Sevgili okuyucularım, gün geçmiyor ki Ergenekon ve Balyoz sanıklarından en az bir mektup gelmesin!
Bu insanlar haksız yere tutuklandı, Balyoz’da hepsine en ağır cezalar verildi ve bu yapılırken düzmece belgeler kullanıldı. Hukuk siyasete alet edildi. Onlar şimdi çeşitli hapishanelerde, çıkmaz ayın son çarşambasında verilecek Yargıtay kararını bekliyor.
Eğer bu hukuk ihlallerini Yargıtay da görmezse, vay adaletin, hakkın ve hukukun haline.
Ne yazık ki, aldığım o mektupların her birine burada yer veremiyorum.
Dün son mektubu gazeteci arkadaşım, 64 yaşındaki Ergenekon tutuklusu, Aydınlık gazetesi yazarı Hikmet Çiçek’ten aldım ve sizlere aynen iletmeye karar verdim...
Çünkü bu mektup bir ibret belgesidir.
Hukukun nasıl ayaklar altına alındığının göstergesidir.
İşte mektubun tam metni:

* * *

“Sayın Emin Çölaşan, 25 Mart 2008 gününden beri “Ergenekon davası” tutuklusuyum. 25 yıllık gazeteciyim. Siz bu mektubu okurken cezaevinde 5. yılımı tamamlamış, 6. yıla “basmış” olacağım.
Bu davanın ne olduğunu, nasıl açıldığını, kimlerin yargılandığını sizler de biliyorsunuz, uzun uzun anlatmaya gerek yok.
Nasıl ki “Balyoz davası” denilince sayıları binleri aşan sahte dijital belgeler, “Odatv davası” denilince uzaktan gönderilen virüsler akla geliyorsa, Ergenekon denilince ilk akla gelen gizli tanıklardır.
Ergenekon davası, gizli tanık beyanları üzerine kurulmuştur.
Eski dilde “muteber” sözcüğü saygın, değer verilen, itibarı olan, hatırı sayılır, inanılır, güvenilir anlamına gelir. Ergenekon’un gizli tanıkları, savcıların ve mahkemenin en muteber tanıklarıdır!
“Veli Küçük köpeklerimi zehirledi, atımı kesti.” (Gizli tanık 15), “Öcalan’a suikast görevi bana verildi. Kabul etmedim, benim yerime Yeşil gitti.” (Gizli tanık Kıskaç), “Kola içirdiler,
bademciklerimi aldılar.” (Gizli tanık Akdeniz), Necip Hablemitoğlu’nun öldürülmesini Sami Hoştan ile Veli Küçük teklif etti.” (Gizli tanık C), “Levent Ersöz’le Cemil Bayık Hezil çayında buluştu.” (Gizli tanık İlkadım), “Ordu müdahale etsin diye telgraf çektirdiler.” (Gizli tanık Kurşun), “Saddam Hüseyin’in ajanını ilaçla uyuttum, çantasını aldım.” (Gizli tanık Aydos),
“Bombaları atmak için Muzaffer Tekin 500 bin dolar teklif etti.” (Gizli tanık 9), “Cezaevinde
başsavcının odasında birlikte rakı içerdik.” (Gizli tanık Hisar), “Zar oynarım, yanık oynarım, pavyon alemine takılırım.” (Gizli tanık Poyraz) diyenler, Ergenekon davasının muteber tanıklarıdır!
İçlerinde mesleği olan, eli ekmek tutan bir kişi bile yok. Aralarında koyun hırsızı da var, oto hırsızı da, kız kardeşinin kızını satan da var. Cinayet, uyuşturucu kaçakçılığı, gasp, tecavüz, adam yaralama, adam kaçırma, dolandırıcılık, fuhuş hükümlüleri... Sabıkaları yüklü.
(İçlerinde ayrıca küçük erkek çocuklara tecavüzden yatanlar da var. EÇ.) Ergenekon davasında 12 PKK itirafçısı “gizli tanık” olmak için başvurdu ve bir kısmı dinlendi. Gizli tanıklar arasında Dev-Sol, DHKP-C ve Hizbullah itirafçıları da bulunuyor...
Onların hiçbir kanıt, olgu, bilgi ve görgüye dayanmayan ifadelerine dayanarak Ergenekon sanıkları yıllardır hapiste tutuluyorlar. Ve gene onların ifadeleri esas hakkında mütalaa ve hükme esas teşkil edecek!
AKP iktidarı tarafından yasalaştırılan gizli tanıklık uygulaması, Türkiye’de uygulandığı biçimde dünyanın hiçbir ülkesinde mevcut değildir.
Gizli tanıkların duruşma tutanaklarına yansıyan marifetlerini, yakında çıkacak olan “Ergenekon’un Gizli Tanıkları” (Kaynak Yayınları) adlı kitabımda bulacaksınız.

