
Google Türkiye’de çalışan arkadaşlarım sabah kahvelerini içerken üzerlerine dökmesinler. Google’ın genel merkezi dün buradan paylaştığım iPhone şifresi kırma kavgasında Apple’ın yanında yer aldı.
Apple, FBI ve bir mahkemenin kararına rağmen bir terör olayına karıştığı söylenen zanlının telefonunun şifresini kırıp içindeki bilgileri federallerle paylaşmayı reddetmiş ve bir de üzerine özgürlük dolu açıklama yapmıştı. Cook’a Google CEO’su Sundar Pichai’den destek geldi.
Pichai, Apple’ı söz konusu telefonun şifresini kırmaya zorlamanın kullanıcı gizliliğini ihlal edeceğini belirtti.

Dünyanın iki dev teknoloji şirketi -ki aslında ikisi de dönem dönem belli yasal koşullar altında belli bilgileri paylaşıyorlar- kullanıcı gizliliği konusunda yasal otoriteyle açıkça karşı karşıya geliyorlar.
Bunu izlemek bizim için çok acıklı.
Biz ki devletin sakıncalı olduğuna karar verdiği hesapların bilgilerini alabilmek için Twitter’ı kapattığı bir ülkede yaşıyoruz.
Ya da bırakın bir cihazın şifresinin kırılması, bir insanın şifresinin kırılması için işkence görebildiği topraklardayız. Bu tartışma çok zehirleyici.
Ha tabii bir de başkan şu dakikaya kadar çıkıp “Eyyy Apple, Eyy Googgleeee” diye 52 haber kanalından ve Kral TV’den canlı yayınlanan bir nutuk patlatmadı.
İnsan içinden usul usul Livaneli’nin ‘Eyyy Özgürlük’ şarkısını mırıldanmaya başlıyor.
Ama panik yok sayın devletim. Usul usul!

Dönülmez Akşamın ufkundayım...
Siz bu satırları okurken ben çok uzaklarda, Portekiz’de olacağım.
Malum Portekiz uçuşu 5 saatten biraz fazla sürüyor.
Her uzun seyahat öncesi yaptığım gibi iTunes’ta küçük bir tur atıp yolda dinleyeceğim yeni albüm var mı diye bakınırken karşıma Odeon seçkisi çıktı.
Vay arkadaş ne kadar sevindim anlatamam. Tabii ki ilk dikkatimi çeken de ‘Üstat Münir Nurettin Selçuk’ albümü oldu. Üstadın en sevdiğimiz şarkılarının müthiş plak kayıtları ile yıllar sonra bir araya gelmek iyi geldi ruhuma. “Geniş kanatları boşlukta simsiyah açılan büyük kapıdan geçince başlayacak” derken üstat nerelere gittim, nerelere geldim anlatamam.

Sadece ‘Rindlerin Akşamı’ değil, ‘Beni Kör Kuyularda Merdivensiz Bıraktın’, ‘Aziz İstanbul’, ‘Cana Rakibi Handan Edersin’ de mevcut albümde. Şarkıları dinlemek bir yana albüm kapağına bile bakmaya doyamıyor insan. Meraklısına fena halde tavsiye ederim.
Hey Cumartesi, bal cumartesi

Haydi Söyle - Kalben
Kalben’in albümü ile büyük aşkım devam ediyor. Albümdeki tek cover İbrahim Tatlıses’ten sevdiğimiz ‘Haydi Söyle’ bambaşka şekilde hayat bulmuş Kalben’den.

Rainbow - Gates of Babylon
Rainbow’un yeri arşivimde hiç değişmeyecek. Ve tabii ki müthiş ‘Gates of Babylon’un da. Sırf sondaki müthiş keman için bile binlerce kere daha dinlerim. Cumartesine ondan fazla yakışan yok!

Aziz İstanbul -Münir Nurettin Selçuk
Farkındayım müzikal zevklerim net değil. Ama ben bu kaos içindeki düzenimi seviyorum. Çok iyi geldi bu albüm ruhuma. Çocukluğuma götürdü. Anneannem ile geceleri kısa dalga radyo dinlediğimiz günlere. Hayır ağlamıyorum. Gözüme bir şey kaçtı.

Korkuyorum - Emel
Hayatımın bir bölümünde Unkapanı’nda basın danışmanı olarak çalıştım. Şahin Özer Plak’ta çalışırken Emel’in en parlak dönemine rast geldim. Mesela ‘Hovarda’nın klibi çekilirken oradaydım. Güzel günlerdi. Emel eski şarkılarını yeniden söylemiş. Maşallah ses hâlâ yerinde. Nostalji beni yerden yere çarpıyor bugün :)

Ironic -Alanis Morissette
1995 yılı ve takip eden üç yıl ‘Jagged Little Pill’ albümü discman’imden çıkmamıştı. ‘Ironik’ tam da benim bugünkü hislerimi anlatan şarkıdır. Her şeye, hayata hep kıl payı geç kalan insanları anlatır. Bugün listeme hoş geldi. Açıyorum sesi!