Gökbilimci ve astrobiyolojinin öncülerinden Carl Sagan tasarımı kendisine ait ünlü TV dizisi Kozmos’un sunuculuğunu da yapıyordu. Dizide bir uzay aracı evrene açılıyor, insanların yaşayabileceği yeni dünyalar arıyordu. Uzay aracının ulaşıp incelediklerinin kimisi çok soğuk kimisi çok sıcaktı, insan nefes alamazdı, atmosferleri bizim için uygun değildi ve su yoktu...

Arayış devam ederken uzay aracı bir ara yönünü belli belirsiz, iğne ucu kadar bir ışığa, ‘Soluk Mavi Nokta’ya yöneltti. Mavi nokta giderek büyürken Sagan o noktaya bakıp şunları dedi...

“Tekrar bakın... Orası evimiz! O biziz... Sevdiğimiz ve tanıdığımız, adını duyduğumuz, yaşayan ve ölmüş olan herkes onun üzerinde. Tüm neşemizin ve kederimizin toplamı. Her kahraman ve korkak, her medeniyet kurucusu ve yıkıcısı, her kral ve çiftçi, her anne ve baba, umut dolu çocuk, mucit, kaşif, ahlak hocası, yoz siyasetçi bir günışığı huzmesinin üzerinde asılı duran o toz zerresinde.

Evrenin sonsuzluğu karşısında dünya çok küçük bir sahne. Bütün o generaller ve imparatorlar tarafından akıtılan kan nehirlerini düşünün, kazandıkları zaferlerle bir toz tanesinin bir anlık efendisi oldular.

O zerrenin bir köşesinde oturanların başka bir köşesinden gelen ve kendilerine benzeyen başkaları tarafından uğradığı bitmez tükenmez eziyetlerini düşünün, ne çok yanılgıya düştüler, birbirlerini öldürmek için ne kadar hevesliydiler, birbirlerinden ne kadar çok nefret ediyorlardı.

Böbürlenmelerimiz, kendimize atfettiğimiz önem, evrende ayrıcalıklı bir konumumuz olduğu hakkındaki hezeyanımız, hepsi bu soluk ışık noktası tarafından yıkılıyor. Gezegenimiz, onu saran uzayın karanlığı içinde yalnız bir toz zerresi!

Bu muazzam boşluk içindeki kaybolmuşluğumuzda, bizi bizden kurtarmak için yardım etmeye gelecek kimse yok!

Dünya... Üzerinde hayat barındırdığını bildiğimiz tek gezegen. En azından yakın gelecekte, gidebileceğimiz başka yer yok. Ziyaret edebiliriz, ama henüz yerleşemeyiz. Beğenin ya da beğenmeyin, şu anda Dünya sığınabileceğimiz tek yer.

İnsan kibrinin ne kadar aptalca olduğunu bundan daha iyi gösteren bir fotoğraf yoktur. Birbirimize daha iyi davranma sorumluluğumuzu vurguluyor bu mavi nokta, bu yuvamız. Çünkü, bu sahip olduğumuz tek şey!”

O soluk mavi nokta, NASA’nın Voyager 1 uzay aracından ve rekor uzaklıktan çektiği uzayın sonsuzluğu içinde ‘tek başına’ görünen dünyamızın fotoğrafıydı...

***

Dünyamızın nüfusu 1950’de 2.5 milyardı!

10 yıl sonra 3 milyar 320 milyona çıktı!

Carl Sagan’ın Kozmos dizisinin yayınlandığı 1980’de 4 milyar 443 milyon oldu!

2000’de 6 milyarken, 2015’te 7 milyar 339 milyonu buldu.

Ve bugün... 8 milyar insan var o soluk mavi nokta üzerinde.

Ve evet, bitmeyen savaşlardan biri daha yaşanıyor burnumuzun dibinde.

Sagan’ın soluk mavi nokta fotoğrafına bakıp dediği gibi; o zerrenin üzerindeki bizler birbirimizi öldürmek için ne kadar da hevesliyiz ve birbirimizden ne kadar çok nefret ediyoruz!

Fakat bu bitmeyen savaşların, insanın insana yaptığı eziyetlerin, yokluğun, çaresizliklerin tek nedeni ‘insanın aptalca kibri’ olabilir mi?

Her fırsatta ‘en az üç çocuk o da yetmez beş çocuk’ önerisi yapılan memleketimizin nüfusu bile 1960’ta 27 milyonken, bugün Suriyeliler hariç 84 milyon!

Dünya nüfusunun 1950’den 2022’ye, 72 yılda 5.5 milyar artmasının sadece bizim değil çocuklarımızın, torunlarımızın bile çekeceği eziyetlerde hiç mi payı yok?

Kaynaklar kıt kanaatken artan nüfus, yokluklar, adaletsizlikler, eziyetler, üzerine birilerinin kibri, kini, nefreti ve savaşlar... Kim kurtaracak bizi bizden!