Reklamsız Sözcü
CAN ATAKLI

McKinsey’yi çabuk hallettiler daha soruları bile soramadık

7 Ekim 2018

ANALİZ

McKinsey'yi çabuk hallettiler daha soruları bile soramadık

Ne oldu ne bitti tam belli değil.
İktidar Amerika'ya tam teslim olmuştu.
Türkiye'nin tapusu adeta Amerika'ya verilmişti.
Damat bey ve ekonomi yönetimi çöken ekonomiyi kurtarmak için başka çare bulamamıştı.
Bunları görüyor ve anlatıyordum ama kafama takılan bir nokta vardı.
Erdoğan her nedense bu konuda hiç konuşmuyordu.
Dün nihayet konuştu. MacKinsey anlaşmasının bir kenara bırakılmasını istedi.
Yandaş yalaka medya biraz şokta. Çünkü Amerika'nın Türkiye'nin yönetimine el koymasına karşı çıkanları “hainlikle” suçlamışlardı.
Tabii bu teslimiyetten tamamen vaz geçip geçmediğimizi de tam bilemiyorum.
Henüz bazı soruları bile soramamıştım daha.
Eğer Erdoğan (şimdilik) bu anlaşmayı yaptırmayacağını açıklamamış olsaydı bugün bu köşede McKinsey'le ilgili bazı sorular okuyacaktınız.
Şu sorular olacaktı;
1- McKinsey'nin Türkiye'yi yönetmesi için ne kadar para ödeyeceğiz?
2- Bu şirket için yönetme süresi belirlendi mi? Yoksa ekonomi düzelene kadar kalacaklar mı?
3- Bu şirket raporları bakanlara mı yoksa direkt saraya mı gönderecek?
4- Türkiye'yi yönetecekler Türkiye'deki şubesinde çalışanlardan mı seçilecek yoksa direkt Amerika'dan mı getirilecek?
5- Amerikalıların talimatlarına her bakanlık uymak zorunda mı kalacak?
6- Amerikalı yöneticilerin söylediklerinin yapılmaması halinde Türkiye'ye uygulanacak yaptırımlar var mı?
7- Şirket daha da kötüye gitmemize yol açarsa ne olacak? Tazminat ödeyecekler mi ya da anlaşmaya karşı yaptırımlar kondu mu?
8- Şirketin yönetim tarzı, önerileri, talimatları ve raporları muhalefetle de paylaşılacak mı?
Soramadığım son soru ise şöyleydi;
9- Erdoğan bu konuda hiç konuşmadı. Bu durumda anlaşma Erdoğan'a rağmen mi yapıldı yoksa Erdoğan bu konuları hiç bilmediği için şimdilik konuşmamayı mı tercih ediyor?

YENİ ÖĞRENDİM

Brezilya'dan kaportacı neden getirilir?

Habere güleyim mi bilemedim.
Kastamonu'daki şiddetli dolu yağışından sonra pek çok araç hasar görmüş.
Kentteki tamirciler kaportaları haşat olan araçları tamire yetişememişler.
Hem zaman olarak hem de işçilik olarak yetersiz kalmışlar.
Sonunda çareyi bulmuşlar ve “Brezilya'dan geçici kaporta ustası” getirmişler.
Bizim gençlik yıllarımızda “efsane” kaporta ustaları vardı.
Anlaşılan şimdi kalmamış bunlardan.
Aslında nedeni basit.
Bu iktidar dindar-kindar nesiller yetiştirmek için mesleki eğitimin canına okudu.
İmam hatipten mezun olanları üniversiteye sokabilmek için meslek okullarının yapısıyla oynadı.
Sonuçta üretimde asıl omurgayı oluşturan meslek eğitimi çıkışlı sayısı düştü.
Eğitimsiz insanlar bu tür işleri “deneye yanıla” öğrenmeye kalktılar ama bu da yetersiz kaldı.
Sonuç; doludan hasar gören araçları tamir ettirmek için bile kaportacı ithal etmek zorunda kalıyoruz.

DİKKATİMİ ÇEKEN ŞEYLER

Tarım Bakanı ödülünün hakkını veriyor

Tarım Bakanı'nın kardeşi, biliyorsunuz cemaatçilik yaptığı ve terörist kabul edildiği için tutuklandı zamanında.
Sıradan vatandaşlar eğer yakın bir akrabalarının çocukları cemaatin okuluna gittikleri ya da Bank Asya'ya para yatırdıkları için bile takibata uğrarken kardeşi cemaatçilikten ve teröristlikten tutuklanan bu kişi bakan yapıldı.
Adamına göre yani.
Şimdi bu bakanımız kendine bahşedilen bu ödüle layık olmak için olsa gerek “kriz olmadığını” anlatmak için “70'li yıllarda yaşadığımız acı günleri unutmadık. Kuyruklarda az mı çile çektik” demiş.
Üzüldüm Tarım Bakanı'nın haline. O günlerin sıkıntısı çeken biri olarak hak verdim o bakana.
Sonra bir baktım ki bu bakanımız 1973 yılında doğmuş.
Ama her nasılsa henüz 3-4 yaşında olduğu 70'lerdeki acıları dün gibi hatırlıyor.
Bunlar harika çocuklar canım.

