RÖPORTAJ: Nil SOYSAL

Emin Çölaşan ile 40. yıl röportajına giderken şunu düşündüm: 40 yıl boyunca hem muhalif olup, hem zirvede kalabilmek, Türkiye gibi bir ülkede nasıl mümkün olabilmiş?.. Sonra da cevabı son derece basit olan bu soru için kızdım kendi kendime... Adı üstünde; Emin Çölaşan. Önce insan, sonra gazeteci...

02pastakesmebuyukresim25cm SÖZCÜ ANKARA EKİBİ İLE BİRLİKTE MESLEKTEKİ 40. YILINI KUTLADI... Meslekte 40. yılını geride bırakan duayen gazeteci Emin Çölaşan, bunu SÖZCÜ ekibiyle birlikte pasta keserek kutladı. Emin Çölaşan, “Bu 40 yıl boyunca en güzel, bana en uygun mesleği yaptım” dedi. Fotoğraftakiler (Soldan-sağa): Ali Ekber Ertürk, Sercan Alkan, Emin Özgönül, Ertuğrul Ölmez, Saygı Öztürk, Ayşegül Erdem, Emin Çölaşan, Dilek Karaarslan, Nil Soysal, Erdoğan Süzer, Deniz Ayhan, Durmuş Akdoğan.


OKUR SAYGISIZLIK SAYAR...

- Dile kolay; 40 koca yıl geçmiş...
40 yılda çok şey değişmiş, ama Emin Çölaşan’ın çizgisi hiçbir zaman değişmemiş. Sizin pencerenizden bakınca sizi Emin Çölaşan yapan neydi?
Evet, o değişmeyen çizgi bence de çok önemli. Nedenlerini kısaca sayayım... Hiçbir dönemde ve hiçbir konuda kıvırtmadım. İçimden ne geliyorsa onu yazdım ve söyledim. Zaten kıvırtırsanız insanlar bunu hemen algılar ve saygınlığınızı yitirirsiniz. Artı, ilk acemilik dönemimdeki haberlerimde bir iki ufak yalan dışında yazılarımda hiç yalan yazmadım, çıkar karşılığında bir şey yazmadım. Satılmadım, dönek olmadım, iktidarlara yalakalık yapmadım. Bunların en büyük onursuzluk olduğunu düşünürüm.

ARKADAŞLARIMA YAZAR GİBİYİM

- 40 yıl boyunca hep bütün zamanların en çok okunan yazarlarından biri oldunuz. Bunu nasıl başardınız?
Birincisi, yazılarımda hep basit cümleler kullandım. Yazılarım bir arkadaşa yazdığım mektuplar gibi yalın ve içtendir. Başka bir deyişle bizim gazetenin kapısındaki simitçi de, en müşkülpesent bilim adamı da yazılarımı okudu, anladı ve aynı düzeyde algıladı. İkincisi, sanırım Türkçem iyi! Burada önemli olan yazdıklarınızı insanlara ahkâm kesmeden, ukalalık etmeden, onları sıkmadan okutabilmektir. Üçüncüsü, hiç bilimsellik taslamadım. Günlük yaşamın, genelde de siyasetin içinden yazdım. Mümkün olduğunca belge kullandım. Son olarak da pisliklerin, yolsuzlukların, Atatürk düşmanlarının üzerine hep gittim. Güçsüzlerle değil hep güçlülerle mücadele ettim. Bir de, okurlarla aramda inanılmaz bir gönül bağı kuruldu. Bana güvendiler.

ÖNCE İNSANIM, SONRA GAZETECİ...

- 40 yıla sığdırılmış 20 kitabınız var. İçlerinde bütün zamanların en çok satan kitabı rekoru; Turgut Nereden Koşuyor ile size ait. Peki sizde en çok iz bırakan Emin Çölaşan kitapları hangileri?

Turgut dışında Önce İnsanım Sonra Gazeteci’yi çok severim. Hürriyet’ten kovulduktan sonra üç ayrı kitap yazdım. O seri Kovulduk Ey Halkım Unutma Bizi ile başladı. O üçünü çok severim. Hepsini içtenlikle yazmıştım. Şu Benim Gazetecilik ve Yalçın Nereye Koşuyor isimli kitaplarımı da çok severim.

