BÜYÜKLÜK 250 MİLYAR DOLAR
Uzun yıllar perakende yasası, sonrasında ise AVM’lerde döviz üzerinden kira kavgası ile gündemin odağına yerleşen perakendeci, şimdilerde ise Türkiye’nin toplam ekonomik büyümesinde yarattığı 1.3 puanlık çarpan etkisini güçlendirmek ve son regülasyonları hayata geçirebilmek için yeni destek ve teşvik peşinde. Bu amaçla yaklaşık 250 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşan ve ‘organize perakende’ olarak adlandırılan kesimi tek çatı altında toplayan Türkiye Alışveriş Merkezleri ve Perakendeciler Federasyonu (TAMPF) da yeni bir vizyonla çalışmalarına hız verdi. Genellikle hazır giyim ve AVM yatırımcılarını görmeye alıştığımız federasyonun kaptan köşkünde bu kez Metro Toptancı Market Genel Müdürü Kubilay Özerkan var.
Türkiye’de iç tüketime dayalı büyüme modeline perakende sektörü ile geçilebileceğine dikkat çeken Özerkan, mesajlarında, sektörün hâlâ konsolidasyona açık olduğunu vurguladı. Artık yapısal problemlere popülist bir bakış açısı ile yaklaşılamayacağına dikkat çeken Özerkan, yeni bir hikaye peşindeki sektöre ilişkin sorularımızı yanıtlarken önemli mesajlar verdi...
YETERİNCE DESTEKLENMİYOR
Son iki yılın turizmle birlikte en çalkantılı sektörlerinden birisi perakende. Yıl sonuna yaklaşırken, sektördeki hava ve rakamlar ne durumda?
Perakende sektörü aslında Türkiye için çok çok önemli. Çünkü bir çarpan etkisi var orada. Mesela biliyoruz ki perakende sektörünün bir puanlık büyümesi yaklaşık 1.3 puanlık ekonomik büyümeye tekabül ediyor. Dolayısıyla perakende, Türkiye’nin büyümesi, özellikle iç tüketime dayalı bir büyüme modeli getirilmesi açısından çok önemli. Organize perakendenin, bu açıdan desteklenmesi gerekiyor. Yeterince desteklenmiyor. Bugün tahminlere göre 600 milyar TL büyüklükteki perakende sektörü içinde organize perakende sektörünün payı 250 milyar TL. 2016 yılındaki çalışmalara göre yaklaşık 2 milyon kişiye iş imkanı sunan perakende sektörü, Türkiye genelinde faaliyet bazında istihdam sağlama açısından ikinci sırada yer alırken, hizmet sektörü altında da ilk sırada yer alıyor.
TAMPF Başkanı Kubilay Özerkan, sektörün hedef ve sorunlarını arkadışımız Sayime Başcı’ya anlattı.Yılbaşında, ‘geçen yılı yakalarsak başarıdır’ gibi bir algı vardı. Hedefler değişti mi?
Perakende büyüyecek fakat tabi ki desteklenmesi gerekiyor. Bu yılki büyüme tahminimiz yüzde 8-10 arası. Özellikle genç istihdamda organize perakende çok önemli. Ülkenin gelir seviyesinin artması daha insancıl çalışma şartları yaratılması açısından da organize perakendenin desteklenmesi çok çok önemli. Bugün Türkiye’de kayıt dışı istihdam oranı yüzde 42. Hiç kimse bunu konuşmuyor, itiraf etmiyor. Ama organize perakendede sıfır. Bu anlamda organize perakende, ekonominin bir katalizörü şeklinde görev yapıyor. Kayıt içine girmesine katkıda bulunuyor, kayıt içine girdiği için vergiler artarken bütün standartları da artırıyor.
HERKES ÇOK İYİMSER
Tüm bu döviz kurları, siyasi gerginlikler ve 2019’daki seçim planlarına göre atılan adımların oluşturduğu şartlar altında hâlâ bir yatırım iştahından söz edilebilir mi?
