“Özgür Özel 49 yaşında. Annesi, babası emekli öğretmen. Ailenin iki çocuğunun en büyüğü. Kardeşinin adı Barış. İsimlere da bakınca, anne ve babanın dünya görüşünü tahmin etmek zor olmuyor.

Özgür 10 yaşına kadar, okullardaki öğretmen odalarında büyüyor. Sonra Anadolu Lisesi ve devlet parasız yatılı sınavlarına girip, birinde Manisa birincisi, diğerinde ise Manisa ikincisi oluyor. Böylece o dönemin en prestijli okullarından biri olan İzmir Bornova Anadolu Lisesini (BAL) kazanıyor.

Lisenin ardından girdiği Ege Üniversitesi Eczacılık bölümünü büyük başarıyla, dönem 2’ncisi olarak bitiriyor. Birkaç iş denemesinden sonra kendi eczanesini açıyor.

Böylece Eczacı Odası serüveni de başlamış oluyor. Henüz 27 yaşındayken Türkiye’nin en genç oda başkanı oluyor. İki dönem bu görevi yaptıktan sonra, Türk Eczacıları Birliği’ne (TEB) seçiliyor. Burada da kısa süre içinde genel sekreterliğe yükseliyor.

[caption id="attachment_7856356" align="alignnone" width="1200"] Özgür Özel, kurultay sonrası partililerle kucaklaştı.[/caption]

★★★

Çalışkanlığı ve başarıları nedeniyle eczacılık camiasında “Atom Sekreter” lakabıyla ünleniyor. Özellikle iktidarın tüm meslek grupları üzerinde baskısını artırdığı bir süreçte, eczacılara yapılan dayatmaya karşı sergilediği mücadele ile Türkiye’nin dört bir yanındaki her siyasi görüşten eczacının kahramanı oluyor.

İlaçların markette satılması gündeme gelip, birilerinin zincir eczaneler açma niyeti ortaya çıkınca sağlık alanında Türkiye tarihinde yapılmış en büyük mitingi organize ederek, hükümete geri adım attırıyor.

Böylece yöneticilik hayatının alkışlanan başarılarından birini sağlıyor.

2011’de Manisa’dan milletvekili seçiliyor. Meclis’te yoldaşı Veli Ağbaba’nın Başkanlığındaki Cezaevleri Komisyonu’nda görev alıyor. Bu Komisyon Pozantı Cezaevini kapattırıyor. Bu süreçte hiç bitmeyen bir enerji sergileyerek, başarılı çalışmalarını sürdürüyor.

★★★

Ama Türkiye onu, Soma faciasından 15 gün önce yaptığı konuşma ile yakından tanıyor.

Çünkü o konuşmayla “geliyorum” diyen faciayı haber vererek, iktidarı önlem almaya çağırıyor.

Peki dinleyen kim?

Facia sonrasında acılı Soma ve Kınık halkı, ona adeta “kurtarıcı” gözüyle bakıyor ve yörenin umudu haline geliyor.

Kısa süre önce de Siirt’e gidiyor. Dört yurttaşımızın baraj kapaklarının açılması sonucu yaşamlarını yitirdiği Siirt’te “halk siren çalınarak uyarıldı” açıklamasına karşılık yaptığı tatbikatla siren sesinin hiç duyulmadığını tüm Türkiye’ye kanıtlıyor.

Kısacası çok çalışkan, mücadeleci, etkin muhalefet anlayışını benimsemiş, genç ve idealist bir siyasetçi Özgür Özel...

Evli ve bir kız çocuk babası...”

★★★

Buraya kadar okuduklarınızı, 2014 yılında bu köşede yayımladığım bir yazımdan alıntıladım.

Aradan geçen zaman içinde başarı merdivenlerini hızla tırmanarak önce partisinin Meclis Grup Başkanvekili, seçimlerin ardından da Grup Başkanı oldu.

Son Kurultayda da CHP’nin 8. Genel Başkanı seçildi.

Kendisini yakından tanıyanlara göre o, en karmaşık ve içinden çıkılmaz gibi görünen durumlarda bile telaşlanmadan hareket edebilen serinkanlı ve cesur bir kişilik.

15 Temmuz gecesi yaptıkları da bu görüşü doğruluyor:

★★★

“O gece saat 21.00 civarında, olağan dışı hareketlenmeler olduğunu televizyonlardan öğrendik. Çok geçmeden bunun darbe girişimi olduğunu yine televizyonlardan duyduk. Olaylar başlar başlamaz telefonlaşarak Genel Merkez’de buluşmaya karar verdik. Bizi ilk arayanlardan biri Uğur Dündar oldu. Bunun hain bir kalkışma olduğunu, CHP’nin bu darbeye karşı direnmesi ve demokrasinin yanında durması gerektiğini söyledi.

★★★

Saat 22.30’a geldiğinde, Genel Merkez’de buluştuk.

Genel Merkez’e ulaştığımızda, Ankara’da birçok noktada çatışmalar yaşanıyor, açık camlardan içeri keskin bir barut kokusu doluyordu. 

Parti yöneticilerimizle ayak üstü yaptığımız toplantıda; darbe girişimi kimden gelirse gelsin açık, aktif ve cesur tavır almaya karar verdik.

★★★

Hemen TBMM’ye geçerek direnişi buradan yürütmeyi kararlaştırdık. Ancak tüm şoförlerimiz ve danışmanlarımızı can güvenliklerini düşünerek evlerine gönderdiğimiz için ne aracımız ne de bir sürücümüz vardı!..

