Sözcü Plus Giriş
RAHMİ TURAN

Baltık’ta batan dev gemi ve Türkiye!

4 Şubat 2018 Yazarlar

Ekonomiden Sorumlu Devlet eski Bakanı Ufuk Söylemez'den ilginç bir e-posta aldım. 28 Eylül 1994 günü Baltık Denizi'nde batan bir gemiyi anlatıyor.
“Ee, Baltık Denizi'nden bize ne?” diyenler olabilir ama durum hiç de öyle değil…
Ufuk Söylemez, o tarihte batan Estonya Feribotu ile bugünkü Türkiye ekonomisi arasında ilginç bir benzerlik buluyor.
Eski Bakan “Türk insanı, 989 yolcusuyla batan Estonya Feribotu Sendromu yaşıyor” diyor ve şöyle devam ediyor:

* * *

“Modern deniz tarihinin en büyük kazası olarak bilinen 28 Eylül 1994 günü Baltık Denizi'nde batan ‘Estonya Feribotu Faciası'nda, gemide bulunan 989 kişiden sadece 137 kişi kurtulmuştu.
Bu korkunç deniz kazası, feribotun su almaya başlamasından batış anına kadar geçen bir saatlik süre zarfında yolcuların yaklaşık yüzde 85'inin can yeleği dahi giymeden feribotla birlikte batarak boğulmalarıyla ilgili olarak psikoloji kitaplarına girmiş bir davranış biçimini de tartışmaya açmıştır.
Estonya'dan Stockholm limanına giden feribotun kıyıya yakın ve derinliğin az olduğu bir noktada akıntı nedeniyle kayaya çarpması ve su almaya başlamasıyla birlikte kaptan ve gemi yönetimi yatıştırıcı anonslar yapmaya başlar. Saat 00.50'dir.
Yolculara sakin olmaları, bu devasa feribotun asla batmayacağı söylenir!
İnsanlar, feribot yan yattığı halde kamaralarına gidip can yeleği bile giymezler!
Saat 01.50'de tamamıyla yan yatarak sulara gömülen feribotta, çoğunun iyi düzeyde yüzme bildiği sonradan yapılan araştırmalarla ortaya çıkan yolcuların yüzde 85'i (852 kişi) boğularak ölür!

* * *

Bu feci batışı sadece izleyen, can yeleği giymek yerine kaptanın anonslarıyla rahatlayıp kamaralarında âdeta ölümü bekleyen bu insanların davranışları modern psikoloji kitaplarında inceleme konusu olmuş ve “Estonya Feribotu Sendromu” olarak adlandırılmıştır.
“Teşbihte hata olmaz” derler. Estonya Feribotu'ndaki insanların psikolojisini ülke olarak bugünkü halimize benzetebiliriz.
‘Yüzde 11 büyüyoruz' diyen “Dünya bizi kıskanıyor” diye konuşan, ekonomiyi ve ülkeyi kaptan köşkünden idare ettiğini zannedenlere inananların bir nevi ‘Estonya Feribotu Sendromu' psikolojini yansıttıklarını düşünmek mübalâğa mı olur acaba?”

Ülkemizin sosyal dramları!

Ekonomiden Sorumlu eski Devlet Bakanı Ufuk Söylemez'in  “Batan Estonya Feribotu”na benzettiği ülkemiz ekonomisinin temel göstergelerine şöyle bir göz gezdirelim:

Dolaylı vergiler yüzde 70, doğrudan vergiler yüzde 30 civarında… Haksız ve adaletsiz. Çünkü bunun tam tersi olması gerekirdi.

– Toplam borçlar (kamu ve özel) 438 milyar dolara yükseldi. Korkunç bir borç batağı!

Konut fiyatlarındaki balon sönmeye başladı.

– Büyüyen enflasyon insanları yoksullaştırıyor.

İşsizlik çift hanede kronikleşerek anormal boyutlara yükseldi.

– Kişi başına milli gelirimiz 5 yıldır yerinde sayıyor.

Ülkede gelir ve servet dağılımı hızla bozulmaya devam ediyor. Zenginlikte değil, sefalette paylaşım var.

– Tarımda durum içler acısı. 126 ülkeden tarım ürünü satın alıyoruz. Hatta saman bile ithal ediyoruz.

Ülkede gerici, yobaz, hurafe ve safsataya dayalı zihniyet, eğitimimizi çökertti.

– Ağır rüşvet ve yolsuzluk, kayırma ve partizanlık iddiaları arşa çıkmış durumda.

Ülkenin yüzde 70'ini dar ve sabit gelirli, ücretli, emekçi, memur, çiftçi ve emekliler oluşturuyor ve bunların hayatları bin bir sıkıntıyla geçiyor.

– Çok kanallı ama tek sesli hale getirilen medyada ‘pembe diziler' ve beyin yıkayıcı programlar insanları uyuşturuyor, milletin, Cumhuriyet'in kurucu değerlerinin yıkılmasına seyirci kalmasını sağlıyor.

Bu düzen, ister istemez psikoloji biliminin, davranışlarına hâlâ bir anlam veremediği ‘Estonya Feribotu'nda yaşamlarını yitirenlerin davranış biçimlerini çağrıştırıyor.

– Bu kadar umursamazlığın, duyarsızlığın, tepkisizliğin, adam sendeciliğin, boş vermişliğin ve ilgisizliğin başka bir örnekle açıklanması mümkün değil!

SON SÖZ:

Ülkeler kuşkusuz ki gemiler gibi batmazlar. Fakat ekonomik çöküşlerin ve krizlerin ağır faturasını yoksulluk, işsizlik ve sosyal dramlar yaşayıp yıllar boyu ödemek
zorunda kalırlar!

GÜNÜN SÖZÜ

Bal tutanlar diyor ki: “Yiyip içip yatalım, ağlayan vatandaşın anasını satalım!”

11rahmibey30cm YAZARIN TÜM YAZILARI