Gözaltında kayıplar ve faili meçhul cinayetlere dikkat çekmek için Galatasaray Meydanı’nda başlatılan “Cumartesi Anneleri” eylemi bugün bininci haftasında.

2025’te 20. yılını dolduracak.

Anneler, geçen hafta CHP lideri Özgür Özel’le görüştüler.

Annelerin TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’la ve İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’yla görüşebilmesi için de aracılık eden Özel, son TBMM Grup toplantısında konuyu gündeme getirdi ve şöyle dedi:

“25 Ağustos 2018’de Süleyman Soylu Türkiye Cumhuriyeti Tarihinin en kriminal bakanı, Cumartesi Anneleri’nin 700. eylemine verdiği kanunsuz emirle saldırdı, uygulattığı orantısız güçle o eylemi dağıttı, oradaki anaları evlatları perişan etti. O tarihten bu yana marifetmiş gibi Galatasaray Meydanı annelere kapalı ve her hafta anneleri tutukladılar, akşam saldılar, anneler pasif direnişi sürdürdü her hafta gittiler.”

★★★

Eski bakan Soylu’nun yılmadığını, annelere yaptıklarından utanmadığını, buna karşın annelerin geri durmadığını söyleyen Özel, yeni bakan Yerlikaya’nın tavrını da şöyle yorumladı:

Sayın Yerlikaya, doğru değil, yeterli değil ama belli sayıda annenin oraya ulaşmasına izin veriyor. Ancak etraflarına utanç bariyerleri çekiliyor (...) Cumartesi Annelerinin bininci haftasında Türkiye’yi utandıracak değil, biraz olsun hep birlikte normalleşmeye, hep birlikte anayasal ve kutsal bir hakkın kullanılmasına şahitlik etmek istiyoruz.”

★★★

Özgür Özel’in bu sözlerini köşesine taşıyan meslektaşımız Abdulkadir Selvi de ilginç bir yorumda bulundu. Önce o yoruma bakalım:

“Özel, hiç gereği yokken Cumartesi Anneleri konusunda, bir önceki İçişleri Bakanı

Süleyman Soylu’yu hedef alan bir konuşma yaptı. Çok ağır suçlamalarda bulundu. Eski Bakan’a hakaret edip mevcut Bakan’dan talepte bulunmak ne anlama gelir? Bu düpedüz AK Parti içine fitne sokmak demektir. Bu üslup Cumartesi Anneleri’nin Taksim’de eylem yapmalarına yarar sağlar mı? Maksat üzüm yemek mi, bağcıyı dövmek mi?”

★★★

Öncelikle şunu belirtmeliyim:

Abdulkadir Selvi’nin kullandığı “hiç gereği yokken” ifadesi son derece gereksiz.

Zira, Özel’in verdiği bilgilerin tamamı doğru.

700 hafta boyunca yapılan Cumartesi Anneleri eyleminin 700. haftada bizzat Soylu tarafından engellendiğini hangimiz inkâr edebiliriz?

Eylemci annelere yapılan polis müdahalelerinin orantısızlığını hangimiz görmezden gelebiliriz?

Eğer uzun bir süre aynı gazetede, hatta aynı katta çalıştığım Abdulkadir Selvi’yi biraz olsun tanıyorsam, yüzlerce hafta süren bir hak arama eylemine Soylu’nun gözlüğünden bakmadığını rahatlıkla söyleyebilirim.

O halde, Soylu’nun başlattığı büyük bir yanlışı, Yerlikaya’nın düzeltmesini talep etmek, beklemek neden “AK Parti’ye fitne sokmak” olsun ki?

★★★

İkinci olarak da şuna dikkat çekmek gerekiyor:

Birkaç gün önce Saygı (Öztürk) Ağabey detaylıca yazdı. İçişleri Bakanı Yerlikaya açıklamış:

1 Haziran 2023- 06 Mayıs 2024 arasında 486 suç örgütüne bin 281 operasyon yapılmış. 8 bin 910 kişi gözaltına alınmış, 3 bin 300 kişi tutuklanmış, bin 818 kişi adli kontrole alınmış.

Bazı operasyonlarda Bora Kaplan örgütü gibi suç örgütlerinin bakanlığa bağlı güvenlik mensuplarından destek aldığına dair ciddi tespitler yapılmış.

Sormak lazım:

- 1 Haziran 2023’ten önce bu ülkede sokaklar kime emanetti?

- 486 suç örgütü palazlanırken, örümcek ağı gibi ülkeyi sararken kendilerini kim koruyup kolluyordu?

- İçişleri Bakanı ve kendisine bağlı güvenlik kuruluşları ne yapıyordu?

- Peki Yerlikaya “Ben 11 ayda 486 örgüt çökerttim” mesajını verirken kendisinden önceki bakanın payına ne düşüyordu?

Ve son soru:

- Bu detaylar ve sorular önümüzde dururken Soylu ile Yerlikaya’nın karşı karşıya gelmek için fitneye ihtiyacı var mı?