Sözcü Plus Giriş
CAN ATAKLI

Türkçe ezan tartışması rezil bir yalanı da ortaya çıkardı

12 Kasım 2018

BUNU YAZMAK GEREK

Türkçe ezan tartışması rezil bir yalanı da ortaya çıkardı

Cumhurbaşkanı Erdoğan gündeme birden Türkçe ezanı getirdi.
Dedi ki “Andımız'ı isteyenler ezanın da Türkçe olmasını isteyenlerdir.”
Gerçi ben aradaki ilişkiyi kuramadım.
Andımız diyor ki “Türküm, doğruyum, çalışkanım, yasam küçüklerimi korumak büyüklerimi saymak, yurdumu milletimi özümden çok sevmektir.”
Buradaki sözler belli ki Erdoğan'ı çok rahatsız ediyor.
O rahatsız olunca tabii ki cümle yalakası da peşinden gidecek.
Ama yine de ezanın Türkçe olmasıyla bağlantıyı kuramıyorum.
Bizler bu bağlantıyı kuramadık belki ama yandaş yalaka takım durumdan hemen vazife çıkardı.
Köşelerde Türkçe ezanın İslam düşmanlığı olduğu anlatıldı.
AKP iktidara gelene kadar bu ülkede kimsenin dinini yaşayamadığı, Kuran'ın yasaklandığı, ezana hakaretler edildiği, namaz kılanın oruç tutanın işinden atıldığı söylendi yine.
Aslında yandaş yalakalar bu sözleriyle rezil bir yalanı da itiraf ediyordu.
Çünkü bu ülkede bir dönem Türkçe ezan okunmuş.
Türkçe olup olmamasını bir kenara bırakın şimdi.
Cümleyi sadeleştirin.
Ezan okunmuş.
Üstelik anlıyoruz ki ezan hiç susmamış, Arapça ya da Türkçe hep okunmuş.
Yani;
Ezan okunduğuna göre demek ki namaz kılınmış.
Namaz kılınıyorsa demek ki Kuran da okunmuş.
Özel olarak belirtilmediğine göre teravih namazı da kılınıyormuş.
Bu da bu ülkede oruç tutulduğunu gösterir ki zaten bayram namazlarının da kılındığı biliniyor, yani oruç tutulmasının yanı sıra kurban da kesilmiş, bir yıl bile yasaklanmamış.
O halde yıllardır bu yalanlar neden söyleniyor?
Bu ülkede ezan hiç susmadı.
Kimsenin namazına, orucuna ve diğer ibadetlerine karışılmadı.
Bırakın artık bu milleti bölmeye ve birbirine düşürmeye yönelik yalanları.
Genç neslin beynini de hurafelerle doldurmayın artık.

DİKKATİMİ ÇEKEN ŞEYLER

AKP'nin “Aman el alem ne der” diye bir kompleksi yok

Bu iktidara muhalif olan kesimlerin ama özellikle CHP kanadının iflah olmaz bir kompleksi var.
AKP'nin çok uzun süren iktidarı ve milletin beynini yıkaması CHP'yi çok etkilemiş durumda bu nedenle “aman el alem ne der” paniğini sürekli yaşıyor.
Biri laiklikten mi söz etti CHP takımı hemen celalleniyor “Şu sıralar bunları söylemenin ne gereği var, dincilerin de dilinden konuşmalıyız” diyor.
Geçmişte yaşamış bir aydından, şairden sanatçıdan mı laf açılmış hemen “ne olur ne olmaz” kompleksine kapılıyorlar ve sağdan çıkmış sayıları bir elin parmağını bile geçmeyen şair, sanatçı adını anıp “O da bizim bu da bizim” edebiyatı yapıyorlar. Biri televizyonlarda tuzağa düşürülüp de örneğin “Ben Türkçe ezan istiyorum ne var bunda” deyince panik daha da büyüyor ve “İşte biz bu yüzden seçim kazanamıyoruz” saçmalığı ortaya çıkıveriyor.
Oysa AKP'lilerin böyle bir derdi yok.
10 Kasım'da Anıtkabir ziyareti yapılmasına karşı “10 Kasım'da kenefe gidilmeli” diyen bir kişiyi Cumhurbaşkanı bizzat ziyaret ediyor ve “Ayıp olur” diye düşünmüyor bile.
Bağımsızlığın sembolü Meclis'in Başkanı “Keşke Yunan kazansaydı” diyen bu adamı ziyaret etmekten hiç çekinmiyor.
Diyanet İşleri'nin başındaki kişi de bu zatı ziyaret edince hiçbir AKP'li “seçim kaybetmekten” korkmuyor.
AKP'liler “Cumhuriyet'in ilanı 15 Temmuz'un başarılmış halidir” diyen yazarı da bağırlarına basıyorlar “Burası Türkiye, milli değerlerimize herkes saygı duymalı aksi halde oy kaybederiz” telaşına kapılmıyor.
AKP'li bir yazar “10 Kasım'da genelevler de kapalı mıydı bilmiyorum çocuktum” diye yazdığında bir tek AKP'li bile “İşte bu zihniyet bize zarar veriyor” demiyor.
AKP'li olmak pek keyifli galiba.
Gam yok, kasavet yok.
Eh parası da fena değil.

