Erdoğan, altı yıl sonra önceki gün Yunanistan’daydı. 

Hiç de öyle “bir sabah ansızın” değil...

Komşuluk ilişkilerinin gerektiği bir sıcaklıkla Atina’yı ziyaret etti.

Ege’nin iki yakasına iyimser mesajlar verdi.

Dedi ki, Erdoğan:

“Aynı denizi, coğrafyayı paylaşıyoruz. Aramızda çözülemeyecek sorun yoktur.”

Ziyarette Atina Bildirgesi imzalandı.

Ege’deki 10 Yunan adasında Türk turistlere kapıda vize için el sıkışıldı. Bunlardan biri de Türkçe adı İstanköy olan Kos Adası.

Geçen yıl 21-22 Ekim’de, Barış Büyüksu’nun Yunan askerleri tarafından dövüldüğü, elektrik işkencesi gördüğü ve yarı baygın halde bota bindirilip Türkiye’ye ve ölüme itildiği ada.

Erdoğan’ın bir sabah ansızın gelmesini, hesap sormasını geçtim.

Büyüksu’nun ölümüne ilişkin neden adli yardımlaşma talebine yanıt verilmediğini ve işkenceci katillerin korunduğunu Miçotakis’e soramaz mıydı? 

Komşu “Bilmiyoruz, duymadık” diyor.

O halde...

Hatırlatayım.

VÜCUDUNDA DARP İZLERİ 

Bodrum’da 22 Ekim 2022 sabahı saat 04.25’te bir adet can salı kıyıya vurdu. 

İçinde 16 kişi vardı. 

Bunlardan 15’i Filistinliydi.

Filistinliler dokuz erkek, üç kadın ve üç çocuktu. 

Üzerlerinde can simidi bile yoktu.  

Yunanistan sahil güvenlik ekiplerince yakalandıklarını ve geri itildiklerini söylediler.

Yanlarında ağır yaralı ve baygın vaziyette bir Türk vatandaş da vardı. Vücudundaki morluklar ve darp izleri belirgindi.

Filistinliler “Yunan askerleri iki gündür bu kişiyi dövüyor ve ona elektrik veriyor” dedi.

Genç adam saat 05.52’de hayatını kaybetti.

Otopsi raporuna göre sağ ve sol elmacık kemiklerinin üzerinde yara, morartı, kabuklaşmaya başlamış yara; vücudun birçok yerinde morartılar ve sıyrıklar tespit edildi. 

Sol kolun iç tarafından “Sabret” ve sol elin dışında ise “Umut” yazılı dövme vardı.

ATİNA VAPURUNDA GÖZALTI 

Parmak izi incelemesi sonucu cesedin kimliği tespit edildi. Bu kişi 1992’de İzmir’de dünyaya gelen, Erzurum Karaçoban nüfusuna kayıtlı Barış Büyüksu’ydu.

Babası Reyis, oğlundan biri aydır haber alamadığını vurguladı.

“Yurtdışına çıktığı şeklinde bilgi sahibi oldum. Ne şekilde ve nasıl çıktığını bilmiyorum” dedi.

Hikayesi şöyleydi:

Büyüksu, karıştığı suçlardan ötürü yedi sekiz yıldır tutukluydu. Pandemide tutuklulara tanınan izinle tahliye edildi. 

İki yıl boyunca iş bulamadı.

Pandemi izni bitip yeniden cezaevine girmesi ihtimali belirince ailesinin bulunduğu Fransa’ya gitmeye karar verdi.

Bir yıl önce Yunanistan’a iltica etmiş olan cezaevi arkadaşı Ali Şahin Polat’a ulaştı.

Ekim 2022’de Bodrum’dan kaçakçı teknesine binip Kos’a indi.    Şahin’in Kos’taki evinde 20 gün kadar kaldı. Aklında Fransa’ya gitmek olduğu için iltica başvurusu yapmadı. Adada kaçak yaşadı. 

Bir yandan Kos’tan Atina’ya, Atina’dan Fransa’ya geçmek için sahte Bulgar pasaportu edindi.

Ve 21 Ekim 2022’de Kos’tan Atina’ya kalkan vapura binerken, iki polis tarafından gözaltına alındı. Büyüksu’yu uğurlamaya gelen Şahin, arkadaşının götürüldüğü anlara şahit oldu.  