* * *

“Özel hukuki durumum ise hukuk fakültelerinde ders olarak okutulacak niteliktedir!
Şöyle ki;
Tutuklandığım suçtan yargılanmıyorum! (Devletin gizli belgelerini temin etmek, TCK. 326/1’den tutuklandım. İddianamede bu suçtan ceza talebi yok.)
Yargılandığım maddelerden ise hakkımda tutuklama kararı yoktur! (Silahlı örgüt üyeliği, TCK 314/2) Tutuklu sanıklar arasında hukuken bu durumda olan sadece ben varım. Tutuklu olarak yargılanmamda kanuna açıkça aykırılık var iken tahliye talebim sürekli olarak reddedilmektedir.
Bu durum, ceza yargılamasında kabul göremeyecek açık bir yasa ihlalidir. Mahkemede ben ve avukatlarım tarafından bu durum defalarca dile getirilmesine rağmen tahliyem sağlanamamaktadır.
Görülüyor ki, bu dava bir hukuk davası değildir. Cumhuriyet’le hesaplaşma davasıdır.
Bu dava toplumu sindirmek, susturmak, korkutmak için açılmıştır. Burada hukuk sadece bir alettir.
Böyle bir mahkemeye zerre kadar güvenimiz olabilir mi?
Şunu biliyoruz. Bu mahkemenin görevi, önceden saptanmış bir kararı yüzümüze karşı okumak olacaktır.
Saygılarımla. Hikmet Çiçek. 1 No’lu Kapalı Cezaevi F/7-Silivri.”

Ve bir Silivri kitabı daha

Silivri cezaevinde yatmakta olan Balyoz ve Ergenekon tutukluları çok ilginç kitaplar yazıyor.
Bunlardan biri de, Ergenekon’dan yatırılmakta olan yazar Ergün Poyraz.
Ergün, bu soruşturmada ilk tutuklanan kişilerden biri. 2007 yılının temmuz ayında tutuklandı. Bildiğim kadarıyla Silivri duruşmalarına katılmıyor. İşlediği suç bilinmiyor, ancak hakkında müebbet hapis cezası isteniyor. Ergün Poyraz geçmişte de çok ilginç kitaplar yazmış, AKP iktidarıyla birlikte Abdullah-Tayyip ikilisinin hışmını çekmişti.
Tutuklanma nedenlerinden birincisi, yazdığı o kitaplardır. Onları okuyan Abdullah Gül ve Tayyip çileden çıkmışlardı:
“Musanın Çocukları Tayyip ve Emine”, “Takunyalı Führer”, “Musa’nın Gül’ü”, “Patlak Ampul”, “Kanla Abdest Alanlar”, “Amerika’daki İmam”...
Sen böyle kitaplar yazarsan, içeri tıkılmaya mahkumsun kardeşim!

* * *

Şimdi elimde Ergün Poyraz’ın hapishanede yazdığı son kitabı var:
“İplikçi. Kirli İşler Yumağı.” (Tanyeri Kitap.) Doğrusunu isterseniz kitap elime önceki gün geçti. Henüz tamamını okuyamadım ama belli bölümleri okudum.
Yine muhteşem bir kitap.
İçinde günümüzün iktidarını, mafya babalarını, şirketleriyle malı götüren yalakaları, bazı MİT görevlilerini, Tayyip’le bazılarının ilişkilerini, Apo‘yu, PKK’yı, Danıştay saldırısını ve Danıştay katili Alpaslan Arslan’ı, Mehmet Ali Ağca’yı, başkalarını, Ergenekon davasını ve geçmişin ilginç karanlık olaylarını bulacaksınız.
Ergün Poyraz’a ellerine sağlık diyorum, bu kitabı mutlaka okumanızı öneriyorum.

* * *

Emin Çölaşan’ın notu:

Ey Batman Valisi, o yazıları Atatürk heykelinden kim söktürdü? Senden tık yok! Haberin olmadığını söylüyorsun, bunu yemezler.
Demek ki Batman’ın göbeğinde olanlardan bile haberin olmuyor.
Ne biçim valisin sen?