Sen kalk; “Gösteriş sofuluğunu bulamaç yapıp adam zengin etme ticaretini” Oruç Baba’nın sirkesine de el atacak noktaya getir.
Haber şöyle duyuldu:
Oruç Baba yatıyordu.
Türbe parka bakıyordu.
Yemyeşildi park.
Ağaçlar, çiçekler içindeydi.
Anneler babalar, dedeler, nineler torunlarıyla parklarına gelip güzel saatler geçiriyorlardı.
Park, parka benzer.
Bu parkın benzeri yoktu.

* * * *

İstanbul Fatih İlçesi Şehremini Arpa Emini Mahallesi’ndeki Oruç Baba Türbesi’ne her ramazan ayının ilk günü Türkiye’nin hemen her ilinden yaklaşık 1 milyon insan akın ediyordu. Oruç Baba’nın, orucunu şirke ve ekmekle açan yoksul bir derviş olduğuna inanılıyor ve mümin Müslüman insanlar; oruçlarını onun gibi “sirke ve ekmekle açarlarsa” dileklerinin gerçekleşeceğine inanıyorlardı.
İş dileyenin işi olur.
Eş dileyenin eşi olur.
Ev dileyenin evi olur.
Bu park sonsuz dileklerin olacağı inancını taşıyanların sirke ekmekle iftar açmaya koştuğu Oruç Baba Türbesi ile iç içe geçmiş bir bütündü.

* * * *

Türbe’nin arsası şahaneydi.
3 dönüm genişliğindeydi.
Yeşil alana (parka) bitişikti.
Yeşil alan da 4 dönümdü.
Bu kupon şehir arsasına inşaat şirketleri, rantçılar, parti yandaşları iç geçiriyordu. Kupon arsa imara açık değildi. Arsanın sahibi zaten Vakıflar Genel Müdürlüğü’ydü. Buraya inşaat yapmak, bina kondurmak yasaya aykırı ve kimsenin haddi değildi.
O gün çıkageldi.
Yeniden Kuvayi Milliye Hareketi Derneği Genel Başkanı Hakkı Sevim, bu mahallenin sakiniydi. O gün Oruç Baba Türbesi Parkı içine inşaat demirleri, kereste, kum yığıldığını ve kapısının da zincirlenip kapatıldığını gördü.

* * * *

Ne oluyordu?
Fatih Belediyesi’ne koştu.
Sordu, araştırdı.
Türbenin bulunduğu yeşil alana 2012 yılında Fatih Belediyesi; 3 kat yükseklikte yüzde 40 inşaat hakkı veren imar planı yapıp Belediye Meclisi’nden ve Belediye Başkanı’ndan (Mustafa Demir) onaylayıp geçirmişti. Yasa gereği 1 bölü 1000’lik uygulama planı Büyükşehir Belediye Meclisi’ne sunulmuş, Büyük Şehir Belediye Meclisi ile Büyükşehir Belediye Başkanı’ndan (Kadir Topbaş) da imzalanıp geçmişti.
Oruç Baba ranta açılmıştı.
AKP belediyeleri haberliydi.

* * * *

Şimdi burada ne eksik?
Vakıf eksik.
Eksik tamamlandı.
Geylani İlim ve Kültür Vakfı adlı bir vakıf, ilginç tesadüf, imar izni çıktıktan sonra Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne başvurdu. Kupon şehir arsasını 50 yıllığına kiralayıp üstüne; cami, aşevi, kuran kursu, yurt, dükkanlar, ticarethaneler yapmak üzere belediyeden ruhsat istedi.
2013 Ekim ayında ruhsat verildi.
Şekil şartına uydurulmuştu.
İnşaat yükselecekti.

* * * *

İşte Yeniden Kuvayi Milliye Hareketi Derneği Genel Başkanı Hakkı Sevim’in park alanında gördüğü inşaat demiri, kereste yığınları; “parti-belediye-vakıf-cami- tekke-külliye- gösteriş sofuluğu” zinciri ilişkilerinin gelip Oruç Baba sirke şişesine rant sokmasından başka bir şey değildi.
Hakkı Sevim, kuvvacı adam!
Megafonu kaptı.
Mahalleliyi uyanmaya çağırdı.
Mahalleli toplandı.
Demir kapıyı kırdılar.
Geylani Vakfı’nın sözcüleri yeşilin çeşitli tonlarında boyanmış külliye resmini gösterip; buraya cami yapılacağını söylüyorlardı. Yapılacak külliyenin resmi Başbakan’ın Atatürk Orman Çiftliği’ne diktirdiği 1000 odalı Başbakanlık Sarayı’na tıpatıp benziyordu. Mahalleli “Oruç Baba’nın Parkı’na inşaat yaptırmayız” diye diretince Fatih Belediye Başkanı da koşup geldi, “imar izninden ve verilmiş ruhsattan hiç haberi yokmuş” gibi davrandı.
Külliye inşaatı durdu.

* * * *

Ramazana az günler kala bütün mümin Müslümanların “dikkat kesileceğini” tahmin ettiğim bu aydınlatıcı haberin gündemin içinde eriyip gitmesine gönlüm razı gelmedi.
Haberiniz olsun diye yazdım.