Ekonomi bir türlü dikiş tutmuyor...

“Borç-faiz” sarmalında parasal sorunlar büyüyor.

Zenginleşen yüzde 20’lik bir kesim hariç, ulusça sürekli fakirleşiyoruz.

Mehmet Şimşek ve ekibinin artık ağızlarıyla kuş tutsalar bile ekonomiyi düzeltemeyecekleri anlaşılıyor.

Neden?

İzlenen yollar sağlıklı değil de ondan...

Aslında çözüm yolu belli... Bunu herkes biliyor.

Ülkede önce hukuk, önce güven, önce adalet gerekiyor.

Tabii ki, iktidar da bunu gayet iyi biliyor ama uygulamıyor.

Neden uygulamıyor?

Ülkeye hukukun üstünlüğü ilkesi yerleşince her şeye dilediği gibi hükmedemeyeceğini, CHP’lileri veya diğer
rakiplerini kolayca hapse atamayacağını biliyor.

Oysa... Hukuksuz ekonomi olmaz!

Hukuk düzelmeden ekonomi de düzelmez!

İktidar yıllardır, sıkıştıkça hep aynı yolu izliyor, sonuçlar da gayet tabii ki, aynı oluyor ve ulusça kısır bir döngü içinde
debelenmekten kurtulamıyoruz!

***

AKP Meclis Grup Başkanvekili Abdullah Güler, hafta içinde, iktidarın yeni yasa teklifini Meclis Başkanlığı’na
verdikten sonra yaptığı konuşmayı dinlerken sordum kendi kendime:

“Bu kaçıncı varlık barışı yaa?”

Bundan önce 7 defa denendi de ne oldu?

Hiçbir varlık barışında “Evdeki hesap çarşıya uymadı” ve Türkiye ekonomisi kurtarılamadığı gibi daha da kötüye gitti! 
   
Varlık barışlarından gelen paralarla sadece “aspirin tedavisi gibi” ülkenin “ekonomik baş ağrısı” kısa bir süre geçti, o
kadar... Sonuçta dönüp dolaşıp aynı noktaya geldik!

***

Abdullah Güler “Varlık Barışı”nı içeren mali düzenlemelere ilişkin kanun teklifi için “Yurt dışında bulunan para, altın,
döviz varlıklarını 31 Temmuz 2027’ye kadar ekonomimize kazandırmanın yollarını açıyoruz” dedi ve ekledi:

Kaynak olarak ekle

“Yalnız yurt dışı değil, yurt içinde bulunan, ancak, kaydı olmayan varlıklar da sisteme dahil edilirse, bildirim
esnasında sadece yüzde 5 stopaj uygulanacak, ancak, varlıklar devlet tahvillerinde tutulursa vergi oranı SIFIR
olacak.

Ülkemize nitelikli yatırımcı ve döviz girişini arttırmak amacıyla, son 3 yıl Türkiye’de yerleşik olmayan gerçek
kişilerin yurt dışı kazançlarını 20 yıl boyunca gelir vergisinden müstesna tutuyoruz.

Türkiye’yi uluslararası firmalar için bölgesel bir operasyon ve yönetim merkezi haline getiriyoruz.

Ayrıca, yurt dışı kazançlarını Türkiye’ye taşıyanlara yönelik vergi avantajları getiriyoruz.”

***

Oh ne âlâ... Bütün bunlar iyi güzel de... Hukuk nerede?

Tüm vaatlerin gerçekleşmesi için (kara paracılar ve uyuşturucu baronları hariç) normal ticaret insanlarının ve
yatırımcı firmaların önce hukuka, yargıya, adalete güvenmeleri gerekiyor!

Son 18 yılda 8’inci varlık barışı bu!

Ülkede hukuk işlemedikçe, ümit edilen oranda sağlıklı yatırım gelmiyor.

Böyle düzenlemeler “kara paranın aklanması” ihtimalini arttırıyor.

Bu nedenle Dünya Mali Eylem Görev GücüFATF’ın GRİ listesine alınmış, itibar kırıcı olan bu listeden 28 Haziran 2024’te çıkabilmiştik!

Aynı tehlike yine kapımızı çalabilir!

CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın bu konudaki uyarısı çok önemli: “Kayıt dışı veya kara para gelecek ve
maalesef Türkiye ‘Kara para cennetine’ çevrilecek!” diyor.

Tebessüm

Akıl hastalarının alkışları...

Bakan Bey, başhekimle birlikte akıl hastanesini geziyormuş. Ortamı beğenmiş. Çünkü, ne söylerse söylesin,
akıl hastaları onu hararetle alkışlıyorlar, “Aklınla yaşa sen... Bravo valla...” diyorlarmış. Fakat... İçlerinden
birinin hiç kımıldamadan durduğunu gören Bakan Bey’in canı sıkılmış, merakla sormuş:

“Sen neden alkışlamıyorsun beni?”

Adam gayet ciddi cevap vermiş:

“Ben deli değilim efendim, gardiyanım!”

GÜNÜN SÖZÜ

Cebinde para yoksa, gücün de yok demektir!