İddia o ki, Büyüksu’nun sahte pasaport yaptırdığı kişi polislere çalışıyordu.

‘DÖVDÜLER, ELEKTRİK VERDİLER’

Sonrasını Filistinliler biliyor.

Ki, onlar 20 Ekim 2022’de Bodrum’dan kaçak bir botla Kos’a varmış ve aklandıkları ormanda polise yakalanmıştı.

Elleri kelepçeli halde sopalarla dövüldüler.

Bir binaya götürüldüler. 

Kadın, erkek ve çocuk demeden çırılçıplak soyunduruldular. 

Paralarına, telefonlarına ve eşyalarına el koyuldu.

Filistinli Abdurrahman Zekud, Büyüksu’yu kastederek, yan odaya bir Türk’ün getirildiğini belirtiyor.

Zekud anlatıyor:

“Bu şahsı dövüyorlardı. Acı çektiği ve bağırma sesleri odamıza geliyordu. Seslerden anladığım kadarıyla elektrik verilerek işkence ediliyordu. Elektrik vermek amacıyla kullanılan cihazın sesini duyuyordum. Gece boyunca işkence yaptılar.”

Zekad’a göre 22 Ekim’de odadan çıkarıldılar.

Büyüksu, yarı baygındı.

Deniz kenarında yüz üstü yatırdılar. 

Topluca Sahil Güvenlik botuna bindirdiler. 

Denizde bir süre seyrettikten sonra salı şişirip attılar. 

Sığınmacıları bir bir bota fırlattılar.

Tabi, Büyüksu’yu da...

Zekud: 

“Türk yarı baygın olduğu için denize düşeceği sırada tuttum ve yatırdım. 16 kişiydik. Sal küçüktü. Kadınlar ve çocuklarla birlikte üst üste binmek zorunda kaldık. Hiçbir güvenlik yoktu. Yarım saat sonra Türk Sahil Güvenlik bizi kurtardı.”

ADLİ TIP: İŞKENCE

Büyüksu’nun sabıkası, öldükten sonra işine yaradı. Parmak izi sayesinde kimliği tespit edildi. Böylelikle, Kimsesizler Mezarlığı’na gömülmekten kurtuldu.  

Adli Tıp raporunda, “Ölümünün genel beden travmasına bağlı çoklu kot kırıkları ile yaygın yumuşak doku iç kanama sonucunda meydan geldiği” belirlendi. 

Büyüksu’nun “Maruz kaldığı travmayla ölümü arasında illiyet bağı bulunduğu” saptandı.

Yani, gördüğü darp sonucu hayatını kaybetmişti.

Bu, işkence iddiasını doğruluyordu. 

Bodrum Cumhuriyet Başsavcılığı, canavarca hisle öldürme ve ağırlaşmış işkence iddiasıyla soruşturma açtı.

Barış Büyüksu

KOS’A GELDİĞİNE DAİR EMARE YOKMUŞ!

Başsavcılık 1 Kasım 2022’de Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü üzerinden Yunanistan makamlarına yazarak, “Ölümle ilgili ülkeniz adli makamlarınca yürütülmekte olan soruşturma ve kovuşturmaya ait bilgi ve belgelere ihtiyaç durulmuştur” dedi. 

Ancak hiçbir yanıt gelmedi.

Başsavcılık, 6 Temmuz 2023’te bakanlığa evrakların akıbetini sordu. “Yunanistan Adalet Bakanlığı’ndan henüz yanıt alınamamıştır” denildi. 

Bu arada, Büyüksu’nun ailesi ve Çağdaş Hukukçular Derneği de dosyaya ulaşmak için çabaladı. Girişimler sonucu Türk Dışişleri, bilgi edinme amaçlı nota gönderdi. Ancak gönderildiği adres, tarih ve protokol numarası bilindiği halde Yunanistan, notanın varlığını doğrulamıyor. 

Aile avukatları en son Yunanistan Dışişleri Bakanlığı’na ulaştı.

