Reklamsız Sözcü
ZEYNEP GÜRCANLI

Referandum ve başkanlık Türkiye değil K. Irak’ta…

28 Aralık 2015

Ku­zey Ira­k'­ta­ki Kürt böl­ge­sin­de bir­şey­ler olu­yor;
Ku­zey Irak Kür­dis­tan Böl­ge Baş­ka­nı Me­sud Bar­za­ni, ay ba­şın­da An­ka­ra'yı zi­ya­ret et­ti; Cum­hur­baş­ka­nı Re­cep Tay­yip Er­do­ğan ve Baş­ba­kan Ah­met Da­vu­toğ­lu ile gö­rüş­tü.
Er­bi­l'­e dö­ner dön­mez de çok önem­li bir açık­la­ma yap­tı;
“Ba­ğım­sız­lık için re­fe­ran­dum” çağ­rı­sın­da bu­lun­du. Li­der­li­ği­ni yap­tı­ğı Irak Kür­dis­tan De­mok­rat Par­ti­si'ne de “re­fe­ran­dum ha­zır­lık­la­rı­na baş­la­yın” ta­li­ma­tı­nı ver­di.
Pe­ki ne ol­du da, Bar­za­ni uzun sü­re­dir hiç gün­de­me ge­tir­me­di­ği “ba­ğım­sız­lık” kar­tı­nı ye­ni­den aç­tı?

BAR­ZA­Nİ'NİN KU­ZEY IRA­K'­TA­Kİ “BAŞ­KAN­LIK” BİL­ME­CE­Sİ…

Bu­nun ne­de­ni­ni an­la­mak için Me­sud Bar­za­ni'nin son dö­nem­de Ku­zey Ira­k'­ta ya­şa­dı­ğı iç po­li­ti­ka sı­kın­tı­la­rı­na bir bak­mak ge­re­ki­yor;
Ku­zey Ira­k'­ta­ki Kür­dis­tan özerk böl­ge­sin­de baş­kan, iki yıl sü­rey­le se­çi­li­yor.
Me­sud Bar­za­ni 2005 yı­lın­da Ku­zey Irak ye­rel par­la­men­to­su ta­ra­fın­dan, 2009'da ise halk oyuy­la Irak Kür­dis­tan Böl­ge­sel Yö­ne­ti­mi (IKBY) Baş­ka­nı se­çil­miş­ti.
İki­şer yıl­dan dört yıl­lık baş­kan­lık sü­re­si, 2013 yı­lın­da so­na er­di. An­cak IKBY Par­la­men­to­su, Bar­za­ni'nin gö­rev sü­re­si­ni 20 Ağus­tos 2015'e ka­dar uzat­tı.
20 Ağus­tos 2015'te Ku­zey Ira­k'­ta çok çe­tin pa­zar­lık­lar ya­şan­dı ve so­nuç­ta par­la­men­to­da tem­sil edi­len si­ya­si par­ti­ler, Bar­za­ni'nin baş­kan­lık yet­ki­le­ri­nin bi­raz kı­sıl­ma­sı kar­şı­lı­ğın­da, ona iki yıl­lık ikin­ci bir ek sü­re ver­me­yi ka­bul et­ti­ler. Böy­le­ce Bar­za­ni'nin gö­rev sü­re­si 2017'ye ka­dar uza­tıl­dı.
IKB­Y'­de yü­rür­lük­te­ki ya­sa­la­ra gö­re, Böl­ge Baş­kan­lı­ğı an­cak iki dö­nem ola­rak ya­pı­la­bi­li­yor. Ya­ni Bar­za­ni için baş­kan­lık 2017'de ke­sin ola­rak so­na ere­cek.
An­cak bu­nun önü­ne ge­çe­bi­le­cek tek bir­şey var: Bir ida­ri sis­tem de­ği­şik­li­ği. Me­se­la “ba­ğım­sız­lık”.
Eğer Ku­zey Ira­k'­ta, Bar­za­ni'nin 2017'ye ka­dar sü­re­cek gö­rev sü­re­si için­de bir re­fe­ran­dum ya­pı­lır ve “ba­ğım­sız­lık” ka­ra­rı çı­kar­sa, böl­ge­de­ki tüm ya­sal, eko­no­mik sis­tem, her şey ye­ni­den şe­kil­le­ne­cek.
Ba­ğım­sız­lık, Bar­za­ni'nin de, bu kez “ba­ğım­sız Kür­dis­tan­”ın baş­ka­nı ol­ma­sı­nın önü­nü
aça­cak.

