkuyla müşteri ağırlamaya devam ediyor.

Ne güzel iş değil mi? Benzer bir uygulamayı biz yapsak kapımıza 50 zabıtanın dikileceği kentte, deniz kenarında bulunan bir tarihi esere kaçak kat çıkıyorsun ve kimse oralı değil.

Ne güzel düzen yahu!