Yılların Adnan Şenses'iyle Zeytinburnu’nda sahibi olduğu benzin istasyonunda buluştuk. “Nazlı kızım” dediği Dalmaçyalı köpeği Shery’nin de yer aldığı sohbete Günay'da yaptığı sahne performansından başladık.Adnan Şenses, gazino sahnesine çıktı ve sevenleriyle buluştu. Sevenlerinin endişeleri seni korkutmadı mı?
Allah’ın izniyle o geceden alnımın akıyla çıktım. Doktorlarımın da onayını aldım. Mesela, son eforum ve kalp elektrom çok iyi çıkmıştı.
Aklımıza bile getirmek istemiyoruz ama Adnan Şenses’in kalbi o gece tatsız bir şaka yapmaya kalksaydı.
Doktorlarım yanımda oldu. Ayrıca gerekli tüm tıbbi cihazlar gazinoya taşınmıştı. Kapıda da tam teşekkülü bir ambulans bekletildi. Prof. Dr. Bingür Sönmez, Prof. Dr. Deniz Şener ve asistanları beni izledi. Tedbirlerimizi almıştık, sonrası alın yazısıdır. Ben sahneyi, alkışları, bana hasret olanların sevgi gösterilerini gördüm ve mutlu oldum.
TRT İzmir Stüdyoları’ndaki canlı yayın sırasında kalp krizi geçirerek hayata veda eden Zeki Müren’le ilgili olarak “Keşke o canlı yayına katılmasaydı, çok heyecanlandı” denilmişti…
Ben bunu hiç düşünmüyorum. Allah’ın dediği olur. Zeki’nin (Müren) kaderiymiş bu.
Ölüm sahnede gelecekse buyursun, Allah canımı alacaksa da sahnede alsın. Müzik benim her şeyim. Dünyaya bin kere gelsem de yine müziği seçerdim. Müziğe hayatımı verdim ama maddi karşılığını alamadım. Ne yazık ki ben müzikten değil ticaretten para kazandım. Geleceğimi sanatla değil ticaretle garanti altına aldım. Altı kez evlilik yaptım ve her eşime ayrılırken bir şeyler verdim. Beşinci eşime Kandilli’de bir yalı hediye ettim. Bunları ticaretle kazandım. Bunun ötesinde sanat hayatımda kazandıklarımla yedim, içtim, eğlendim ve çapkınlık yaptım.

Sanat dünyasının bir dönem en çapkın erkeğiydi Adnan Şenses…
Öyle bir rivayet vardı (gülümsüyor). Bekar, yakışıklı, güzel giyinen, şöhretli bir adam olarak çapkınlıklarım çok oldu. Ancak ben günlük yaşardım, o gün kazandığımı harcardım. Kırantaydım, hovardaydım, yaşamasını severdim. O gece sahneden aldığım parayı son kuruşuna kadar harcardım. Öyle ki bazı geceler arabamın benzini biterdi, benzin alacak param olmazdı. 1974 yılına kadar kirada oturdum.
Ticarete ne zaman atıldın?
1977’de ilk akaryakıt istasyonumu kurdum. Tamer Yiğit’le ortak başladık, sonra o hisselerini aldı çekildi ve ben yoluma devam ettim. Üzerinden 35 yıl geçti. Ticaret madden, müzik manen tatmin etti beni.
Anılarını bir gün yazacak mısın?
Anılarımı yazmam. Çünkü yazarsam her şeyi açıklamam gerekir ve bu durumda da pek çok kişi kırılır. Her kazanovanın hayatında farklı olaylar vardır. Ben bir kazanovaydım ve yaşadıklarım benimle mezara gidecek. Delikanlı adam birlikte olduğu kadınları açıklamaz. Geçmişte yaptığım hataların şimdi farkına varıyorum. Bakın, altı kez nikah masasına oturdum ben ve sadece bir çocuğum var. Ne kadar mantıklı bir karar almışım. Her evlilikten iki çocuk yapsaydım, bir düzine çocuğum olacaktı. Çok büyük bir sorumluluk olacaktı bu.

Başbakan böyle konuştuğun için sana kızacak. Çünkü o “En az üç çocuk yapın” diyor…
Nüfusun artmasını istiyor başbakan, o yüzden öyle konuşuyor. Ancak hüner çocuk yapmak değil, çocukları topluma faydalı şekilde yetiştirmektir.
Adnan Şenses özel anılarını yazmıyor ama gazino sahnelerinde yaşadıklarını yazsa fena mı olur?
Bak bu olur, gazino anılarımı yazabilirim. Neler yaşadım, neler gördüm. 1953 yılında müzik hayatına atıldım. Ben müziğe başlarken Zeki Müren zirvede bir sanatçıydı. 1960’ta Tepebaşı Gazinosu’nda Müzeyyen Senar, Behiye Aksoy, Orhan Boran, Muzaffer Akgün, Gönül Yazar ve ben çıkıyorduk sahneye… Ben sahneye çıktığımda İstanbul’da yer yerinden oynardı. Zeki Müren her gazino programıma gelip beni izliyordu. Kıskançlığından peçeteleri buruşturup kalkıp gidiyordu. Hiç unutmam Amerika’da yaşayan Ahmet Vatansever adlı bir hayranım vardı, inşallah yaşıyordur. Ben sahnedeyken torbadan avuç avuç altın çıkarıp atardı.
Adnan Şenses sanat hayatında seyircisine de her zaman saygılıydı…
Evet, saygılıydım. Çoğu kişi sahneye her zaman sarhoş çıktığımı söylerdi. Kurusunu da içmiş, yaşını da içmiş, kafayı bulmuş şarkı söylüyor Adnan Şenses diye düşünürlerdi. Oysa bunların hepsi yalan. Şarkıları yüreğimde duyarak söylerim ben. Hücrelerime kadar etkilenirim şarkı söylerken.
Alkol almadın mı hiç?
Aldım. 1970 yılında alkole başladım. 1982’de sigarayı, 1990’da da alkolü bıraktım.

