Kadına yönelik şiddet, aile içi şiddetin önlenmesi, bunlarla mücadeleye ilişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi, Dünya Kadınlar Günü nedeniyle bugün daha çok konuşulacak. Cumhurbaşkanı’nın onayıyla 19 Mart 2021’de feshedilen İstanbul Sözleşmesi yine gündeme gelecek.

Ayşe Sevtap Uzun, Bartın’da yaşıyor. Emekli maaşı aylık 10 bin lira. Cumhurbaşkanı’nın feshettiği İstanbul Sözleşmesi’ne karşı Cumhurbaşkanlığı’na dava açar mı? Cumhurbaşkanı’nın İstanbul Sözleşmesini feshetmesinin Anayasa’ya aykırı olduğunu gerekçe gösterip Danıştay’a dava açtı. 

ÜÇE KARŞI İKİ OYLA RED

Danıştay Onuncu Daire, 5 üyeden oluşuyor. Başkan Yılmaz Akçil (Geçen ay Anayasa Mahkemesi Üyeliğine seçildi), üyelerden Metin Arıtı ve Lütfiye Gözütok Akbulut, Cumhurbaşkanı’nın kararının Anayasa’ya aykırı olmadığını savunurken, üyelerden İbrahim Topuz ve Ahmet Saraç, Cumhurbaşkanlığı’nın İstanbul Sözleşmesi’ni feshetme yetkisinin bulunmadığı yönünde oy kullandı. Bunu da muhalefet şerhinde ayrıntılı olarak belirttiler.

İstanbul Sözleşmesi’nin Cumhurbaşkanı tarafından feshedilmesi üzerine kadın dernek ve vakıfları davalar açtı. Emekli Ayşe Sevtap Uzun, kadınlara yönelik şiddetin ne olduğunu bilen birisi. Bu duruma seyirci kalmadı ve bireysel dava açtı. Ayşe Hanım, 3’e karşı 2 oyla Danıştay’daki davayı kaybetti. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen 34 bin 200 TL vekalet ücretinin yanı sıra 860 lira tutan yargılama giderlerini ödeyecek. Danıştay, avukatlık ücretinin Ayşe Sevtap Uzun’dan alınıp davalı Cumhurbaşkanlığı avukatına verilmesine hükmetti. 

Ayşe Sevtap Uzun

ORANTISIZ ZENGİNLEŞME

Emekli Ayşe Sevtap Uzun, Cumhurbaşkanı’ndan emekli maaşlarının artırılmasını beklerken, Cumhurbaşkanlığı’na avukatlık ücreti vereceğine üzüldü mü? “İnanın hiç üzülmedim. Gezi olaylarına katılanlara ‘sürtük’ denilmesi üzerine de Cumhurbaşkanı hakkında suç duyurusunda bulunmuştum. Bartın’la ilgili hukuksuzlukları da yargıya taşıyorum, sonuna kadar takip ediyorum. Bu benim vatandaşlık görevim” diyor. Yani, 35 bin lira ödeyeceğinden çok, haksız olduğunu düşündüğü bir karar verilmesine üzüldüğünü anlatıyor.

Danıştay kararında, Ayşe Sevtap Uzun’un duruşmaya çağrıldığı belirtilmesine rağmen Ayşe Hanım duruşmaya çağrılmadığını, kendisine bu yönde herhangi bir tebligat yapılmadığını belirtiyor. Aynı yönde dava açanların avukatları duruşmada bulunmuş.

HAK ARAYANLAR CEZALANDIRILIYOR

Davayı kaybeden Ayşe Sevtap Uzun, “Bu davayı burada bırakacak değilim” diyor ve Danıştay Dava Daireler Kurulu’na taşıyacağını kaydediyor. Bir itirazı da Cumhurbaşkanlığı’nı temsil eden avukata ödenecek ücret üzerine. Dava açan 220 kuruluş veya kişiden aynı dava için ayrı ayrı avukatlık vekalet ücreti isteniyor. Oysa, dava açanlara göre bunun bölünmesi gerektiğini avukatlar, temyiz dilekçesinde de belirtti.

Avukat Hülya Gülbahar’ın hazırladığı örnek temyiz dilekçesinde bu durumun Cumhurbaşkanlığı tarafını orantısız bir biçimde zenginleştirdiğini öne sürdü. Gülbahar, “Şiddetsiz bir hayat hakkını savunmaktan başka bir amacı olmayan davacıları cezalandırmak ve benzer davalar için hak aramak isteyenleri caydırmak sonucunu doğurmaktadır ” diyor. 

BAĞIMSIZ, TARAFSIZ YARGILAMA YAPILMADI

İstanbul Sözleşmesi ile ilgili Danıştay’daki davalar sürerken bağımsız ve tarafsız bir yargılama yapıldığına ilişkin kuşku uyandıran ve hak arama özgürlüğünün ihlali anlamına gelen çok sayıda ihlal olduğu temyiz dilekçesinde şöyle belirtiliyor:

1- İstanbul Sözleşmesi ile ilgili davalar açıldıktan sonra davada ilk incelemeyi yapan heyetten 2 üye değiştirildi. Bunlardan biri, AKP’li belediye hukuk müşaviriyken Danıştay’a atanan üye davaya bakan heyette yer aldı.

2- Davalar sürerken Davalı Cumhurbaşkanı bir üye hakim, Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) Danıştay’a üç yeni hakim atayarak hakimler üzerindeki otoritesini daha da pekiştirdi.

3- Davalar sürerken Davalı Cumhurbaşkanı, Danıştay’ın temyiz mercii olan İdari Dava Daireleri Kurulu’nun (DİDDK) yapısına da müdahale etti.

4- Davacıların “Anayasaya aykırılık” iddiasının bulunduğu dava hakkında iktidar yetkilileri mahkemeyi etkileyecek açıklamalar yaptı.

5- Dönemin Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, “Türkiye’nin kadına karşı şiddet ve kadına karşı cinayetle mücadelesi İstanbul Sözleşmesi’ne indirgenemez, indirgenirse Türkiye’ye bu büyük haksızlık olur” gibi sözlerle sözleşmeyi savunanları indirgemecilikle, haksızlık yapmakla suçladı.

KADIN HAREKETİ BASKI ALTINDA

6- Televizyonlarda ve birçok basın yayın organı ve sosyal medya mecralarında yayınlanan açıklamalarla yargı, kamuoyu ve kadın hareketi tehdit edilip baskı altına alınmak istendi.

7- Danıştay’daki duruşmaların öncesinde davacılara yönelik kolluk şiddeti, ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü, toplantı ve gösteri yürüyüşü yapma hakkı, anayasal hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma hakkını ihlal etti.

8- Baskılarla kadınlar dahil tüm topluma gözdağı, aynı zamanda yargıya da iktidardan yana tavır alması yönünde telkin, talimat oluşturuldu.

Emekli Ayşe Sevtap Uzun gibi konuyu İdari Dava Daireleri Kurulu’na taşıyacaklar, müdahaleleri bildiği için temyiz itirazlarının kabulü konusunda ciddi kaygılar var. Olsun, kadınlarımız hak arama konusunda geri adım atmamaya, bu davayı sonuna kadar götürmeye kararlı.