Reklamsız Sözcü
ZEYNEP GÜRCANLI

Yandaşların yazmadıkları…

16 Temmuz 2018

Türkiye'de yeni yönetim sisteminin devreye girdiği hafta, dış politika açısından da çok hareketli geçti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın -göreve başlayan her Cumhurbaşkanı'nın yaptığı gibi- Azerbaycan ve KKTC'yi ziyareti, ardından da NATO zirvesine katılması, yeni dönemde izlenecek dış politikanın da şifrelerini verdi.

Kısaca özetlemek gerekirse; “Batı cephesinde yeni bir şey yok”.

Her zaman olduğu gibi, bol bol Batı karşıtlığı söylemlerle geçen seçim kampanyasının ardından, AKP ve yandaşlar yüzlerini yeniden Batı'ya döndüler.

Gerek NATO zirvesinde Erdoğan'ın yaptığı ayak üstü görüşmeleri sayfalarına “kahramanlık hikayeleri” halinde taşıyan, gerekse Cumhurbaşkanlığı yemin törenine katılanları neredeyse sayfa sayfa okuyucuya anlatan yandaşların yazmadıklarını da biz yazalım;

Erdoğan'ın NATO zirvesinde ayaküstü görüştüğü ABD Başkanı Donald Trump'la dostluk görüntüleri birinci sayfaları kapladı. O kadar ki, Trump ile Erdoğan'ın birbirlerine “çak” yaptıkları sahneye tanık olan Fransa Cumhurbaşkanı Macron'un “ne kadar kıskandığı” bile yazıldı-çizildi. Tabii bu fotoğrafların yanına, daha iki ay önce Trump'ın Filistin davasına yapılabilecek en büyük kötülüğü yapıp, ABD'nin İsrail'deki Büyükelçiliği'ni Tel Aviv'den Kudüs'e taşıdığı hiç yazılmadı. Sahi o dönemde Trump'a tepki ile büyük bir yaygarayla Türkiye'nin Washington Büyükelçisi'ni geri çekmemiş miydik? O büyükelçi de elbette sessiz sedasız geri döndü. Şimdi Washington'da görevinin başında. (Erdoğan'ın yemin törenine Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın katılmadığını, yerine Başbakan'ı gönderdiğini de ayrıca not etmek gerek.)

 Yine Erdoğan'ın Trump'la samimi sohbetiyle aynı saatlerde, ABD'nin Irak ve Suriye'den sorumlu komutanı Korgeneral Paul Funk, Membiç'te PKK bölücü terör örgütünün Suriye uzantısı PYD-YPG ile “askeri temaslarda” bulunuyordu. Ve o temasların ardından da ana omurgasını PYD-YPG'nin oluşturduğu Suriye Demokratik Güçlerine (SGD) ABD'nin askeri yardımının süreceğini söyledi. General Funk'ın son cümlesi ise çok vurucu oldu; “Rakka'daki başarısı SGD'ye masada bir sandalye kazandırdı”. -Yeni Türkiye'nin 24 Haziran ile birlikte tüm hızıyla başladığı bir dönemde, Amerikalı General'in kastettiği “Masanın” neresi olduğunu, sandalyenin ne anlama geldiğini çözme işini yandaşlara bırakmak en iyisi…-

 NATO zirvesi bu yıl Sırpların yaptığı Srebrenitsa katliamının yıldönümüne geldi. Yandaş basın katliam konusunda lanetler savururken, diğer yandan Erdoğan'ın NATO zirvesinde Sırbistan Cumhurbaşkanı Vucic ile samimi tokalaşma görüntülerine yer verdi. Ama haberde elbette, Vucic'in tam da katliam tarihinde, 1995'te Radikal Parti milletvekili sıfatıyla parlamentoda yaptığı “her öldürülen Sırp için 100 Müslüman öldüreceğiz” konuşmasına hiç atıfta bulunulmadı.

 Yandaşların “yeni Türkiye'sinin” başladığı bu ilk haftada, İsrail'den bir haber geldi; ABD'nin Kudüs'e elçilik taşıdığı günlerde, İsrail'in gösterici Filistinlilere sert karşılığı büyük tepki görmüş, AKP hükümeti de bu tepkiyi resmiyete taşıyıp İsrail'in Ankara Büyükelçisi Eitan Naeh'i ülkesine geri göndermişti. İsrailli Büyükelçi henüz Ankara'ya dönmedi. Ama İsrail'den, yeni dönemde iki ülke ilişkilerinin “gidişatına” yönelik bir haber geldi. İsrail basını, Türkiye'nin İsrail'e “ekonomi ataşesi” göndereceğini duyurdu.

Yani seçim bitti; yeni dönem de olsa, eski alışkanlıklar baki; İç kamuoyuna karşı bol hamaset; Dışarıya karşı bol oportünizm…

ANKARA FISILTISI

Saray'daki “gizli” konuk kim?

Recep Tayyip Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığı yemin töreni için Saray'da yapılan törenlere katılan yabancı konuklar çok konuşuldu.

Yandaşlar, gelenlerle övündü, gelmeyenlere ateş püskürdü.

Ancak ilginçtir, tören için Ankara'ya davet edilen ve Saray'da “arz-ı endam eden” yabancı konuklardan bir tanesine “yokmuş” gibi muamele yapıldı.

Saray'daki törendeki bu ilginç isim, Kuzey Irak Kürt Bölgesinin Başbakanı Neçirvan Barzani idi.

Barzani'nin törene bizzat Erdoğan tarafından davet edildiğini, katıldığını Kuzey Irak'taki medya organları, üstelik fotoğraflarıyla yayınladılar. Barzani de durur mu, hemen açıklama yaptı.

Erdoğan'ın daveti ile Ankara'ya geldiğini, üstelik kendisiyle de ikili bir görüşme yaptığını söyledi.

Bu görüşme, Iraklı Kürtler'in o başarısız bağımsızlık referandumu girişimi sonrasında Erdoğan'la yapılan ilk temas. Barzani, Erdoğan ile görüşmesini “çok başarılı” olarak nitelendirdi, “ziyaretimiz, Türkiye ve Kürdistan bölgesi arasındaki ilişkiler açısından yeni bir başlangıç niteliğinde” dedi.

Malum; Cumhur İttifakı'nın AKP dışındaki diğer ortağı MHP, Iraklı Kürtlerin kendi kendilerine bağımsızlık referandumu yapmalarına çok sert tepki göstermişti. Devlet Bahçeli o dönemde aynen şöyle demişti;

“Korsan referandum yok hükmündedir. Türkiye Kürt devleti kurulmasını kabul etmeyecektir. Barzani ağır bedel ödeyeceği yolculuğunu başlattı. Çocukluk hayalinin nasıl kabusa dönüşeceğini yaşayıp görecektir…” 

Şimdi soru şu; Acaba AKP ve yandaşlar neden Barzani “gelmemiş gibi” davrandı ?

Bir başka şekilde soralım; Bu davet ve katılım, Cumhur İttifakı'nın AKP dışındaki diğer ortağı MHP'nin gözünden kaçırılmaya mı çalışıldı?

sozcu-banner-1

Merakla beklenen Yılmaz Özdil'in son kitabı "Mustafa Kemal" Plus abonelerine hediye.

SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more