Vatan Gazetesi'nden Murat Çelik'in bugün köşesine taşıdığı habere göre; Ankara, İstanbul, İzmir, Bursa, Trabzon, Konya, Gaziantep, Amasya, Malatya, Muğla ve Ağrı'da bulunan ‘Seferberlik Tetkik Kurulu Bölge Başkanlıkları’ kapatıldı.Yurt çapındaki toplam 16 başkanlıktan 11’inin varlığına son verilirken, geriye sadece şu adreslerde, 5 Seferberlik Bölge Başkanlığı kaldı: İskenderun, Diyarbakır, Van, Kars ve Edirne.
İşte Çelik'in yazısı;
Genelkurmay İkinci Başkanı’na bağlı olarak görev yapan Özel Kuvvetler Komutanlığı bünyesinde faaliyet gösteren başkanlıklar, Seferberlik Tetkik Kurulu’nun bölge temsilcilikleri niteliğinde.
1952 yılında kurulan bir yapı...
Görevi -en özet ifade ile “Bir işgal durumunda sivil halkı teşkilatlandırmak”.
Biraz daha detaylı tanımlamak gerekirse, “Ülke bütünlüğünü tehdit eden her türlü unsuru engellemek maksadıyla, düşman ülke ve unsurların yurt içinde uyguladıkları ekonomik, psikolojik, siyasi vb. işgalini hedefleyen GNH (gayrinizami harp) faaliyetlerini tespit etmek ve karşı tedbirleri planlamak”.
Özellikle ‘Çukurambar vakası’ olarak kayda geçen, Bülent Arınç’a suikast hazırlığı iddiası sonrası yapılan ‘Kozmik Oda’ aramaları ile birlikte ülke gündeminde yer bulan Seferberlik Tetkik Kurulu, artık sadece 5 bölge başkanlığı ile (adeta sembolik boyutta) devam edecek faaliyetine.
Bu gerçek, hafta başında (20 Mayıs 2013) açıklanan tayinler ile ortaya çıktı.
Ankara, İstanbul, İzmir, Bursa, Trabzon, Konya, Gaziantep, Amasya, Malatya, Muğla ve Ağrı’daki bölge başkanlıklarında görev yapan ‘Bordo Bereli’ subay ve astsubaylar Özel Kuvvetler Komutanlığı’nın farklı birimlerine atandı ve yerlerine yeni atama yapılmadı.
Hemen ardından da, bu 11 ildeki bölge başkanlık binalarının belediyelere ya da sivil kurumlara devredilmesi süreçleri başladı.
Şu günlerde, telefon hatlarının iptal işlemleri yapılıyor, en önemlisi de her başkanlığın gizli bilgi ve belgelerinin yer aldığı ‘kozmik odalar’ boşaltılıyor.
Kozmik belgeler, Ankara’ya, Genelkurmay Başkanlığı’nın belirleyeceği birime taşınacak.
Son yıllarda fazlasıyla tartışmaya konu olan bu birimin fiilen lağvedilmesi konusunda bilgi istediğim askeri kaynaklardan gelen yanıt şöyle oldu:
“Söz konusu olan, yeni tehdit değerlendirmesi kapsamında, artık işgal ihtimali kalmadığı değerlendirilen bölgelerdeki başkanlıklarda görev yapan ve atıl kalan özel kuvvetler personelinin daha etkin kullanılması maksadıyla alınan bir tedbir. O gücün, farklı birimlerde kullanılması, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin etkinleşmesine olumlu katkı sağlayacaktır. Seferberlik Bölge Başkanlıkları sadece sınır hatları ve kritik öneme haiz az sayıdaki bölgede görev yapmaya devam edecek.”
‘Siyah ve Beyaz kuvvetler’ yapılanması meselesinden, fişleme ya da resmi olmayan istihbarat faaliyetinde bulunduğu iddialarına kadar birçok tartışmada adı geçen Seferberlik Tetkik Kurulu bundan böyle; İskenderun, Diyarbakır, Van, Kars ve Edirne başkanlıklarıyla, çok daha küçük bir yapıya dönüşmüş oluyor.
Başta başkent Ankara’daki olmak üzere,
11 büyük ‘kozmik oda’ tarihe karışıyor.
SEFERBERLİK TETKİK KURULU NEDİR?
1952’de kuruldu, önce Kore’ye asker gönderdi
Eski adı Özel Harp Dairesi olan Seferberlik Tetkik Kurulu (STK) 1952’de kuruldu. STK’nun ilk icraatı, 1950’de Kore’ye asker gönderme işlerinin organizasyonu oldu. Bu organizasyondan sonra 6-7 Eylül olayları ve Kıbrıs’taki Türk Mukavemet Teşkilatı’nın örgütlenmesi, 1 Mayıs 1977, 16 Mart, Bahçelievler, Maraş ile Çorum Katliamı, Abdi İpekçi cinayeti, DİSK Genel Başkanı Kemal Türkler’in öldürülmesi gibi 12 Eylül’e giden yolun kilometre taşlarında Ecevit’in sözünü ettiği Özel Harp Dairesi’nin başrol oynadığı sır değildi. Giderleri 1974’e kadar ABD tarafından, 1974’ten sonra başbakanlığın örtülü ödeneğinden karşılanan Özel Harp Dairesi’nin sivil uzantılarının MHP ve Ülkü Ocakları Militanları olduğu, bizzat o dairede görev yapmış bir general tarafından, 12 Eylül’den birkaç sene önce Ecevit’e aktarılmıştı.
Bölge başkanlığı 16 olan kurul, kendisine bağlı illerde ülkenin düşman işgaline uğraması durumunda, düşman harekâtını engellemek ve bölgeye sahip olmak maksadı ile yapılacak direniş ve ayaklanma gibi eylemleri başlatacak ve yapacak sivil kadroları barış zamanında bulup örgütlemek için çalışıyordu. Bu faaliyetlerde asla er kullanılmıyor.