İki maçı yan yana ekranda izledik. Bayağı zor iş. Ama öyle geniş geniş yazmadan önce kısaca bir şeyler söyleyeyim: Öncelikle Samsunspor Başkanı Yüksel Yıldırım, o klavye kahramanlarına ve o fanatiklere ahlak dersi verdi. Samsunspor takımı ve teknik direktörü, Galatasaray takımına ve Okan’a futbol dersi verdi. Maçın hakemini ilk defa seyrediyorum, bayağı iyi bir kumaş. İnşallah bozulmadan devam eder.

Bazı özel hakem tayinlerini ve rezilliklerini seyrettikten sonra bu tarz genç isimleri seyretmek keyif veriyor. Demek ki bunlara karışmıyorlar.

Fenerbahçe maçına dönüyorum, Talisca 3 gol atmış. Geçen hafta penaltıyı atsaydı bugün Türkiye’de çok farklı şeyler konuşulacaktı.

Galatasaray’ın işi Antalya maçına kalıyor. Yener mi, yener. Ama “İşte futbol” diyoruz, top yuvarlak. Dünyada ileri ülkelerde top yuvarlak da bizde köşeli. Bazen şeşyek atıyorsun, bazen düşeş bazen de zar tutuyorsunuz. Anlatılacak ve yazılacak o kadar çok şey var ki ama maalesef işte bazı şeyler bizde öyle oluyor.

1 Mayıs’ta imza günüm vardı. Beyoğlu’nun göbeğindeki karakola eğer polis yardım etmeseydi gidemeyecektim. Hayatımda bahis oynamadım, kumar oynamadım, sigara içmedim ama demek ki benim de oralara girmem lazımmış. Herkesi Allah bildiği gibi yapsın.