ÜZERİMİZDE DEVLET SANSÜRÜ VAR

- Yazmayı isteyip de yazmadığınız, ya da yazamadığınız bir yazı var mı?
Hürriyet’te iken, gelen baskılar yüzünden yazamadıklarım olmuştur. Bugünkü AKP döneminde ve özellikle de OHAL ortamında bazı şeyleri yazmak da ne yazık ki mümkün olmuyor. Kendi kendimizi sansür etmek zorunda kalıyoruz. Üzerimizde adı resmen konulmamış bir devlet sansürü var. Zaten tutuklanan gazetecilerin durumuna ve sayıca çokluğuna bakınca bunu açıkça görüyorsunuz.

BANA EN UYGUN MESLEĞİ YAPTIM

- Hiç Devlet Planlama Teşkilatı’nda kalsaydım, DPT’den emekli vatandaş Emin olarak yaşasaydım dediniz mi?
Asla. Bu 40 yıl boyunca en güzel, bana en uygun mesleği yaptım. Bundan sonra da doğal olarak emekli vatandaş olacağım ama gazetecilikten emekli vatandaş Emin olarak yaşayacağım!

Tehdit aldım ama çizgim değişmedi ve korkmadım


- Türkiye’yi AKP’den önce yöneten neredeyse bütün üst düzey devlet kadrolarını da eleştirdiniz. Demirel, Ecevit, Erbakan, Özal, Çiller, Yılmaz...

Onların döneminde baskı, tehdit falan hiç mi yoktu?
Doğrudur, hepsini eleştirdim ama hak ettikleri için.

02ecevitle20cm

Gazetecinin görevi övgü düzmek ve hatta bugünkü birçokları gibi yalakalık yapmak değil, eleştirmektir. Hayır, geçmişte baskı ve tehdit yoktu. Hiçbiri bugünküler gibi değildi. Bir şey yazdığımız zaman ciddiye alınırdı. Şimdi geçmişe baktığımda şunu görüyorum; bugünkülerle kıyaslandığında meğer onlar çoluk çocukmuş, amatör küme sporcusuymuş ve biz onlarla mücadele edermişiz! Bunları bazen arkadaşlarla konuşup gülüşüyoruz ama şimdi hepsini saygıyla anıyoruz.

KORUMA VERİLDİ

- Yıllar içinde çok tehdit de aldınız. Hatta bir dönem polis eşliğinde işe gidip geldiniz. Korktunuz mu?
O dönemlerde PKK vardı ve beni hedef almıştı. PKK terörü ile Kürtçülük ve bölücülük olayının üzerine çok gittiğim için polis korumasına alındım. Korkmadım, çizgimi değiştirmedim ama önlem almak ve dikkatli olmak zorundaydım.

02demirelle20cm

Hiç bu kadar çirkin ve zor bir süreç yaşamadık


- Türkiye’nin 40 yılına baktığınızda hiç bu kadar zor bir süreç hatırlıyor musunuz?
Geçmişte çok yanlışlar yaşadık ama bu kadar zor ve çirkin bir sürece hiç tanık olmadık. İnsanlar mutsuz, umutsuz, gergin, kamplara bölünmüş ve karşı tarafı adeta düşman gibi görüyor. Biz gazeteciler bile bölündük, eski dostluklarımız çöpe atıldı. 2017, dilerim yanılırım ama herkes için çok kötü bir yıl olacak.

01eminbey30cm

Bir iktidar düşünün ki bu ülkenin iki kurucusunu, Atatürk ve İnönü’yü düşman olarak görmekte, bütün gıdasını haksızlık ve hukuksuzluktan, gerilim yaratmaktan ve din sömürüsünden almaktadır... Hukuk bitmiş, yargı iktidarın emrine sokulmuş, adalet yok edilmiş, böyle bir iktidardan ne bekleyeceğiz biz? Böyle bir ortamda yandaşlar hariç, gerçek gazeteciler için özgürlük söz konusu olabilir mi?

YARIN: 40 YILA KAÇ DAVA SIĞDIRDI? HAKKINDA AÇILAN EN ABSÜRT DAVA HANGİSİ?