Samsung Galaxy S6 ile en çok merak ettiğim cihaz olan HTC One M9’u geçtiğimiz hafta kullanma şansına eriştim.

İlk izlenimim cihazın M8’de çok beğendiğim tasarımının küçük değişikliklere uğramış olmasıydı.
Zaten fotoğraflarından da bunu anlamıştık. Ama cihazı elime alınca tasarım anlamında olumlu değişiklikler olduğunu fark ettim. Bir kere gerçekten HTC’cilerin dediği kadar iyi, hatta kuyumcu inceliğinde bir işçiliği var kasasının. Tek parça arka bölüm ve altın renkli çerçeve ele iyi oturuyor. M8’deki elden kayma sorunu çözülmüş gibi. Genel olarak insanda lüks duygusu uyandıran bir tasarım. Malzeme kalitesi ve işçilikten bahsediyorum.
Arka bölümdeki en önemli gelişme 4 MP’lik ultra piksel kamerasının gitmiş olması. Artık 20 MP bir kamera var. Ultra piksel kamera ise artık ön kamera olarak hizmetimizde…
Kamera gün ışında hakikaten süper!
Ama düşük ışıkta sihir biraz kayboluyor.
Kameranın yaratıcı özelliklerinden fotoğrafın arka planını bulanıklaştıran ‘Bokeh’ efekti çok hoşuma gitti. Ayrıca kameranın bir çok özelliğini (Asa, Beyaz ayarı gibi) manuel kullanma imkanını sevdim.
5 inç. ekran full HD çözünürlükte. Arka alan parlaklığı, netlik ve karakterlerin keskinliği hayli iyi.
Boom Sound’u geliştiren firma, ses konusunda bir adım daha ileri gitmiş ve stereo hoparlörlere bu kez Dolby de karışmış. Telefonun sesi gerçekten etkileyici.
Qualcomm Snapdragon 810 sekiz çekirdekli işlemci etkileyici bir hız sunuyor. M8’e göre hızın artışı hemen hissediliyor.
HTC One M9 gerçekten etkileyici bir cihaz. Galaxy S6’nın en önemli rakibi olmuş bence.

 

whatsappWhatsApp ile alo diyoruz


Ahh WhatsApp, hem sevdiğim hem de nefret ettiğim WhatsApp.
Bir mesajla bizi sevdiğimize kavuşturan ama o hain ‘Son görülme saati’ özelliği ile de nice yuvalar yıkan zalim Whatsapp!
Şimdi kendileri yeni bir özelliğe sahip... Artık kendileri üzerinden sesli görüşme yapabiliyoruz.
Geçen hafta hayatımıza giren bu özelliği hemen test ettim.
Öncelikle telefon gelirken ortaya çıkan ara yüz çok güzel. İnsana “Keşke GSM aramalarında da ana ekran böyle görünse” dedirtiyor.
Ses kalitesi ise bağlı olduğunuz internet ağının hızına bağlı. Açıkçası ben çok şahane bir ses kalitesine ulaşamadım. Bu özellik ağırlıklı olarak yurtdışı seyahatlerde çok seveceğimiz bir özellik olacak gibi görünüyor.

 

IWatch yorumları pek parlak değil gibi


 

iwatch

Yurtdışı teknoloji basını Apple’ın beş yıldır ürettiği tamamen yeni ürünü kullanmaya başladı.
Merakla yorumları takip ediyorum.
Açıkcası ilk tepkileri karışık.
Genel olarak Apple ürünlerine karşı hayranlıkla dolu olan ve sanki daha önce üretilen akıllı saatleri hiç kullanmamış gibi davrananlara göre bile müthiş bir cihaz değil.
Bu da bende Apple’ın tüm süslemelerine, binlerce liralık altın versiyonlarına karşın şimdiye kadar üretilen akıllı saatlerden çok farklı bir cihazla karşımıza çıkmadığı izlenimini yaratıyor.
Anlatılanlardan Apple’ın uygulama konusunda değişik yaklaşımlarının olduğunu ve bazılarının gerçekten eğlenceli olduğu ama verimlilik konusunda Android cihazların fonksiyonları üzerine büyük bir yenilik getrimediğini görüyorum.
Bir şarj ile 18 saat çalışan IWatch’ın her gün şarj edilmek gibi Android cihazların da uzun süreli kullanımda önünü kesen bir aktiviteye ihtiyacı olması, daha uzun dayanan piller icat oluncaya kadar pratik olmayacağını gösteriyor.
Bence akıllı saatlerin önündeki şimdilik en önemli engel bu.
Ben 24 saat kol saatini çıkarmayan biriyim. Gece uyandığımda saati görmek isterim. Maalesef akıllı saati gece şarja takmak zorunda kalmak benim gibi insanlar için ciddi sıkıntı.
Ya da şarj etmeyi unuttuğunuzda günün en beklenmedik yerinde saatin pilinin bitmesinin yarattığı tatsızlık bu cihazların evlerin köşelerinde kıyılarında sonlanmasını sağlıyor.
Açıkçası IWatch’tan pil konusunda beklentim büyüktü.
Bu karşılanmadığına göre IWatch konusunda beklentileri küçültebiliriz bence.