Reklamsız Sözcü
SAYGI ÖZTÜRK

Sayıştay, eski Sayıştay değil

2 Ekim 2018

Bakanlıkların sıkça isim değiştiren, zaman zaman kaldırılan teftiş sistemi tam anlamıyla çökmüş vaziyette. O yüzden yolsuzluk iddiaları sadece “sözde” kalıyor. Çünkü bu iddiaların araştırılması için çoğu kez müfettiş görevlendirilmiyor. Cumhuriyet Savcılarına yapılan suç duyuruları üzerine başlatılan soruşturmalar ise “soruşturma izni verilmemesi” kararıyla sonuçlanıyor. Olayın iç yüzünü bilen savcıların, soruşturma izni vermeme kararını kaldırmaları arada gerçekleşse de her savcı aynı çabayı ve duyarlılığı da göstermeyebiliyor.

Yasaya göre, Sayıştay genel ve katma bütçeli dairelerin gelir ve giderleri ile mallarını Türkiye Büyük Millet Meclisi adına denetliyor, sorumluların hesap ve işlemlerini yargılama yolu ile kesin hükme bağlıyor. Devlette teftiş sistemi bitirilirken, Sayıştay denetimleri öne çıkıyor. TBMM Plan Bütçe Komisyonu'nda kurumların hesapları incelenirken, Sayıştay'ın raporları gündem belirliyor ve o raporlar günlerce konuşuluyor.

RAHATSIZ OLMALARI GEREKİR

Adli ve idari yargı, biriken dava dosyalarını eritmek için çırpınırken, Sayıştay yargısı ise yargılamak için dosya bekliyor. Yanlış anlaşılmasın, bu durum Sayıştay hızlı çalıştığı için değil, işini kaybettiği için böyle oldu. Yargı mensuplarıyla Sayıştay üst yönetiminin bu durumdan rahatsız olması gerekirken, sanki her şey normalmiş gibi konuyu hiç kimse gündeme getirmek gereğini bile duymuyor. Bu suskunluğun altında yargı mensuplarının “yargı görev ve yetkisini” kaybetme korkusu olduğunu söyleyenler de var.

Sayıştay'da 19 yıl uzman denetçi olarak görev yapan Turgut Aşcı, Sayıştay yargısının bu duruma nasıl geldiğini irdeleyen isimlerden birisi. Sayıştay yargısı, sekiz daireden ve her bir daire de altı üye ve bir başkandan oluşuyor. Yargının 56 kişilik kadrosu, 1982 Anayasası'nın 160'ıncı maddesi ile Sayıştay'a yüklenen “Sorumluların hesap ve işlemlerini kesin hükme bağlamak” görevini yerine getirmek amacıyla 832 sayılı Sayıştay Kanunu ile belirlenmiş.

ETKİSİZLEŞTİRİLDİ

Bu kanun yürürlükten kaldırılıp onun yerine yürürlüğe konulan Sayıştay Kanunu'nda yargı ile ilgili düzenlemeler yapılırken, Sayıştay'ın yine “hesap yargılaması” yapacağı öngörülerek düzenlenmiş. Fakat kanunun 5'inci maddesi düzenlenirken sanki diğer maddelerde hesap yargılaması ile ilgili düzenlemeler yapılmamış gibi bu maddenin (b) bendinde “…sorumluların hesap ve işlemlerinden kamu zararına yol açan hususları kesin hükme bağlar” denilerek, Sayıştay'ın anayasal görevi olan “hesap yargılama” görevi açığa çıkarılmış.

Sayıştay'ın sorumluların hesap ve işlemlerini denetleme ve yargı yoluyla kesin hükme bağlama faaliyetleri rutin faaliyetlerdi. Yani kadro imkânları ölçüsünde her yıl yapılıyordu. Kamu zararına yol açan hususların incelenip kesin hükme bağlanması ise tamamen tesadüflere bağlı. Böyle olunca yargının iş yükü eski dönemlere göre oldukça azaldı.

HESAP SORAMIYOR

Sayıştay'ın asıl görevi sorumluların hesap ve işlemlerini yargılayarak kesin hükme bağlamak. Yeni kanunla hesap yargılama görevi verilmemiş olmasıyla Sayıştay yargısı pasifize edildi, daha açık ifade ile Sayıştay yargısı devre dışı bırakıldı. Dolayısıyla birer hesap mahkemesi olan dairelerin hesap yargılama imkânları kalmadı. Bu durum gözetilerek yargıya ayrılan kadrolar yeniden düzenlenmesi gerekirken, hesap yargılaması devam ediyormuş gibi mevcut kadrolar aynen korundu. İş yüküne göre kadro fazlası olunca da yargı mensupları tam aylıkla emekli durumuna düşürüldü.

Sayıştay kapalı devre çalışan bir kurum. Böyle olduğu için de kamuoyu Sayıştay'ın yine eskisi gibi çalıştığını sanıyor. Oysa Sayıştay, eskisi gibi kamu kaynaklarını ne denetleyebiliyor, ne de sorumlularından hesap sorabiliyor. Bu görevler anayasa gereği Sayıştay tarafından yerine getirilmesi gereken görevlerdi.

Sayıştay denetimi olmadan Sayıştay yargısı da olmaz. Sayıştay raporu TBMM'ye gönderildiğinde, muhalefet işine yarayan ve iktidara gol atan bölümleri buluyor, konuyu rapora dayanarak açıklıyor. Peki sonuç: Konuşulduğuyla kalıyor, başka bir işlem yapılmadan arşive kaldırılıyor. Yani, sonuç alınmıyor. Hesap yargılaması yapılmadığı için içtihat da oluşturulamıyor. Sayıştay'ın hali de böyle.

Merakla beklenen Yılmaz Özdil'in son kitabı "Mustafa Kemal" Plus abonelerine hediye.

Saygı Öztürk
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more