Aziz Nesin Vakfı yapsa yine susmayız



Çocukluğum ve ilk gençliğim Aziz Nesin romanlarını okumakla geçti.
Kitabını ilk olarak elime aldığımda 13 yaşındaydım; kitabın adı da ‘Şimdiki Çocuklar Harika’ idi. Sonra da elimden bırakamadım.
Önce zekâsına hayran oldum.
Bu sırada da, kitaplarının arkasında yer alan Nesin Vakfı fotoğraflarına baktım. Nesin Usta ile oturan o çocuklara hep imrendim.
O çocuklarla ettiği sohbetleri, onlara aşıladığı kültürü canlandırdım gözümde.
Geçen hafta bu vakıf, bir başka vakfı temize çıkarmak için gündeme getirildi.
Ensar Vakfı ile ilgili geçen hafta yaşananları hepiniz biliyorsunuz. Bu vakfın bir öğretmeni 45 çocuğu taciz ettiği iddiasıyla tutuklandı; sonra da devletin tüm kademeleri devreye girdi.
“Bir kereden bir şey olmaz” cümlesinin telaffuz edilmesine kadar geldi mesele.
Ardından da, Nesin Vakfı ve Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nde benzer olaylar olduğu ama ‘laik kitlenin bu olayları bugünkü gibi büyütmediği’ iddia edildi.
Sözü edilen iki kurumda bu tarz olayların meydana gelip gelmediğini bilmiyorum.
Ama bugün, Allah korusun böyle bir olay olursa önce hükümetin bu iki kurumu yerle bir edeceğini, yandaş medyanın Ensar Vakfı hakkında koruduğu sessizliği bozup tüm gücüyle bas bas bağıracağını adımız gibi biliyoruz.
Emin olsunlar ki eğer bu kurumlarda böyle korkunç bir olay meydana gelir ve kurum çalışanları çocukları taciz eden kişinin yanında yer alıp suçun üzerini kapatmaya çalışırsa biz de bağırırız.
Hiçbir yazımda Ensar’ı suçlamadım.
Asıl mesele, Ensar Vakfı’nda yaşanan bu kadar büyük bir olaydan hiçbir yöneticinin ‘sözde’ haberi olmaması veya yöneticilerin haberi olup olmadığının araştırılması yerine hükümetin Ensar’ı savunmaya soyunmuş olması.
Tabii ki dinini öğrensin, güzel ahlaklı olsun diye bu kuruma yollanan öğrencilerin başına bu çirkin olayın gelmesi de fena bir ironi.
Ama asıl skandal, olay ortaya çıkınca Ensar Vakfı yöneticilerinin ve hükümetin sergilediği tavır.
Ki bu durum en az tecavüz kadar tehlikeli ve ürkütücü.

Afiş böyle daha güzel olmuş



Geçenlerde yazmıştım.
‘Annemin Yarası’ isimli filmin afişiyle ilgili gayet haklı olduğunu düşündüğüm bir eleştiri kaleme almıştım.
Filmin tüm sinemalarda ve tanıtım organizasyonlarında kullanılan afişinde, filmi diğer oyuncular kadar sırtlanan bir ismin, Bora Akkaş’ın fotoğrafı unutulmuştu.
Önceki gün filmin başarılı isimlerinden Ozan Güven bir afiş paylaştı Instagram hesabından.
Belli ki eleştirim doğru yere ulaşmış.
Güven’in paylaştığı afişte Bora Akkaş filmdeki rolü ağırlığınca yer bulmuş.
E sevindim tabii buna.

Kahramanların en tombişini öperim



Hatta öpmekle de bırakmam. Sıkı sıkı sarılır, sevgi manyağı yaparım kendisini.
Çünkü Panda Po’ya aşık olmak bunu gerektirir.
Hafta sonu sinema için iki seçeneğim vardı; Biri ‘Batman Superman’a Karşı. Diğeri ‘Kung Fu Panda 3’.
Batman’i yönetmen Christopher Nolan’la zirvede bıraktığım ve Ben Affleck’i bu role hiç yakıştıramadığım için Kung Fu Panda’yı seçtim.
Bu serinin hastasıyım. Joe Black, Angeline Jolie ve Dustin Hoffman gibi müthiş sanatçıların seslendirmedeki başarısı bir yana film, bir serinin üçüncü filmiyle bile insanı etkilemeyi başarabileceğinin bir kanıtı.
Filmdeki animasyonlar müthiş bir görsel şölen yaratıyor. Hele arada hikâye gereği üç boyutlu animasyondan iki boyutlu klasik çizime geçtiklerinde müthiş zevk alıyorum.
Hikâyeyi anlatıp tadınızı kaçırmak istemem ama eğer panda seviyorsanız serinin bu filmi sizi daha çok tatmin edecek. Bir de filmin sonundaki Şangay Roxi Müzikal Stüdyosu’nun seslendirdiği Çince ‘Kung Fu Fighting’ şarkısına lütfen dikkat!