Reklamsız Sözcü
SAYGI ÖZTÜRK

Seçim güvenliğinde 68 yıl öncesinin gerisindeyiz

16 Mart 2018

CHP hükümeti, Seçim Kanunu'nu hazırlamak üzere bir bilim kurulu oluşturdu. Kurul, hazırladığı taslağı siyasi partilere gönderdi ve taslak hakkındaki düşüncelerini sordu. Millet Partisi (MP) ve Demokrat Parti'den (DP) gelen cevapları inceleyen bilim kurulu, taslağa son şeklini verdi. Hükümet, seçim kanunu tasarısını Millet Meclisi'ne sundu.
İktidarın hazırladığı ve ana muhalefet partisince de desteklenen yeni seçim kanunu tasarısının TBMM'deki görüşmelerinde, gerek komisyon gerekse Genel Kurul aşamalarında iktidar partisi CHP ve ana muhalefet partisi DP, yakın bir işbirliği sergiledi. DP lideri Celal Bayar, bu tasarının partilerinin isteklerini karşılayan bir içeriğe sahip olduğunu söyledi. 16 Şubat 1950 tarihinde 5535 Sayılı Milletvekilleri Seçim Kanunu yürürlüğe girdi.

SEÇMEN GÜVENİ KAZANILMADAN…

68 yıl önce iktidar ve ana muhalefet birlikte seçim yasasında düzenleme yaparken, günümüzde ise iktidar partisi AKP, ana muhalefet partisi CHP'nin hiçbir önerisini dikkate almadı. Oysa serbest seçimlerin temelini oluşturan seçim kanunları, iktidar-muhalefet uzlaşması ile hazırlanabildiği takdirde toplumun malı olur ve seçmenin güvenini kazanır.
Seçim sistemleriyle uğraşan Toplumsal Ekonomik Siyasal Araştırmalar Vakfı'nın (TESAV) Başkanlığını CHP'li eski bakanlardan, eski parti yöneticilerinden Erol Tuncer yürütüyor. Yeni düzenleme siyasi partilerin seçimlerde ittifak yapmalarına cevaz veriyor, ancak ittifak yapmayan partiler aleyhine adaletsizlik yaratıyor. İttifaka giren partilerin baraj sorunu ortadan kalkıyor, ittifak yapmayan partiler için yüzde 10 ülke barajı engeli devam ediyor.
Tuncer, sohbetimizde seçim güvenliğine ilişkin değişikliklerin 1950 yılındaki Seçim Kanunu'ndan daha geriye giderek seçim güvenliğini iyice azaltıcı, geriye götürücü yönde uygulamalar getirdiğini belirtiyor ve bunların bazılarını şöyle sıralıyor:

BAKIN ŞU ÖRNEKLERE

1950'den beri yürürlükte olan “Sandık çevresi” uygulaması değiştirilip yeniden tanımlanıyor ve daraltılıyor.
– 68 yıldır yürürlükte olan sandık kurulu başkanları, sandık sayısının iki katı isim arasında çekilecek kura ile saptanıyordu, kamu görevlileri arasından belirleme uygulaması değiştiriliyor.
– Sandık ve seçim bölgeleri birleştirilebilecek, engelliler için ayrı sandık oluşturulabilecek.
– Zarflar ve pusulalarda mühür bulunmaması halinde oy geçersiz sayılmayacak.
– 1950'den beri yürürlükte olan uygulama değiştirilip kolluk kuvvetlerinin, yalnızca sandık kurulu başkanının değil seçmenlerin ihbarı üzerine de sandık çevresine gelmesi sağlanıyor.
Gerekçesindeki aksi iddialara karşın, yeni düzenlemeyle, toplumun zaten kuşkuyla baktığı seçim güvenliği yok ediliyor. Olağanüstü hal (OHAL) rejimi altında gidilecek bir seçimde sandık başkanları, iyice partizanlaşmış olan yürütmenin emrindeki ve baskısı altındaki kamu görevlileri arasından belirlenecek. Mühürsüz zarflar ve oy pusulaları geçerli sayılacak. Sandık çevresi daraltılacak, kolluk güçleri seçmenlerin ihbarıyla da çağrılabilecek. Aynı binada oturan seçmenlerin farklı sandıklarda oy kullanmalarına yol açılacak. Sandıkların taşınabilir olmasından kaynaklanan güvenlik sorunları var.

ADALETSİZLİK ÜZERİNE ADALETSİZLİK

TESAV Başkanı Erol Tuncer, yapılan düzenlemelerin sakıncalarını şöyle sıralıyor:
1- İttifaka giren partiler için baraj engeli kaldırılıyor. Yani ittifak partileri için baraj söz konusu olmayacak. Oysa ittifak yapmayan partiler için yüzde 10 ülke barajı geçerli olacak. Bu durum ittifak yapmadan seçime girecek partiler açısından açık bir adaletsizliğe yol açıyor.
2- Ülke barajının gerekçesi, yönetimde istikrarın sağlanabilmesi idi. Başkanlık sistemiyle  yönetimde istikrar kaygısı, zaten ortadan kalkıyor. Her iki açıdan, ülke barajının kaldırılması zorunluluk haline geliyor. Baraj kaldırılırsa çeşitli görüşler TBMM'de temsil edilebilecek.
3- İttifakın elde edeceği milletvekili sayısı, ittifak içinde yer alan partilerin ayrı ayrı hesaplanacak milletvekili sayılarının toplamından fazla olacak. Bu avantaj, ittifak dışında kalan partilerin milletvekili sayılarının azalmasına yol açacak ayrı bir adaletsizlik.
CHP'nin, 2015 seçimlerini esas alarak yaptığı hesaplamaya göre ittifak partileri yaklaşık 10 milletvekili  daha fazla alacak, CHP bu sayıda milletvekili kaybetmiş olacaktı. CHP, yasayı Anayasa Mahkemesi'ne taşıdı. Bekleyelim, görelim…

 

Saygı Öztürk
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more