Adalet Bakanı Akın Gürlek açıkladı.

Dört faili meçhul cinayet aydınlatılmış.

Biri Konya-Ankara karayolunda 2005 yılında işlenmiş. Tam 21 yıldır çözülemiyormuş.

Diğeri 2006’da Hatay’da meydana gelmiş. Bıçakla öldürülerek deniz kıyısına atılan gencin davası.

Öteki Mersin’de 2007’de yaşanmış. Betonla kapatılmış buzdolabından çıkan bir ceset var; fakat faili bulunamıyormuş.

Sonuncusu ise Kahramanmaraş’tan. 2010’da araziye atılan yeni doğmuş bir bebeğin kuşkulu ölümü...

Dört dosyada 27 kişi gözaltına alındı.

Gürlek, bakanlık döneminde 68 dosyada 75 cinayetin faili meçhul olmaktan çıkarıldığını söylüyor.

Üzeri küflenmiş dosyaları raftan indirip faillerini bulmak alkışı hak eden bir başarı.

Adalet adına ümit verici.

Aynı gayreti daha dün meydana gelen, faili belli, hatta kamu görevlileri tarafından işlenmiş cinayetlerde yeterince göremiyoruz.

Efecan Bayram’ın feci ölümünden söz ediyorum.

Sahte rapor tutup Efecan’ı suçlu çıkardılar

Efecan Bayram ve Umut Çeliksu, Muğla Dalyan’da düğün salonunda çalışıyordu.

İkisi de 16 yaşında.

Efecan, 11 yıllık bekleyişten sonra tüp bebek yöntemiyle dünyaya gelmiş.

Yoksul bir köylü ailenin biricik oğlu.

Efecan ve Umut, geçen 3 Mayıs’ta sabah 8’de işten çıktı.

Motosikletlerine binerek, Beyobası köyündeki evlerine gitmek üzere yola koyuldular.

Umut’un kaskı ve plakası var, fakat ehliyeti yoktu.

Efecan’ın ise kaskı ve ehliyeti bulunmuyordu.

Düşen plakayı koltuğunun altına koymuştu.

Köyceğiz-Fethiye karayolunda Kocabel rampasından inerken, seyir halindeki motosikletli trafik polisi Ebubekir S. ile karşılaştılar. Polis, Efecan’ın kasksız ve plakasız olduğunu görüp peşlerine takıldı.

Umut, sağa yanaşıp yavaşladı.

Efecan, kaçtı.

Polis, çocuğu takibe aldı.

KASTEN DÜŞÜRDÜ

Umut, anlatıyor:

“Polisle arkadaşım arasında kovalamaca başladı. Polis sol şeritteki arkadaşımı bariyere yaklaştırarak durdurmaya çalıştı. Bariyere iyice yaklaşınca polis, motorunu arkadaşımın motoruna kasıtlı değdirerek, bariyere çarpmasını sağladı. Arkadaşımda kask olmayınca kafasını hızlı şekilde bariyere vurdu. Motosiklet ikiye bölündü. Arkadaşım refüje düştü. Başından kanlar akıyordu. Polis, 100 metre sonra bilerek kendini düşürdü.”

Seyir halinde olan S.Ö. de kovalamacaya şahit oldu.

S.Ö., gördüklerini şöyle anlatıyor:

“Siren ya da anons duymadım. Polis, motorlunun sağ omzundan tutmaya çalıştı. Temas etti ancak tutup çekmedi. Motosikletli çocuk dengesini kaybederek, refüje çarpmasıyla kaza meydana geldi.”

Ölmese yargılanacaktı

Olay yerine gelen jandarmalar Efecan’ın polisin ayağına çarpıp düştüğü ve bariyere vurduğu yönünde gerçek dışı rapor hazırladı.

Raporda polisin siren ve çakar lambalar eşliğinde dur ihtarında bulunduğu yalanı yazıldı.

Efecan’ın dur ikazına uymayarak kaçmak ile aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uymamak kurallarını ihlal ettiği savunuldu.

Kaynak olarak ekle

Çocuğun çift taraflı yaralanmalı trafik kazası sonucu öldüğü ileri sürüldü.

Ölmese yargılanacaktı, Efecan.

İfadesi alınmadı, göreve devam ediyor

Polis Ebubekir S., başta şüpheli değildi.

Ne gözaltına alındı...

Ne de ifadesine başvuruldu.

Oysa yazılan gerçek dışı rapordan, delillerin karartıldığı baştan belliydi.

Dahası vardı üstelik.

Ebubekir S., Motosiklet Trafik Polisi Eğitimi almamıştı. Ancak a sınıfı sürücü belgesine sahip olduğu için motosikletli trafik polisi timinde görevlendirilmişti. Aslında hiçbir deneyimi yoktu.

Efecan’ın ölümünü 8 Mayıs’ta kamuoyuna duyurdum.

Köyceğiz Cumhuriyet Başsavcılığı, ben dile getirince bilinçli taksirle ölüme neden olma iddiasıyla soruşturma izni istedi.

Ula Kaymakamlığı, 8 Ağustos’ta izin verdi.

Gerekçe şu şekilde:

“Polisin yüksek hızdaki motosiklet sürücüsüne eliyle temas etmesi halinde dengesini kaybederek kaza yapabileceğini öngörmesine rağmen eylemlerine devam ettiği...”

Bekliyorsunuz ki polis, gözaltına alınsın değil mi?

Çok beklersiniz!

Savcılık adliyeye bile getirmedi.

İfadesinin alınması için 28 Eylül’de Emniyet’e yazı yazdı.

Meslektaşları kılını kıpırdatmadı.

Savcılık 14 Ekim’de yazısını tekrarladı.

Yine işlem yok.

Polis firari mi?

Hayır.

Yalnızca birimi değişti.

Dalaman’da işine devam ediyor.

Polisi  KİM KORUYOR?

Bayram Ailesi’nin avukatı Paşa Büyükkayaer, “Bir suç polisler tarafından işlendiğinde suç olmaktan çıkmıyor” diyor.

Büyükkayer, şöyle devam ediyor:

“Bir trafik kazasında ölüm meydan gelirse şöför tutuklanır. Bu olayda savcılık bilinçli taksir olduğunu kabul ediyor. Buna rağmen polis ne açığa alındı ne ifade verdi. Gariban bir köylü çocuğu olmasından kaynaklı dosyanın üzerine kimse gitmiyor.”

Polisi kim koruyor?

Niçin gözaltına alınmıyor ve ifadesine başvurulmuyor?

Bir meslektaş dayanışmasıyla mı karşı karşıyayız?

Bu polis sosyal medyada siyasi yorum yazsaydı dakkasında meslekten atılır ve tutuklanırdı. 16 yaşında bir çocuğun ölümüne neden olmak suçtan sayılmıyor mu?

Yahut şöyle sorayım:

Hayatını kaybeden, Köyceğizli bir köylü çocuğu olmasa yargı ve emniyet bu denli umursamaz davranır mıydı?