Reklamsız Sözcü
SAYGI ÖZTÜRK

Böyle bir düzen kurulmuş: Dokunan yanıyor

18 Temmuz 2018

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) yetkilileri, Fetullah Gülen'in emekliliğini iptal etti. Kamuoyunda “Adnan Hoca” olarak bilinen Adnan Oktar'ın, “örgüt lideri” olduğuna ilişkin Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin kararına ve davada “zaman aşımının” 10 yıl olduğu belirtilmesine rağmen, nasıl olduysa 5 yıl olarak uygulandı.

İlginçtir, sözünü ettiğimiz iki olayı incelediğimizde bile bunları gündeme getirenlerin hep mağdur edildiğini görüyoruz. Kimisi sözde “Ergenekon Terör Örgütü”nün üyesi yapılmış, kimisi siyasetin en tepe noktasındayken gücü tırpanlanmış.

SÜRÜNDÜRÜLÜYOR

Bazı grupların üzerine gitmek kolay olmuyor. Bu işi yapanlara büyük bedeller ödetiliyor. Bitmiyor, adeta sürüm sürüm süründürülüyor. Yalnız bırakılıyor, dışlanıyor, etrafında kimse kalmıyor. Aradan yıllar geçtikten sonra onların, zamanında el attığı konularda haklılıkları ortaya çıkıyor. Ama bir de gidin onlara sorun.

Sadettin Tantan'ın İçişleri Bakanlığı dönemi hep yolsuzluk, rüşvet, karapara operasyonlarıyla geçti. Organize suçlarla mücadele yasası onun döneminde çıkarıldı. Telefon dinlemelerinin nasıl yapılacağı yasayla belirlendi. Adnan Oktar grubunun, hakkında açtığı davalar ise devam ediyor.

Operasyonu yöneten Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürü Adil Serdar Saçan, o günden sonra davalardan başını kaldıramadı. Adnan Oktar grubu tarafından hakkında 300'e yakın suç duyurusunda bulunuldu. Devam eden davaları var. Organize suç örgütleriyle mücadele eden bu kişinin ruhsatlı silahı alınırken, Oktar'ın evinde çok sayıda silah bulunuyordu. “Ergenekon Davası”nın sanığı yapıldı, cezaevine konuldu. Davalarla başa çıkabilmek için avukat oldu. O şimdi, avukatlık yapıyor.

“MAHKEMELERİ TESLİM ALMIŞLARDI”

İçişleri eski Bakanı Sadettin Tantan, Adnan Oktar grubunun üzerine kimsenin gitmeye cesaret edemediği dönemde operasyon emrini verdi. Aslında o emri vermesinin de ilginç bir öyküsü var.

TBMM Genel Kurul salonundan çıkarken, kuliste milletvekilleriyle oturan gençleri gördü. Onlar, bakanı görünce ayağa kalktı, ceketlerinin düğmesini iliklediler. Tantan, “Kim bunlar?” diye sorduğunda, Adnan Oktar'ın müritleri olduğu söylendi. Bunların, siyasette geniş bir tanıdık ağı olduğunu anladı. O an, Adnan Hocacılarla ilgili kapsamlı bir araştırma yapılması emrini verdi. Devamını, Tantan'dan dinliyorum:

“Herkes bunlardan çekiniyordu. Yaptığımız araştırmada mahkemeleri teslim aldıklarını da gördük. Nitekim, bu tespitimizde ne kadar haklı olduğumu o tarihten beri devam eden ve bir türlü sonuçlanmayan hakkımdaki davalardan biliyorum. Bunlarla ilgili açılan davada yaşananları hakimler, cumhuriyet savcıları biliyor. Şimdi önemli olan bugün haklarında başlatılan soruşturmaların baskı altında kalınmadan sürdürülmesi ve gerçek durumun ortaya çıkarılmasıdır.

Fetullah, PKK, Adnan Oktar gibi silahlı-silahsız örgüt hareketleri, Türk siyasetinin zafiyetinden kaynaklanıyor. Türkiye'nin güçlenmemesi, insanların yoksul, fakir, cahil, hatta borçlu bırakılmaları bir siyasi tercih ve proje kapsamında görülmeli.”

TAM 10 YIL ÖNCE

Dönemin CHP İzmir Milletvekili Ahmet Ersin, 26 Mayıs 2008 tarihinde, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından cevaplandırılması istemiyle TBMM Başkanlığı'na verdiği önergede şu soruları yöneltiyor:

“ABD'de yaşayan ve devlet içinde kadrolaşmaya, devleti ele geçirmeye çalıştığı istihbarat raporları ile tespit edilen Fetullah Gülen, İzmir'de Nil Basım Yayım Dağıtımcılık Matbaacılık San.Tic.A.Ş'de ‘Redaktör' olarak çalışıyor gösterilerek, sigortalanmış ve primleri ödenip emekli edilmiştir.

1-Fetullah Gülen'in bu şirketteki sigortalılığı ve sahte belgelere dayanan emekliliği iptal edilecek mi?

2-Sahte işe giriş belgelerini düzenleyenler hakkında yasal işlem yapılacak mı?”

Tabii ki cevap verilmedi. Herkesin “Emekli vaiz” olarak bildiği Gülen, aslında emekli vaiz bile değil. Sigortalı gösterildiği matbaada redaktör kadrosu olmadığı gerekçe gösterilip emekliliği iptal edildi, ödenen paraların son 10 yıllığı istendi. Oysa, Ersin'in soruyu yönelttiği dönemde yani 10 yıl önce konunun üzerine gidilmiş olsaydı, emekliliği şimdi değil, 10 yıl önce iptal edilmiş olacaktı.

Önümüzdeki hafta emekliye ayrılacak olan Yargıtay 18. Ceza Dairesi Başkanı Hamdi Yaver Aktan da “Bunlar, geçmişte olduğu gibi davayı zaman aşımına uğratmak için türlü taktiklere başvuracaklardır. Aman dikkat!” uyarısında bulunuyor.

sozcu-banner-1
Saygı Öztürk
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more