Bakanlık Sekreteri Athanasios Papazoğlu, verdiği yazılı yanıtta notayı 17 Temmuz 2023’te edindiklerini bildirdi. Papazoğlu, Büyüksu’nun Kos’a varışına, gözaltına alınışına, geçici alıkonmasına ilişkin emare bulunmadığını iddia etti. Papazoğlu, Türk makamlarınca Yunan Adalet Bakanlığı’na gönderilmiş bir adli yardım talebinin bulunmadığını, bu nedenle Yunanistan’da bir soruşturma veya araştırma yürütülmediğini belirtti.    

TEK TANIK ŞÜPHELİ KAZADA ÖLDÜ

Yunanistan, Büyüksu’nun Kos’a geldiğine, gözaltına alındığına dair bir emare olmadığını söylüyor.

Halbuki var:

Büyüksu’nun cezaevi arkadaşı Ali Şafak Polat.

Polat, ölümünden beş gün sonra Büyüksu’nun kardeşine mesaj göndermişti. Bu mesajında Büyüksu’nun ihbar üzerine iki polis tarafından gözaltına alındığını anlatmıştı. Hatta polislerin eşkalini vermişti. Polat, mesajında, “Tek tanık benim. Bizi kaybederler” dedi.

Dediği üzere, geçen temmuz ayında Atina’da kuşkulu bir trafik kazasında öldü. İddiaya göre evine yürürken, alkollü bir sürücünün çarpması sonucu hayatını kaybetti. 

Böylece Yunanistan’daki tek şahit de ortadan kaldırılmış oldu.

İTİBAR MESELESİ

Büyüksu’nun kuzeni Metin Bircan, sadece yakınları için değil, Ege’de kaybolan ve suya gömülen bütün sığınmacılar için adalet aradıklarını belirtiyor.

Bircan:

“Elimizde hiç değilse ceset ve otopsi raporu var. Sabıka kaydı olduğu için cesedi bulabildik. Savcı ‘Bu 350. ceset’ demişti. Parmak izi çıkmasaydı Kimsesizler Mezarlığı’na konacaktı ve belki senelerce arayacaktık.”

Bircan, kuzeninin işkenceden öldürüldüğünü ifade ederek, “Bu Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan herkesin itibar meselesidir” diyor.

İki polis; biri sarışın ve sakallı, diğer kıvırcık saçlı kadın

Ali Şafak Polat, arkadaşı Barış Büyüksu’nun ölümünden sonra ailesine gönderdiği mesajda, sahte pasaportu hazırlayan ihbarcıyı bulmaya çalıştığını, ondan önce vermek istemediğini kaydediyor.

Polat, şöyle diyor:  

“Ben onu arayacağım. Onunla yüz yüze bu konuları konuşsak, daha iyi olur, biliyon mu? Tek tanık benim. İşleri ortaya çıkarmadan böyle bir durum içine girersek bu sefer bana dönerler. Daha doğrusu üzerine giderken bize muamele olur, bizi kaybederler. Hiçbir şey aydınlanmaz.

Dediğim gibi sen kafanı rahat tut. 

Ne kanın yerde kalır ne de bir şey olur.

Dünyaya duyuracağız kardeşimizi Allahın izniyle.

Benim kilitlendiğim tek nokta, o namussuzu yakalayıp öğrenmem lazım. Ne dedi yani? Benim kardeşime ne sordu, ne? Neden bu kadar üstüne gitti?

Önce onu yakalayacağız, onu öğreneceğiz. Onu koparacağız. 

Videosunu da ihbar hatlarına atacağız.

Barış Büyüksu’yu Yunanistan polislerine ihbar eden şahsın sonu budur diye.

Barış Büyüksu sahipsiz değildir diye.

Ondan sonra zaten bakacağız neler oluyor.

Alan polislerin araba plakaları yabancı olduğu için aklımda değil ama polisleri direkt tarif ederim.

Sarışın, uzun boylu, sakallı, sivil.

Yanında da yarım sivil, kıvırcık saçlı bir manita, kısa boylu, kız yani, polis. Sonra resmi ekip arkadan geldi.”

Polat, geçen temmuz ayında Atina’da, işten çıkıp eve yürürken sarhoş bir sürücünün aracıyla çarpması sonucu hayatını kaybetti. Cenazesi Kocaeli’de toprağa verildi.