Sevgili okurlarım bu başlık Türkçemizde çok şeyi anlatır. Birileri devlet malını yağma ediyorsa, kendi adamlarına peşkeş çekiyorsa kullanılan güzel bir deyiştir. Nereden ve nasıl geldiğini bilmiyorum.

Ama biz uzun yıllardan beri bu deyişi kullanıyoruz ve çoğu zaman cuk oturuyor.          

Bunun somut örneklerini her gün yaşıyoruz.

Devletin ve milletin kaynakları har vurulup harman savruluyor, yapılanların hesabı hiçbir zaman verilemiyor.

Birkaç gün önce burada değinmiştim.

Türkiye’nin tek kağıt üreticisi olan bir kuruluş vardı. Merkezi İzmit’te olan SEKA.  Gurur duyduğumuz. Memleketin büyük bir ihtiyacını karşılayan ve kağıt üretimi yapan tek kuruluştu. Kağıt deyince her şey dahil...

Gazete ve kitap kağıdı, tuvalet kağıdı, kağıt havlu, defter ve fotokopi kağıdı, karton, mukavva...

Şimdi bunların tamamını yurt dışından satın alıyoruz.   

Bunlar iktidar olur olmaz bu gibi sanayi kuruluşlarını ‘özelleştirme’ adı altında kapatmaya başladılar. Sadece sanayi kuruluşlarını değil, her şeyi satmaya başladılar.

Her biri için gerekçe hazırdı!

“Bunlar devlet bütçesine yük oluyor, o yüzden elden çıkarmaya karar verdik!”          

★★★

Satışlar hızla başladı. Ellerine neresi geçtiyse satmaya başladılar. O kuruluşlardan biri de SEKA idi. Merkezi İzmit’te olan SEKA’nın başka illerimizde de kağıt fabrikaları vardı. Onlardan biri Balıkesir’de kurulu idi.

Balıkesir fabrikası kentin çok yakınında kuruldu.

Onlarca dönüm arazisi vardı.

Tamamını satmaya karar verdiler. Bu güzelim tesisi kimsenin gözünün yaşına bakmadan satacaklardı.

Fabrika binaları, atölyeler, makineler, lojmanlar, öteki binalar dahil satışa çıkardılar.

Satış formaliteleri tamamlandı...

Ve günün birinde satış gerçekleşti.

Yazılarımda sormuştum...

Kim aldı bu fabrikayı ve kaça aldı?

Ödenen para sadece 1 milyon 50 bin dolardı.

Olacak şey değil, inanılmaz bir fiyattı!

Bu parayla kentlerde orta halli bir apartman dairesi alınırdı. Tesisleri alanlar böylesine kelepir bir mala kavuştu.

★★★

Ama ortada çok önemli bir soru daha vardı.

Kime peşkeş çekilmişti Balıkesir SEKA fabrikaları?      

Yanıtını hemen vereyim:

AKP iktidarının en başta gelen medya patronlarından birine!

Peki kimdi o yandaş medya patronu?

Onun ismini özellikle vermiyorum, açıklanmasını bu iktidardan bekliyorum!

Ama her nedense onların da açıklaması mümkün olmuyor!

★★★

İşte bu hadise başlıkta kullandığım Yağma Hasan’ın böreği için dört dörtlük bir örnektir.

Balıkesir SEKA,  Türkiye’deki peşkeşlerin en küçüklerinden, belki de en önemsizlerinden biri.

Onu biliyorum ama somut bir örnektir.

Biz bu konuda neler yaşadık bu memlekette ve daha neler yaşayacağız!

Her şeyimiz satıldı. Onlar satmaktan utanmadı, bu rezaletleri öğrendikçe bizim  başımız  döndü!   

Köprülerimiz, otoyollarımız, madenlerimiz, fabrikalarımız, kentlerin en değerli yerlerindeki arsalar, arazilerimiz ve hatta yolcu gemilerimiz, ne varsa sattılar.

Gemileri belki merak edersiniz diye kısaca söyleyeyim... Bizim bir yolcu gemimiz vardı. Adı Karadeniz...

Onu sadece 1 milyon dolara, gerçek bir ölmüş eşek fiyatına Yunanistan’a sattılar. Yunanlı patron aynı gemiyi birkaç ay sonra 8 milyon dolara Malta’ya sattı.

İstanbul-İzmir seferi yapan yolcu feribotlarımızın başına da aynısı geldi. Hepsi elimizden uçtu gitti. Hiç düşündünüz mü, üç tarafı denizlerle çevrili Türkiye’nin elinde şu anda bir tek yolcu gemisi yok!

★★★

Devlet bütçesi açık verdikçe, giderler gelirlerin çok üzerinde kaldığı sürece, bu süreç aynen böyle sürüp gidecek...

Ve daha neleri satacak bunlar!.. Hiç utanmadan, hiç sıkılmadan!

Şimdi sırada hastane arazileri var.

Kışlaların, okulların, kamu kurumlarının en değerli arazileri, madenlerimiz bile var. Kimsenin gözünün yaşına bakmadan olanca hızlarıyla elden çıkarıyorlar.

Memleket her şeyi ile satılıyor, peşkeş çekiliyor...

Yağma Hasan’ın böreği işte bu! Tadına bakanlara, doymak bilmeyen arsızlara  afiyet olsun.