Aykut Erdoğdu, Veli Ağbaba ve ben, üniversite yıllarındaki hayallerimizi gerçekleştirmek amacıyla birlikte 1973 model bir volkswagen kaplumbağa araç almıştık. Elimizde bir tek bu araç vardı. Ona binip TBMM’ye doğru yola koyulduk. (Bu sırada Aykut Erdoğdu başımıza bir şey gelmesi ihtimalini düşünerek vasiyet niyetine bir kısa video çekti.)

★★★

Aracı ben kullanıyordum.

Dikmen’den aşağı inerken yolda kimseler görünmüyordu.

Ancak TBMM’ye yaklaştığımızda yol üzerine taş yağıyormuş hissi veren küçük toz kümeleri oluşmaya başladı. Bunların helikopterden atılan mermiler olduğunu fark edince, Aykut’un vasiyet videosu çekmesine hak verdik!..

Mermi yağmuru altında TBMM’nin Dikmen kapısına ulaştık. Aykut silahlı gelmişti. Araç durduğunda hemen atlayıp, duvar dibine siper aldı. Bulunduğumuz yer, Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nın yanında, Genel Kurmay Başkanlığı’nın ise tam karşısındaydı. Çevreden sürekli çatışma sesleri geliyor, havadaki kesif barut kokusu giderek artıyordu.

Aykut, TBMM kapısında bekleyen polis memurlarına Milletvekili olduğumuzu bağırdı. Ben bu sırada aracı park ettim. Hatta doğru park etmiş miyim diye, aracın etrafında dönüp dururken Aykut seslendi: “Çatışma var çabuk ol!..”

Doğrusu hepimizin gençlik hayali “vosvos”umuz çok kıymetliydi ve onu yolun ortasına bırakıp gitmeye gönlüm el vermiyordu. Bu sırada Aykut silahı ile siper ala ala iç kapıya kadar ulaşmıştı. Benim sakin ve yavaş yürüdüğümü görünce, koşarak geldi ve kolumdan tutarak “Çabuk ol yoksa burada vuracaklar bizi!” diyerek çekmeye çalıştı. Sanki koşarsam darbecilerden korkuyormuşuz gibi anlaşılacak diye, inadına yavaş ve sakin yürüyordum.

Neyse ki Aykut beni çeke çeke TBMM’ye soktu!..

★★★

3 No’lu kapıdan girip, Genel Kurul’a giden koridoru geçtik. Genel Kurul’un kapısında bizi AKP ve CHP’den bir grup milletvekili karşıladı. Hemen yanımıza dönemin TBMM Başkanı İsmail Kahraman geldi. Bana ve Aykut’a sarılıp “Bunlar demokrasi öpücüğü” diyerek yanaklarımızdan öptü. İsmail Kahraman’ın bu tavrı bana hem tuhaf hem de komik gelmişti. Genel Kurul’un kapıları kapalı olduğu için hep birlikte kapıları kırıp içeri girdik ve salonun ışıklarını yaktık. Toplantıyı açmak için Başkanlık Divanı’nın oluşması gerekiyordu. Ancak katip üye yoktu. Bu yüzden birinden ceket alıp giydim ve “Başkanlık Katibi” koltuğuna oturdum. Hatta İsmail Kahraman’ın bulup verdiği ceketi giyerken “Milli Görüş ceketi” diyerek şaka yapmayı da ihmal etmedim!..

★★★

TBMM Başkanı resmi açılışı yaptı ve orada, CHP adına, darbe girişimine karşı olduğumuzu çok açık bir şekilde söyledim.

Meclis’e gelmeden önce de TBMM Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Doğan Kubat ile telefonla görüşerek, ‘Biz yanınızdayız, ne yapmak gerekiyorsa birlikte yapacağız, karşı çıkalım’ dedim. Meclis Genel Kurulu olağanüstü toplandı. Bir tarafta AK Parti adına Mehmet Muş, diğer tarafta partim adına ben, MHP adına Erkan Akçay...

Divan’da katip üyelerin bulundukları koltuklarda biz görevdeydik o gece.

Tepemize bombalar yağarken Meclis kürsüsünde tarihe not düştüğümüz konuşmalar yaptık. Genel Kurul Salonunu 10 metre ile ıskalayan bombanın ardından, sığınağa inme kararı alındı.

★★★

TBMM Başkanı İsmail Kahraman ve bazı milletvekilleriyle sığınakta bir odaya girerek, 16 Temmuz günü TBMM Genel Kurulu’nda okunan ve altında 4 partinin ortak imzası bulunan tarihi bildiriyi hazırladık. O günkü bildiri, bombardıman altındaki Meclis’in ertesi gün açılıp, çalışma ve darbeye karşı koyma iradesi açısından çok önemliydi...”

★★★

Sizlere CHP’nin yeni Genel Başkanı Özgür Özel’in ağzından, 15 Temmuz 2016 tarihindeki FETÖ’nün hain darbe girişiminde yaşananları aktardım.

O gece Özgür Özel ve arkadaşları kurşun ve bomba yağmuru altında Meclis’e gelerek, diğer partilerin milletvekilleriyle birlikte, bir demokrasi ve kahramanlık destanı yazdılar.

Zeki, çok çalışkan, dürüst, cesur, Atatürk ilke ve devrimlerine yürekten bağlı ve bagajı dolu olmayan genç Genel Başkan’a başarılar diliyorum.