AKP’nin yeni Türkiye’sinde her şeyimiz ‘mış’ gibi artık. Sahte, boyalı, janjanlı, pek bir havalı ama gerçekte içi boş ve algı yönetimleriyle gerçekmiş ve üstün bir başarıymış gibi pazarlanıyor herkese. Hem aslında olmayanı olmuş gibi, varmış gibi, başarılmış gibi gösteriyorlar hem de AKP’nin bütün hırsızlıklarını, rüşvetlerini, insan hakları ihlallerini, suçlarını örtbas etmek için her tür algı yöntemini, her tür propaganda aracını fütursuzca kullanıyorlar...
* * *
‘BALYOZ’lar, ‘ERGENEKON’lar, ‘POYRAZKÖY’ler, ‘ASKERİ CASUSLUK’lar gibi müthiş kariyerlerin yok olmasına, ailelerin parçalanmasına, intiharlara, kanserlere yol açan ve binlerce nitelikli insanımızı, subayımızı ağır şekilde mağdur eden ve milli güvenliğimizi büyük zaafa uğratan davaların hepsinin sahteliği 6 - 7 yıl içinde ortaya çıktı. Olan, önce bu tuzağa yakalananlara sonra da tüm ülkeye, millete, geleceğimize oldu. Ne yazık ki, neredeyse tüm alanlarda bundan farklı bir durumda değiliz...
* * *
2012 Londra Olimpiyatları’nda 1500 metrede altın madalya kazanan Aslı Çakır Alptekin’in doping yaptığı ortaya çıkmıştı biliyorsunuz ve hepimizi utandırmıştı. Şimdi aynı yarışta gümüş madalya kazanan Gamze Bulut’un da doping yaptığı ortaya çıktı. Uzun yıllardır özlediğimiz, Türk gencinin gerçek potansiyelini ortaya koyan, hepimizin gözlerini yaşartan, koltuklarımızı kabartan haftalarca konuştuğumuz bu üstün başarıların ikisinin de bugün sahte olduğunu, hak edilmemiş olduğunu görmek hepimiz için sarsıcı bir deneyim daha oldu. Olimpiyatlarda kazandığımız gün sevinçten uçtuğumuz altın ve gümüş madalyaların yıllar sonra dopingle ve aslında sahtekarlıkla kazanıldığının utanç verici bir şekilde ortaya çıkması ve elimizden geri alınacak olması, bence AKP’nin yeni Türkiye’sinin en gerçekçi sembollerinden biri. Hâlâ bazıları ne kadar kabul etmemek için dirense de AKP’nin gerçeği, ülkemizi getirdiği yer bu...
Sıfır sorundan sorunlu olmadığımız tek bir ülkenin kalmadığı, yalnızlaştığımız, çağdaş ve demokratik ölçütlerden uzaklaştığımız için güvenilmezleştiğimiz, istenmediğimiz, tercih edilmediğimiz bir ülke haline dönüştük. Pek çok ülke artık bizimle ticaret, turizm, teknoloji, kültür, vs çeşitli alanlarda işbirliği yapmak istemiyor. Artık gerçek yüzünü gördükleri AKP’nin yeni Türkiye’sini istemiyorlar...
* * *
ZAMAN gazetesine ve BOYDAK ailesine yapılan baskınlar, el koymalar, kayyum atamalar tıpkı KANALTÜRK’e ve diğerlerine yapılan baskınlar, el koymalar, kayyuma devredip kapatmalar, kalanları yandaşlara devretmeler gibi çağdaş bir ülkede, demokratik bir hukuk devletinde asla yaşanamaz ve asla kabul edilemez. TOMA’larla, biber gazıyla, tazyikli suyla, polisin zor gücüyle döve döve bir gazeteyi, bir televizyonu ele geçirmesi tek kelimeyle faşizmdir. ZAMAN gazetesinin kumpaslarla, iftiralarla TSK’ya, devlete, millete, demokrasimize, hukukumuza, toplumsal barışımıza korkunç zararlar verdiğini hepimiz biliyoruz ve mutlaka hak ettikleri şekilde cezalandırılmalarını istiyoruz ama yargısız
infaz edilmelerine seyirci kalamayız, kalmamalıyız. Suçlarının cezasını, bağımsız mahkemelerde Türk hukukunun gerektirdiği şekilde çekmeliler. Daha azı ya da daha fazlasını değil...
* * *
Bütün bunları toplumun gözünden kaçırmak ve toplumun algılarını yöneterek suçlarını örtbas etmek amacıyla AKP ve Tayyip Erdoğan için kritik konularda yandaş medyanın 7 - 8 gazetesi hiç utanmadan aynı başlıkla çıkıyor, aynı şeyleri yazıyor. Bunun nasıl insanların gözünün içine baka baka bir algı yönetimi operasyonu olduğunu umursamadan yollarına devam ediyorlar. Algı yönetiminin en sert oyuncularıysa terbiyesiz, ahlaksız Aktroller, muhalif gördükleri herkese, sürekli hakaret, küfür, kafir, tehdit gırla gidiyor sosyal medyada...
* * *
Kurtlar Vadisi Youtube’da ilk sırada çıkardı yıllarca şimdi bulmak için ismiyle aratmanız lazım. Eskiden sokaklar boşalır, trafikte kimsecikler olmazdı, artık eskisi gibi izlenmiyor belli ki. O kadar çok hükümetin sözcüsü gibi fikirler ve söylemler senaryolara yedirmişler ki artık eski havasını, inandırıcılığını kaybetmiş. Polat Alemdar bildiğiniz Tayyip Erdoğan gibi konuşuyor. Suriye gibi, Orta Doğu gibi kritik konularda saçma sapan ve ulusal menfaatlerimize aykırı fantastik fikirler, söylemler uçuşuyor dizide. Bir de sürekli bir tevekkül mesajları, en zor, en umutsuz şartlarda bile sabret, bekle, tevekkül et, ‘Mevla görelim neyler, neylerse güzel eyler’ mesajları, toplumu pasifize etmek, boyun eğdirmek, bekletmek için, ne olursa olsun isyan ettirmemek için senaryoya yedirilmiş mesajlar var...
* * *
Yiğit Bulut ve benzerleri tıpkı Tayyip Erdoğan gibi, son yıllarda sürekli, OLİGARŞİK BÜROKRASİ diye uydurdukları bir olgudan bahsedip başkanlık sisteminin, Türk ekonomisini ‘en noktasına’ taşıyacağı yalanlarını söylüyorlar. Başkanlık sistemi “olması gerektiği” gibi, GERÇEKLERİMİZE uygun DÜZENLENİRSE, İŞ YAPABİLECEKLERİN ÖNÜ AÇILACAK diye büyük harflerle yazıyorlar utanmadan. Bugüne dek hangi istediklerini acaba yapamadılar diye sormadan edemiyor insan. TSK’yı mı darmadağın edemediniz, Genelkurmay Başkanı’nı mı hapse atmadınız, Sayıştay’ı mı devre dışı bırakamadınız, örtülü ödenekleri mi soyup soğana çeviremediniz, TV kanallarına, gazetelere mi el koyamadınız, kupon arazilerin dibine mi vuramadınız, ayakkabı kutularında yakalanan milyon dolarları mı, yatak odasında yakalanan para kasalarını, para sayma makinelerini mi aklayamadınız, sözünüzü dinlemeyen hakimleri, savcıları, emniyet müdürlerini, valileri, kaymakamları canınızın istediği yerlere mi süremediniz? Bu ülkede bugüne dek neyi yapmayı isteyip de yapamadınız diye insan sormadan edemiyor...