AN­KA­RA'DAN HİÇ SES ÇIK­MA­DI

İl­ginç­tir, Bar­za­ni “ba­ğım­sız­lık” açık­la­ma­sı­nı An­ka­ra'dan dö­nü­şün­den he­men son­ra yap­tı.
Ken­di­si de bir re­fe­ran­dum-baş­kan­lık tar­tış­ma­sı­nı ya­şa­yan Tür­ki­ye'den, Bar­za­ni'nin “ba­ğım­sız­lık” açık­la­ma­sı­na hiç ses gel­me­di.
Bı­ra­kın hü­kü­met üye­le­ri­ni, Cum­hur­baş­ka­nı'nı, Baş­ba­ka­-
nı'nı; Dı­şiş­le­ri Ba­kan­lı­ğı bi­le her­han­gi bir açık­la­ma ile tep­ki ver­me­di.
Oy­sa da­ha ön­ce­le­ri Ku­zey Ira­k'­tan “ba­ğım­sız­lık” ko­nu­sun­da en ufak bir ses gel­di­ğin­de An­ka­ra ade­ta ye­ri gö­ğü in­le­tir, Ira­k'­ın top­rak bü­tün­lü­ğü ve bir­li­ği­nin “en bü­yük sa­vu­nu­cu­su” olur­du.

BİR BAR­ZA­Nİ GİT­Tİ BİR BAR­ZA­Nİ GEL­Dİ…

Bı­ra­kın ses çı­kar­ma­yı, Bar­za­ni'nin Baş­ba­ka­nı Ne­çir­van Bar­za­ni bu haf­ta so­nu An­ka­ra'ya da­vet edil­di. Ne­çir­van Bar­za­ni de, “en üst dü­zey­de” ağır­lan­dı. Prog­ra­mın­da hem Cum­hur­baş­ka­nı Re­cep Tay­yip Er­do­ğan, hem de Baş­ba­kan Ah­met Da­vu­toğ­lu var­dı.
Ku­zey Irak ba­ğım­sız­lı­ğa gi­di­yor; Bar­za­ni'ye ye­ni­den baş­kan­lık yo­lu açı­lı­yor ve An­ka­ra de­ğil ses çı­kar­mak, Ku­zey Ira­k'­tan ye­ni isim­le­ri ağır­lı­yor.
Te­sa­düf mü?

ANKARA FISILTISI:  Ankara bugünlerde hep ODTÜ'yü konuşuyor…En çok merak edilen, ODTÜ'ye ya da rektörüne bir “operasyon” mu geliyor?

‘İslam İttifakı'na Pakistan bile karşı…

Suudilerin geçen hafta 35 ülkeyle kurulduğunu açıkladıkları “İslam İttifakı”, daha ilk toplantısını bile yapamadan dağılma aşamasına girdi.
Suudiler, Pakistan'ı İttifak'ın resmi üyeleri arasında saymışlardı. Ancak Pakistan, “evet üye olduk” açıklaması yapmak yerine, üye olup olmamayı kendi parlamentosunda tartışmaya açtı.
Bu tartışma sırasında da Pakistan hükümeti parlamentoya bir söz verdi;
“Eğer bu İttifak'a resmen katılırsak, kesinlikle Suriye'yi istikrarsızlaştıracak herhangi bir harekete dahil olmayacağız. İran'la Pakistan'ın ilişkilerini bozacak her türlü eylemin dışında kalacağız…”
Pakistan hükümetinin bu çıkışı çok önemli…
Çünkü Suudilerin kurduğu “İslam İttifakı”nın, İran'ın, Irak'ı, Suriye'yi dışlayarak aslında tam bir “Sünni ittifakı” olacağı kesin. Pakistan, daha şimdiden böyle bir cepheleşmede yer almayacağının mesajını, tüm dünyaya vermiş oldu.
Pakistan'ın, dahil olmak için meclisini çalıştırdığı, “Sünni İttifakı olursa, çıkacağım” mesajı verdiği “İslam İttifakı” konusunda, bir başka “üye”, Türkiye ne yaptı?
Konu Meclis'e hiç taşınmadı. Kimsenin görüşü alınmadı. Suudiler, “İttifak'ı kurduk” dediler, Başbakan Ahmet Davutoğlu hemen Ankara'nın “onayını” verdi; “İslam ülkeleri arasında yürütülen bu çabanın doğru yönde atılmış bir adım olduğunu değerlendiriyoruz” dedi.
Böylece, Pakistan'ın “dahil olalım mı” diye tartıştığı İttifak'a Türkiye, TBMM'ye hiç danışmadan, hiçbir belge imzalamadan, hatta konuyu Bakanlar Kurulu'nda bile tartışmadan dahil ediliverdi.

