Sözcü Plus Giriş

Corona günlerinin eğlenceli adresi: Oyuncak Müzesi

Hepimizin çocukken oynadığımız oyuncakların yeri ayrıdır. Oynadığımız naylon arabaları, minik metal askerleri bir yerde gördüğümüzde veya konusu açıldığında mutlu bir duygu beliriverir içimizde. İstanbul ve İzmir’in ardından Türkiye’deki üçüncü oyuncak müzesi olma unvanına sahip Antalya Oyuncak Müzesi corona günlerinde evlerine kapanan çocuklar hatta büyükler için güzel bir alternatif sunuyor.

İsmail AKIN
Güncellenme: 13:46, 15/12/2020
Corona günlerinin eğlenceli adresi: Oyuncak Müzesi

Antalya Kaleiçi'nde tarihi bir binanın içerisine yerleştirilmiş 1860'lardan, 1980'lere dek antika değeri de taşıyan 3 bine yakın oyuncak, bu oyuncaklarla anlatılan dönemler ve tarihi olaylar insanı hem eğlendiriyor hem de bilgilendiriyor.

Türkiye'nin ilk oyuncak Müzesi İstanbul Oyuncak Müzesi'nin kurucusu Sunay Akın öncülüğünde 2011, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nda açılan, Antalya Büyükşehir Belediyesi'nin önemli projelerinden biri olan müzeyi bugüne kadar 850 bin kişiden daha fazla kişi ziyaret etti.

“GEÇMİŞLE BUGÜN ARASINDA BAĞ KURABİLEN ÇOK ÖZEL MEKANLAR”

FOTO: SÖZCÜ

Oyuncak Müzelerinin, yeni müzecilik anlayışının hedeflerine ulaşmasında çok önemli rol oynadığını belirten Antalya Oyuncak Müzesi Müdürü Saliha Özdemir İpek şunları söyledi:

“Antalya Oyuncak Müzesi,  kentlilik bilincinin verilmesinden, çağdaş, gelişmiş, araştırmacı, sorgulayıcı bireyler ve toplumlar yaratma misyonuyla 23 Nisan 2011 ‘den beri çalışmalarını sürdürmektedir.  Her yaş grubundan ziyaretçisine, geçmişe götüren, hayal kurduran, samimi, sıcak, eğitici ve eğlendirici bir ortam sunmaktadır. Antalya'nın eski ve önemli yerleşim yerlerinden biri olan Kaleiçi ‘n de, mimarisi ile göz dolduran bir mekanda, zengin ve seçkin koleksiyonu ile ilgi odağı olmaya devam etmektedir. Ayrıca Antalya Oyuncak Müzesi, atölyeler, kurslar, seminerler, masal, müzik, tiyatro etkinlikleri ile de faaliyetlerine devam etmektedir. Oyuncak müzeleri “anı müzeleridir”, çocukluğun en güzel hatırlarının canlandığı, geçmişle bugün arasında bağ kurabilen çok özel mekanlardır. Pandemi sürecinde toplumların bu tür müzelere ne kadar çok ihtiyaç duyduklarını gördük.”

FOTO: SÖZCÜ

“SAĞLIK VE HİJYEN AÇISINDAN GÜVENLİ BİR ORTAM OLUŞTURDUK”

Pandemi, her alanda olduğu gibi müzecikte de yeni bir dönem açtığını dile getiren Özdemir; “Bu süreçte tüm dünya müzeleri yeni öngörüler, kararlar, uygulamalar, stratejiler geliştirdiler ve uygulamaya geçtiler. 1 Haziran 2020 tarihinde müzeyi yeniden ziyarete açtığımızda, neyle karşılaşacağımızı tam olarak bilmiyorduk. Sağlık ve hijyen açısından güvenli bir ortam oluşturduk ve  binlerce ziyaretçiyi ağırladık. Oyuncak Müzelerinin iyileştirici, onarıcı, şifacı gücüne bir kez daha şahit olduk. Salgın sürecinde, sorunlar, gelecek korkusu ve kaygılar ile başa çıkmak, soluk almak, umutları yeşertmek  için ihtiyaç duyulan bir mekan olduğumuzu gördük. Türkiye'nin hemen hemen her bölgesinden, yurt dışından misafirlerimize kapılarımızı açtık. Hatta Ekim 2020’de bugüne kadar ki en yüksek yabancı turist girişi ile karşılaştık. Bu salgın süreci bize, yaptığımız işin önemini ve ne kadar büyük sorumluluk gerektirdiğini bir kez daha gösterdi, bundan sonraki projelerimiz için yeni ufuklar açtı” dedi.

FOTO: SÖZCÜ