Çok içer miydin?
Her akşam bir büyük, bir küçük içerdim. Alkolü de başbakanın sayesinde bıraktım.
Bugüne kadar Adnan Şenses’in kapısını çalan ve “Hadi bize katıl” diyen siyasiler olmadı mı?
Süleyman Demirel’den Turgut Özal’a kadar kapımı çalan çok siyasi oldu. Ancak benim politikayla işim olmaz. MHP’den de çok çağırdılar, hatta onlara da sıcak baktım ama sonuçta girmedim. Meclis’e girseydim, her gün olay çıkacaktı, hedef olacaktım. Hep yanlışım aranacaktı. Hayatımda her şeyi doğru yaptım ben. Vatanıma hizmet ettim. Ateşli bir Atatürkçü'yüm.
Bu mekanda da Atatürk fotoğraflarını görüyoruz…
Ben asker çocuğuyum. Babam, Kurtuluş Savaşı sırasında İzmir’e giren ilk subaylar arasındadır.
Keşke askerlerimize de hak ettikleri değeri versek. Çoğu paşamız Silivri’de…
Paşaların Silivri’de olmasına çok üzülüyorum. Dilerim en kısa zamanda özgürlüklerine kavuşurlar. Bu üzüntü sadece benim değil Türkiye’nin üzüntüsüdür. Her gün paşalarımın özgürlüğüne kavuşması için dualar ediyorum. 13 cumhurbaşkanı, 59 hükümet gördüm. Atatürk öldüğünde üç yaşımdaydım ve çalan sirenleri hatırlarım (gözleri doluyor). Babamın madalyalarını takıp bir protokole gitmiyorum. “Nereden satın aldın?” diye gırgır geçerler. Şarkıcıyım ya ben. Yahu bir de beni Roman sanıyorlardı.
Roman vatandaşlarımızı çok sevdiğini biliyorum…Sulukule’de dört sene yaşadım ben. Müziği daha iyi öğrenmek için oraya gittim gönüllü bir şekilde. O insanların nasıl büyük yetenek olduklarını öğrendim. Farklı bir kültürdü orası. O canım Sulukule’yi yıktılar. Yazık ettiler. Sulukule’yi, Sultan Mahalleyi, Karagümrük’ü korumak gerekirdi. Müziğimizi sırtlayanlar Romanlar’dır.
Her ne kadar Üsküdar Musiki Cemiyeti’nde, halk evlerinde, radyoda musiki kültürü aldıysam da bile Sulukule benim için Oxford’tur.
O dönem Adnan Şenses’in yaşadığı bir aşk da vardır…
(Gülüyor) Sen de neler hatırlıyorsun böyle. Evet, Sulukuleli Çingene Safinaz’ın kızına aşıktım. Her Sevgililer Günü'nde onu hatırlarım. Bana verse evlenecektim, vermedi.
Neden vermedi?
Çingene olmadığım için kızını vermedi Safinaz.
Gelelim şu dönemde Adnan Şenses’in yaşadığı ikinci heyecanı olan albümüne…
Yedi yıl sonra bir albüm yapmaya karar verdim. Çünkü herkes çok ısrar etti. Sezen Aksu sonunda ikna etti beni. İki de şarkı verdi bana. Birisi ‘Kaybolan Yıllar’, diğeri ‘Bekleyemedim’… Selçuk Tekay’ın Selami Şahin’in şarkıları var. ‘Hap Koydum Hup Koydum Kaynanama Hap Koydum’ şarkısı var, inanılmaz. Bu ayın sonunda çıkaracağım piyasaya. Ben albümüme güveniyorum ama korsan olayından korkuyorum. Lütfen korsandan almasınlar albümümü. Bu albüme emeği geçenlere haksızlık olur. Bu benim son albümümdür ona göre.
O akşam ‘Bekleyemedim’ adlı albümünden şarkılar söyleyecek misin?
Elbette o gece yeni şarkılarımı söyleyeceğim. O gece İbrahim Tatlıses, Sezen Aksu, Seda Sayan, Saba Tümer, Aziz Yıldırım,Yılmaz Ulusoy, Korkmaz Yiğit, Mustafa Kefeli, Mehmet Ali Yılmaz gibi sevdiğim dostlarım da benimle birlikte olacaklar. Benim için dua edin.