KOMİK

Bu haftanın aforizmaları

Bu pazar için İbrahim Ormancı'dan gelen aforizmalardan bir demeti sizlere sunuyorum;
Domatesin çekirdeği kırmızı kırmızı… Domates zam liginin yıldızı yıldızı.

★★★

Çocukluğumdan beri merak ederim. Kızlar askere giderse , bir erkek için firar ederler miydi hiç?

★★★

Ben bir Afrika ülkesi olan Zambiya'ya gitmek istemem. Zaten bıkmışım her gün zamlardan.

★★★

Prof.Dr Canan Karatay “Neden ekmek yememeliyiz? diye sormuş. 200 gram ekmeğin 1.5 lira olmasından mı yoksa?

★★★

Doğalgaza bilmem kaçıncı zam gelince, battaniyeden kaban yapma konusunda araştırmalarımı sıklaştırdım.

★★★

Bu kitap hiç olmamış. Bence bir VAH-ESER.

★★★

İnsanların düşünceleri artık okunabiliyormuş. Karımın düşüncelerini kimse okuyamaz. Acaba o insan değil mi?

★★★

Sucuk gibi terlerim , sucuk gibi ıslanırım ama pahalı olduğundan sucuk bile yiyemem yahu..

★★★

Ağlarsa anam ağlar diyordum. Meğer o da , televizyonda seyrettiği program için ağlıyormuş.

★★★

Artık ağzı olan konuşmuyor. Eli olan sosyal medyada yazıyor.

ÇOK GÜLDÜM

Bu pazara üç fıkra

Pazar günleri gülümsesemize katkı sağlayan Yıldırım Tuna'dan gelen üç fıkrayı sunuyorum;

Ya niyeti iyiyse?

İri göğüslü, orta yaşlı kadının belediye otobüsünde cüzdanı çalınınca şikayet etmek için karakola koşmuş.
“Hanımefendi.. Cüzdanınız neredeydi?” diye sormuş polis,
Kadın “Sutyenimin içindeydi” diye cevaplamış.
Polis “Peki, adam oraya elini soktuğunu fark ettiğinizde bağırmadınız mı?” diye sorunca
“Hayır” diye cevap vermiş kadın ağlamaklı, “Bir art niyetinin olabileceğini düşünmedim..!”

Horozun Tercihi

Horoz, önünde naz yapmak için kaçan, sıra nihayet kendisine geldi diye, dünden razı tavuğu
kovalarken çiftçinin karısı elinde yem torbasıyla çıkagelmiş.
Horozun tavuğu kovaladığı istikametin tam aksine bir avuç mısır tanesi atmış.
Horoz, anında tavuğun peşini bırakıp mısır tanelerine doğru uçmuş.
Kenardan olanları seyreden bir köy delikanlısı “Tanrım” diye dua etmiş. “Ne olur beni böyle bir tercihe mecbur edecek kadar aç bırakma!”

Papi öldü

Adam gece işinden evine dönmüş, bir bakmış ki komşusunun üzerine titrediği sevgili tavşanı Papi köpeğinin ağzında. Tavşanın ölmüş olduğunu anlayınca paniklemiş, kaba komşusunun hakaretlerini duymamak için toprak içinde kalmış olan tavşanı yıkamış, fönlemiş ve Papi'yi gece yarısı komşunun bahçesindeki kafesine gizlice yerleştirmiş..
Ertesi gün yan komşu bahçe duvarının üzerinden uzanıp “Biliyor musun benim Papi öldü” demiş üzgün bir şekilde.
“Hadi ya?.. Aaa.. Nasıl oldu?” diye cevap vermiş bizimki çaktırmamaya çalışır tedirgin bir şekilde..
Komşu cevaplamış “Geçen gün kafesinde ölü bulup arka bahçeye gömmüştüm.. Tuhaf olan şey şu ki manyağın biri git onu oradan çıkar, yıka, fönle ve kafesine geri koy.. Şerefsiz resmen sapık.. Tam sapık!”

Merakla beklenen Yılmaz Özdil'in son kitabı "Mustafa Kemal" Plus abonelerine hediye.

Can Ataklı
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more