Herkes çok iyimser, herkes Türkiye’nin potansiyeline inanıyor. Türkiye’nin çözmesi gereken çok ciddi yapısal problemleri var. Kayıt dışı istihdam, ekonomideki yapısal değişikliklerin yapılması bunların en başta gelenleri. Dolayısıyla bunlara kısa süreli 6 aylık, 5 aylık ya da popülist yaklaşımlarla çözüm bulmamız söz konusu olmaz. Burada daha uzun vadeli yapıcı yapısal değişikliklere ihtiyacımız var. Türkiye’nin çok büyük potansiyeli var ama bugün bu potansiyeli ortaya çıkaramıyor. Öncelikli olarak yapısal problemlere günlük pansuman tedavileri uygulanamaz. Yapısal çözüm gerekir.
ATIK PROJESİ ZENGİN ETMEZ
Sektör için nasıl bir destek istiyorsunuz?
Mesela istihdam konusunda desteklerin verilmesi lazım. Primle ilgili, asgari ücretle ilgili desteklerin verilmesi lazım. Belki bütün sektör için devam ettirilmesi lazım. Yine gıda atık ve kayıtları ile ilgili perakendecilerin rolü çok büyük. Burada ülke ekonomisine yarar getirecek bir konuda organize perakende bir katalizör olabilir ancak bunun da belli desteklerle belli sübvansiyonlarla desteklenmesi lazım. Bu perakendeciyi zengin edecek bir uygulama değil. Bu ülkenin kaynak kaybını önleyecek bir uygulama. Dolayısıyla burada sadece enflasyon diye bakılmamalı.
Tüketici güven endeksinin dipte olduğunu, pek çok sektör oyuncusunun zarar ettiğini ve sektörden çekildiğini düşünürsek, sektörün geleceği ne kadar parlak?
Birincisi organize perakendenin pazar payı çok düşük olduğu gibi burada perakendenin kartelleşmesi ya da monopolleşmesinden çok uzağız. İkincisi evet, Türkiye’de perakende konsolidasyona açık bir durumda. Üçüncüsü ise perakendeyi aşağı çeken bir durumdan bahsediyorsak o zaman Türkiye’yi tartışıyor oluruz. Çünkü perakende Türkiye ile paralel hareket ediyor ve belli bir çarpan etkisi yaratıyor. Ben burada Türkiye’nin potansiyeline inanıyorum.
PAZARI BİLMEDEN GELEN YABANCI MARKA ZORLANIR
Son iki yılda sektörden çok ciddi marka çıkışları oldu. Uluslararası markalar sektörde neden tutunamıyor?
Ben onu yabancı geliyor mu gidiyor mu diye değerlendirmiyorum. 2009’da da biz bu konuları konuşuyorduk. Ben şöyle değerlendiriyorum, 20 yıldır Metro’da çalışıyorum 10 yılı yurtdışındaydı. Şunu gördüm: Türkiye pazarı potansiyeli yüksek gelişime açık ama öteki taraftan da ticari kökleri çok eskiye dayanan bir pazar. Dolayısıyla dışarıdan baktığınızda organize perakendenin düşük olan payına bakarak burayı gelişmemiş olarak değerlendirirseniz yanılırsınız. Dolayısıyla kendi ülkesinde, ister Alman, ister Fransız ister İtalyan olsun, geliştirdiği konsepti buraya getirip dikte edeceği boş bir pazar değil. Rekabet çok yoğundur ama ticaretin istikameti çok farklıdır. Rekabetin boyutu değişiktir. Burası ben her şeyi biliyorum diyebileceğin bir pazar değil. Bu nedenle Türkiye’nin en çok uluslararası yatırım aldığı dönemde de bu yabancılar neden gidiyoru konuşuyorduk.
YATIRIM İŞTAHI PARANIN MALİYETİNE BAĞLI
Türkiye’ye dönük yatırım iştahı ile ilgili neler söylenebilir?
Kayıt dışı ekonomi Türkiye’nin problemidir. Dolayısıyla yatırımcının da problemidir. Dolayısıyla uluslararası yatırımcının da problemidir ama hepsinden öncesi, Türkiye’nin problemidir. Yatırım iştahı var ama bu da paranın maliyeti ile orantılı. Biz hepimiz önümüzü görmek istiyor muyuz, istiyoruz. Biraz daha uzun vadeli bakmak istiyor muyuz, evet istiyoruz.