Türk basınında en çok ses getiren röportajlara imza atan Akbay “Yaş 75 Yolun Yarısı” kitabıyla okurlarıyla buluşuyorEfsane gazeteci Ertuğrul Akbay, “Yaş 75 Yolun Yarısı” kitabıyla okurlarıyla buluşmanın heyecanını yaşıyor. Akbay, “Genç ve Sağlıklı kalmanın” sırlarını anlattığı kitabında yarım asra yaklaşan gazetecilik anılarına da geniş yer veriyor.
“Ben ne doktorum, ne diyetisyen, ne de spor hocasıyım... Ben bir kobayım” önsözüyle başlayan kitapta Akbay, tamamen kendi deneyimleri sonucu bulduğu ve kendisinin de genç kalmasını sağlayan önemli ipuçlarını okurlarıyla paylaşıyor.
Ertuğrul Akbay bu kitabında; İlaçsız Ameliyatsız Boy Uzatmaktan, Fiziksel ve Ruhsal Yönden Nasıl Güçlü Olunura, Takıntılardan Kurtulmanın ve Mutluluğu Bulmanın Yollarından

tutun da...
Kansere karşı neler yemeli, nasıl yaşamalı? İlaçsız ve ameliyatsız bel fıtığı ve menisküsten nasıl kurtulmaya kadar birçok ilginç konuya yer veriyor...
“Çocuklarınıza mutlaka okutun”
Kitabını SÖZCÜ’ye anlatan Akbay “40 yıldır araştırdığım bu bilgileri, son 10-15 yılda kendi üzerimde yaptığım denemeler sonucu yazdım. Bu kitabı mutlaka çocuklarınıza da okutun. Zira, küçük yaşta bu kitapta yazılanlar uygulanırsa, çocuklarınız ileri yaşlarında her yönden çok daha sağlıklı ve güçlü olurlar” diyor.
Akbay kendi formunu neye borçlu olduğu sorusuna ise şu yanıtı veriyor:
“Gazeteci olmam sayesinde yılın neredeyse 9 ayını yurt dışında geçirirdim. Bu sayede Kafkaslar’da 3 ay kadar yaşa
dım. Onlardan Kafkas usulü beslenmenin önemini öğrendim. Bu arada Kafkaslar’da, uzun ve sağlıklı yaşamayı yıllardır araştıran Tıp Konseyi Üyesi Prof. Sultanov ile tanıştım. Sultanov’dan uzun yaşamak için neler yemeli, neler içmeli, neler yapılması gerektiğini öğrendim. Hindistan’da Hint fakirleri arasında da aylarca kaldım. Burada 5 duyu eğitimini, meditasyonu, öğrenip bilinçaltı gücünden faydalanma yönteminin eğitimini aldım.Öte yandan, ayak basmadığım kıta kalmadı. Her gittiğim yerde de sağlıkla ilgili araştırmalar yaptım. Sonunda genç ve güçlü kalıp uzun yaşamak için neler gerektiğini öğrendim. Öğrendiklerimi de bu kitabımda anlattım.
Ertuğrul Akbay kimdir?
Galatasaray Lisesi’ni bitirip yüksek tahsilini tamamladıktan sonra gazeteciliğe 1965 yılında Hürriyet spor servisinde başladı. Daha sonra Günaydın’da yurt dışı muhabiri olarak çalıştı. Yaptığı her röportaj olay yarattı. Gölge Adam olarak da iş dünyasındaki yolsuzlukları ortaya çıkartması
mesleğindeki ününe ün kattı.İŞTE KİTAPTAKİ O ANILAR
Ecevit beni neden kovdurmak istedi?
TÜRK basınında “röportaj” deyince akla ilk gelen isimlerden biridir Ertuğrul Akbay. Hollywood starlarından, dünya liderlerine, Kongo’daki Pigme’lerden, güzellik kraliçelerine kadar “atlatma” röportajlarda hep onun imzası vardır. Halkın ilgiyle, meslektaşlarının ise gıptayla takip ettiği Akbay, o yıllardan anılarına da kitabında yer veriyor. Akbay, merhum Başbakan Bülent Ecevit’le bir anısını okurlarına şöyle aktarıyor: “Yıl 1978... Yurtdışı seyahatlerinin birinin öncesinde devrin Başbakanı Bülent Ecevit beni gazeteme şikayet edip, ‘Ertuğrul Akbay’ı seyahatlerimde artık görmek istemiyorum’ diyordu. Aslında haklıydı. Ecevit’lerin en son İngiltere seyahatindeki atlatma haberim bu işin adeta tuzu biberi olmuş. Ve Ece- vit’leri çok kızdırmıştı. Bu yüzden beni patronum Haldun Simavi’ye şikayet edip kovdurmak istemişti.”
Rahmetli Özal’la nasıl tanıştım?Ertuğrul Akbay, Türkiye’nin gelmiş geçmiş tüm siyasi liderleri; Celal Bayar’dan Demirel’e, Ecevit’e, Erbakan’a ve Özal’a kadar ‘çok özel’ röportajlar yaptı. Akbay’ın, merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal’la yaptığı röportajlar ise çok ses getirmişti. İşte kitaptan Özallı bir anı: “Turgut Özal, Başbakan Müsteşarı’ydı. Röportaj isteklerimi sürekli geri çeviriyordu. Özal’la röportaj yapmak için tek çarem annesi Hafize Teyze kalmıştı... Rahmetli Hafize Özal ile 1977 yılında Mekke’de Hac sırasında tanışmıştık. Beni de çok sevmişti. Aramızda güzel bir iletişim kurulmuştu. Kendisini arayıp, durumu anlattım. Ertesi gün de Hafize Teyze’ den müjdeli haber geldi. Bana ‘Seni yarın Ankara’daki ofisinde bekliyor’ dedi. Ankara’ya gittiğimde... Turgut Özal beni gülümseyerek karşıladı. Belki de bu inatçılığım çok hoşuna gitmişti.”