Şener'den önemli iddia: Halid Meşal İsrail'in uzantısı

AKP'nin kurucularından; iktidara geldiklerinde ekonomiyi emanet ettikleri Başbakan Yardımcısı;
Abdüllatif Şener.
Ancak daha sonra yollar ayrıldı. O kadar ki, 2007 seçimlerinde aday olmayarak AKP'den ayrılan Şener kendi partisini bile kurdu, AKP'nin karşısına siyasi rakip olarak çıktı.
Şener, uzun süredir süren sessizliğini ise Türkiye ile İsrail arasında varılan son anlaşma ile bozdu. Ve anlaşmaya çok ilginç bir bakış açısı getirdi.
Şener'e göre, AKP hükümetleri döneminde İsrail'le yaşanan gerginliklerin tümü, hatta Mavi Marmara olayı bile İsrail'in güçlenmesini sağlayacak oyunun bir parçası.
“Ben bir siyasetçi olarak, yaşananların sonucunda kimin bundan fayda sağladığına bakarım” diyen Şener, tüm yaşanananları 2004 yılında G-8 zirvesinde kararı alınan, kamuoyunda bilinen adıyla “Büyük Ortadoğu Projesi”, resmi adıyla “Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesi” çerçevesinde değerlendiriyor;
Kendisinin de Başbakan Yardımcısı olduğu dönemde, o zamanın Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın projenin hayata geçirilme kararı alındığı G-8'e katıldığını hatırlatan Şener, zirve dönüşünde Erdoğan'ın pek çok fırsatta kendisinin “BOP Eş Başkanı” olduğunu söylediğini vurguladı.
Şener'e göre, BOP'un kurulmasının ardından başlayan “Arap Baharı”, aslında bir “Arap karakışı” oldu ve aslında İsrail'e yaradı.
İsrail'in Ortadoğu'daki en büyük düşmanları; Saddam yönetiminde Irak, Kaddafi yönetimindeki Libya ve Esad yönetimindeki Suriye iç savaşlara sürüklendi. Ve İsrail için tehdit olmaktan tamamen çıktı.
Yine Şener'e göre, tüm bu yaşananlarda Türkiye'nin oynadığı rol ise yaşamsal oldu.
Davos'taki “One minute” çıkışı ile Recep Tayyip Erdoğan Arap halkı gözünde Filistin davası açısından “kahramanlaştırıldı”.
Ardından, Mavi Marmara olayı ile söylemde Filistin davasına büyük destek veren ancak bunun için sıcak çatışmaya girmemiş Türkiye'nin “kanı aktı”. İsrail, Gazze'ye yardım için giden Mavi Marmara'da 9 Türk vatandaşını öldürerek, Türkiye'nin de Filistin davasına resmen şehit vermesini sağladı.
Böylece de, Erdoğan'ın prestiji Arap sokaklarında iyice yükseldi; Arap halkları Filistin davasına sahip çıkmayan kendi diktatörlerinin yerine, seçimle göreve gelecek Erdoğan benzeri yöneticiler için sokaklara çıktılar. Ve bu da, Arap ülkelerinde yaşanan iç karışıklığın işaret fişeği oldu.
Yaşananlar sonucunda İsrail'in Arap dünyası içinde hiç ciddi hasmı kalmadı. Ortam, İsrail'in coğrafi olarak olmasa da, etki alanı olarak genişlemesi açısından uygun hale getirildi.
Abdüllatif Şener tüm bu yaşananları açıklarken Hamas lideri Halid Meşal'e biçtiği rol ise son derece ilginç.
Şener, Meşal için “İsrail'in uzantısı” nitelemesini yaptı.
Meşal'in, Türkiye'deki AKP hükümetinin “Filistin davasının tek savunucusu” imajını Arap topraklarında iyice netleştirmek için en kritik dönemlerde Türkiye'ye ziyarette bulunduğunu, bu ziyaretlerin fotoğrafları ile imajın pekiştirildiğini anlattı. Bu anlamda, İsrail'in oyunun en önemli parçalarından biri olduğunun altını çizdi.
Tüm bu unsurlar alt alta yazılınca da, Şener'e göre İsrail-Türkiye anlaşmasına şaşırmak mümkün değil…
Türkiye'nin Gazze'ye yönelik ambargo şartından vazgeçişi anlamına gelen o anlaşma da, daha 2004 yılında kurulan oyunun “doğal sonucu”…

SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet Whatsapp