Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve ABD’nin şahin yüzü Donald Trump’ın hedefiydi: “Türkiye ile Amerika arasındaki ticaret hacmi 100 milyar dolara çıkacak.”

ABD Başkanı Joe Biden döneminde de bu hedefe sadık kalınacak mı, kalınıyor mu?

★★★

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak bu sorumu, “İki ülke arasında 25 milyar dolara ulaşan dış ticarette Türkiye’nin payının yüzde 52-53’e çıkması önemli bir gelişme” diye yanıtlıyor.

ABD’ye ihracat artışının sürdürülebilir olması için ikinci aşama olarak “ticaret diplomasisine” yatırım kararları alındı.

★★★

DEİK’e bağlı Türkiye-ABD İş Konseyi (TAİK) organizasyonu ile 24 Haziran 2020’de yapılan 4.Transatlantic Talks video seminerinde ABD’li Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham’ın dile getirdiği görüşlerin boşluğa düştüğünü iddia etmek zor.

Graham, bu toplantıda şu ifadeleri kullanmıştı:

“Bana ABD-Türkiye ilişkilerini iyi yönde değiştirmek için yapılması gereken değişiklik ne diye soracak olursanız bunun serbest ticaret anlaşması olduğunu söylerim. Ancak buna en büyük engelin S400, F35 ve Suriye sorunu olduğunu söyleyebilirim. Bu sorunları çözmeden Türkiye-ABD ilişkilerinin istenilen noktaya ulaşması zor görünüyor. Türkiye güvenilir bir müttefik. NATO müttefiki olarak pek çok yere kuvvetlerini gönderdi.”

Aynı konferansta Çin’le ticaret savaşına da vurgu yapan Graham, şimdilerde olsa “bölgesel kriz” çoğrafyasına Ukrayna’yı da eklerdi.

★★★

Almanya, İngiltere, Fransa, Rusya, Japonya ve Hindistan’da da bu yönde çalışmalar olduğunu belirten Olpak; Amerika’da aralarında sanatçı, sporcu, akademisyen, siyasetçi ve iş insanlarının da olduğu 100 kişilik bir “destek grubu” oluşturduklarını belirtiyor.

Washington’da Türkiye’nin yüzü olması için “tanıdığımız” ABD’li eski bir siyasetçi ile görüşmeye başladıklarını da ekleyen Olpak, isim açıklamanın erken olacağını söylüyor.

★★★

Washington Büyükelçisi Murat Mercan ev sahipliğinde, 11 Temmuz 2021’de ve TABA-AmCham (Türk Amerikan İşadamları Derneği) yönetimi ile ABD’nin New York Senatörü James Sanders bir araya gelmişti.

Türkiye’den katılımcılar ile video bağlantılarının da yapıldığı seminer, “iki ülke arasında sürdürülebilir ihracat” için yeni bir hamle olarak değerlendirilmişti.

Bu seminerin moderatörü; 2020’de Ankara ile 1 milyon dolarlık sözleşme imzaladığı söylenen Amerika’nın lobicilik şirketlerinden “Mercury Public Affairs” Eş Başkanı ve eski senatörlerden David Vitter’dı.

★★★

Amerika’da Türkiye’nin tezlerini güçlü şekilde savunacak bir “yüzün” yüksek profilli olması gerekiyor.

TAİK’in Washington’daki karşılığı Amerikan Türk Konseyi (ATC), DEİK’in 2014 yılında Ekonomi Bakanlığı’na bağlanmasıyla ortadan kalktı.

ATC, Amerika’nın TOBB’u olarak niteleyebileceğimiz U.S Chamber of Commerce (Amerikan Ticaret Konseyi) bünyesine dahil oldu. Bu durumda ATC Başkanı General James L. Jones’in Türkiye açısından makbul görülen “makamı” da boşalmış oldu.

★★★

DEİK, Amerika’da “temsilci” atamaya kendi başına karar veremez.

Her ne kadar “iş dünyası örgütü” olarak konumlansa da, idari yönden Ticaret Bakanlığı’na bağlı “kamu kurumu” niteliğine evrildi.

★★★

Görevden alınan Ruhsar Pekcan, DEİK’e Türkiye tezlerini Amerika’da savunmak üzere bir temsilci atama vizesi vermemişti.

Mehmet Muş’un Ticaret Bakanı olmasıyla bu politika değişti.

Yeni arayış başladı.

★★★

Ankara’nın gönlünde yatan aslan Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) tezinin savunucusu (2005-2009) ABD Dışişleri eski Bakanı Condoleezza Rise olsa da; hizmet bedeli çok yüksek...

Amerika’da Türkiye tezlerini savunan demeyelim de, Amerika’nın Türkiye ile yürüme tezlerini eski Dışişleri Bakanları Henry Kissenger (1973-1977), Madeleine Albright (1997-2001) gibi güçlü dışişleri bakanları savunmuştu.

★★★

Ticaret diplomasisi ucuz bir iş değil. DEİK de bu maliyeti 147 iş konseyine paylaştırma yoluna gitti.

2022 yılı bütçesini oluştururken; iş konseylerini taşıdığı “önem” doğrultusunda 3 gruba ayırdı. Her bir iş konseyi başkanından bulunduğu kategori parelelinde 100 biner, 150 biner ve 200 biner lira katkı topladı.

Belirlenen bu ortak havuza DEİK yönetim kurulu üyeleri ise 500 biner TL koydu.

Böylelikle yurtdışında Türkiye lobisi faaliyetlerinde kullanılmak üzere toplam 25 milyon TL’lik bir fon yaratmış oldular.

★★★

İstanbul’da 75 milyon TL’ye satın aldıkları Skyland’daki binalarına taşınacaklarını söyleyen Olpak; “Binamızı satın alacak paramız vardı. Kasamızda paramız kalsın istedik. O nedenle de iş konseyi başkanlarına tek seferlik bu ödeneği çıkardık” diyor.

Hadi “Ver parayı al başkanlığı” demeyelim...

Ama şunu diyebiliriz; DEİK iş konseylerine parası olmayan başkan olamadı.

Bu da yeni “racon” kesme modeli...