KAFAMI BOZAN ŞEYLER

Sıkıldım artık bu ayar vermelerden

Cumhurbaşkanı Erdoğan “Bizi kandıramazlar” demiş Amerika için.
Amerika 3 PKK yöneticisi için ödül koydu ya, Erdoğan bunun kandırmaca olduğunu belirterek “Bize böyle söylüyorlar ama arkadan bunlarla iş tutuyorlar” diye konuşmuş.
Sizi bilmem ama ben bu tür ayar vermelerden artık çok sıkıldım.
Bu sözlerin Amerika için hiçbir anlamı olmadığı ortada.
Bunlar sadece iç politikada halkı kandırmaya yönelik.
Erdoğan zırt pırt güya dik duruyormuş ve herkese haddini bildiriyormuş gibi sözler söylemek yerine gereğini yerine getirmek zorunda olduğunu bilmeli artık.
Amerika bölgedeki terör örgütüne Türkiye ile bile baş edecek kadar silah ve mühimmat verirken buna demeçle cevap veremezsiniz.
Türkiye AKP'lilerin düşündüğü gibi gerçekten bir süper güç haline geldiyse burnumuzun dibindeki bu terör yapılanmasının tepesine binmesi gerekir.
“İri iri konuşur ama o kadarına da cesaret edemez” diyorsanız söyleyecek sözüm yok.
Ama ben bu oyundan çok sıkıldım.

KOMİK

Cahil cahilliğini bilmeyip haddini aşınca çok komik oluyor

Bütün özelliği Erdoğan'ın şoförlüğünü yapmak ve kendisine “ölümüne bağlı” olmaktan öteye geçemeyen AKP İstanbul Milletvekili Ahmet Hamdi Çamlı yine komik bir tweet attı.
Üstelik tam da 10 Kasım'da.
Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi'nde söylediği “Dahili ve harici bedhahların olacaktır” söylemine nazire yaparak Erdoğan'a yönelik “Harici bedbahtlar umumun malümu, dahilisi de çok uzakta değildi! Allah kolaylık versin Başkanım” diye yazdı.
Adama kızamıyorum da.
Çünkü gerçekten zır cahil, hiçbir şeyden haberi yok.
Daha önceki konuşma ve tweetlerini hatırlıyoruz.
Yine bir cehalet örneği sergilemiş. Sizin de dikkatinizi çekmiştir.
Çamlı, Atatürk'ün kullandığı “bedhah” sözünü “bedbaht” olarak kullanmış.
Sanıyorum hem aradaki farkı bilmiyordur ki zaten bedhah kelimesini de hiç duymamıştır. Bedhah “kötü ruhlu” demektir.
Bedbaht ise “talihsiz, mutsuz ve bahtsız” anlamına gelen bir kelimedir.
Cahillik belki bedbahtlıktır ama cahilliğini bilmeyip her konuda konuşmak bedhahlıktır.

CANIMI SIKAN ŞEYLER

CHP'de ilk akla gelen “ihraç” olmamalı

Ana muhalefet partisi yine tuhaf bir davranış sergiledi.
Milletvekillerinden Öztürk Yılmaz bir TV programında “Türkçe ezan istiyorum ne var bunda?” dedi kıyamet koptu.
Genel Başkan Kılıçdaroğlu, ezanın Arapça olması gerektiğini açıkladı önce, sonra kendi milletvekilini yerin dibine soktu, bununla da yetinmedi “ihraç talebiyle” disiplin kuruluna sevk etti.
CHP “El elam ne der” korkusu içinde.
“Eyvah” diyor CHP yönetimi “Tam da seçime giderken bu tür söylemler partimize zarar veriyor. Seçim öncesi bunlar söylenir mi?”
Tabii burada ciddi bir acizlik var.
İktidar ve yandaşları saldırıyor ama CHP'nin cevap verecek gücü yok demek ki.
Ayrıca iktidarın temsil ettiği gerici yobaz her şeye hiç sesini çıkarmamanın, CHP'ye bir tek oy bile kazandırmadığını görmüyorlar bile. Ve buna rağmen sanıyorlar ki gerici yobaz takımına bu şekilde şirin gözükürlerse oy alacaklar.
Bunu geçelim, benim anlamadığım CHP yönetiminin her beğenmediği kişiyi hemen “ihraç talebiyle” disipline göndermesi.
Öztürk Yılmaz'ın sözleri beğenilmeyebilir, parti görüşüne de aykırı bulunabilir ama her aykırı görüş sahibi hemen partiden atılmaz ki.
Ama anladığım kadarıyla Kılıçdaroğlu'nda şu görüş hakim; “Milletvekillerini ben seçiyorum. Onların bir önemi yok. Beğenirsem seçtiririm beğenmezsem atarım.”
Bir parti bu kadar sallapati yönetilmemeli.

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more