Sözcü Plus Giriş
CAN ATAKLI

Erdoğan bir tweetle Meclis’i buruşturup çöpe atıverdi!

15 Haziran 2019

ANALİZ

Erdoğan bir tweetle Meclis'i buruşturup çöpe atıverdi!

Devlet Bahçeli'nin “Fiili durumu düzeltelim” diyerek tek adam anayasasını ortaya atmasından sonra, referandum gününe kadar bu yeni rejimin sakıncalarını anlatmaya çalıştık.
Tek adam rejimi ile parlamentonun tamamen ortadan kalkacağını, hükümetin bile olmayacağını, her şeye sadece bir kişinin karar vereceğini çırpınırcasına dile getirdik.
Sonunda “Atı alan Üsküdar'ı geçti.”
YSK'nın da marifetiyle halkın yüzde 50'den biraz fazlasının tek adam rejimine onay verdiği ilan edildi.
Bir anlamda demokrasi ve hukuk düzeninin kaldırıldığı, insan hak ve özgürlüklerinin de bir kişinin keyfine bırakıldığı halkın oylarıyla kabul edilmiş oldu.
Ardından yapılan seçimle, zaten kendisi için Anayasa çıkaran Erdoğan, Cumhurbaşkanı oldu.
Saray ve yandaşları ise tek adam rejiminin çok iyi bir şey olduğunu anlattılar hep.
Parlamentonun işlevsiz hale geleceği eleştirilerimize karşı “Tam tersi” dediler; “Parlamento daha da güçlendi. Artık hükümetle falan ilgilenmeyecek, asli işi olan yasama görevini yapacak. Sadece ülke yararına kanunlar çıkaracak.”
Ama öyle olmadı biliyorsunuz.
Meclis bir yıllık sürede 300'e yakın kanunda yenilik ya da değişiklik yaparken, Cumhurbaşkanlığı kararnameleri ile 1600'ün üzerinde yeni kanun, düzenleme ve yenileme gerçekleşti.
Meclis'in işlevsiz hale getirildiği aklı başında herkes tarafından elbette biliniyor.
Ancak bu bilinen gerçeğe karşı Erdoğan önceki akşam öyle bir şey yaptı ki Türkiye Büyük Millet Meclisi adeta buruşturulup çöpe atıldı.

Erdoğan, Twitter hesabından “Yeni askerlik sistemi düzenlemesinin ülkemize milletimize gençlerimize ve Türk Silahlı Kuvvetleri'ne hayırlı olmasını diliyorum” dedi.
İyi de bu konudaki kanun henüz çıkmadı ki.
Gerçi “Zaten Erdoğan da kanun demiyor, düzenleme diyor” diyebilirsiniz.
Fark etmez.
Erdoğan Meclis'te görüşülen, henüz çıkmamış ve hatta AKP'li milletvekillerinin bile içine sinmediği çıkan tartışmalardan anlaşılan bir yasa için, olmuş bitmiş gibi tweet atabiliyor.
Çünkü; birincisi, bu konudaki kararı zaten Erdoğan vermiş, Meclis'in bu konuda bir inisiyatif kullanamayacağını biliyor. İkincisi, AKP içinde varsa bu konuda olumsuz bir ses onlar da böylelikle sindirilmiş oluyor.
Tabii burada benim bir diğer merak konum da Erdoğan'ın bu yasa ile ilgili niye bu kadar titiz ve ısrarcı olduğu.
Askerlik yasası neden bu kadar önemli?
Bu yasa ile ordunun yarıya yakınının terhis edilebileceği biliniyor, bunun seçime etkisi mi düşünülüyor?
Bazı AKP'lilerin ve MHP'lilerin dile getirdiği, “Beka sorunu denilen bir sırada askerin terhis edilmesi, orduda zafiyet yaratmaz mı?” görüşüne karşı neden mantıklı bir açıklama yapılmıyor?

YENİ ÖĞRENDİM

O camii Suriyeli bir tarikatınmış

Perşembe günü yazdığım bir yazıda bomboş bir araziye yapılan devasa camiyi ele alarak, “Bu hep böyle oluyor, önce cami yapılıyor, tabii kimse yıkamıyor, sonra etrafı evlerle doluyor. Sonra burası kısa sürede bir mahalleye dönüyor” demiştim.
Yazıyı yazdığım sırada o caminin nerede olduğunu bilmiyordum.
Ertesi gün öğrendim.
Meğer o cami Gaziantep'in Şehitkamil İlçesi'ne bağlı Karpuzkaya Köyü yakınlarında yapılıyormuş.
Ve burada önemli olan caminin yapılması değil, yapanın kim olduğu.

Suriye'de bulunan Haznevi tarikatı, olduğu gibi Gaziantep'e gelmiş. Artık geri dönmeyi de düşünmediği için buraya yerleşmeye karar vermiş ve çok büyük bir külliye yapmaya başlamış.
İnşaatta tarikat üyesi işçiler çalışıyormuş ve bunlar hiçbir ücret almıyormuş.
Faciaya bakar mısınız?
Suriye'den “güya Esat teröründen kaçıp gelenler” tüm Türkiye'de yaşam biçimini bozarken, sağlanan iklimden yararlanan tarikatlar da Türkiye'yi cennet gibi görüyor.
Çok merak ediyorum, o külliye ve caminin yapılması için izin alındı mı? Alındıysa kim hangi hak ve yetkiye dayanarak yabancı bir ülkenin tarikatına bu olanağı sağladı?

Bİ SORALIM BAKALIM 

O pasaporta “terörist” etiketini kim koydu?

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu'nun adının karşısına, İçişleri Bakanlığı'nın “terörist” etiketi yapıştırdığını tesadüfen öğrendik biliyorsunuz.
Karamollaoğlu bir TV programında konuşurken söz iktidar baskılarına geldi ve Saadet Partisi Genel Başkanı, korumalarının çekildiğini, pasaportunun ise verilmediğini anlattı.
Tartışma ondan sonra başladı.
Çünkü İçişleri Bakanı, Karamollaoğlu'nu yalanlayarak, “Pasaportunu 6 gün sonra aldı, bu yasal zaten” dedi.
Oysa durum Bakan'ın hafife aldığı kadar basit değil.
Karamollaoğlu pasaport almak için polise bizzat gidiyor. Ancak polis yetkilileri, “Sizin terörle iltisakınız olduğu için pasaportu veremiyoruz” diyorlar. Sorun pasaport polisinde çözülemeyeceği için Karamollaoğlu bakanlık ve Emniyet Genel Müdürlüğü bürokratlarıyla görüşmeler yapıyor.
6 gün sonra da pasaport gönderiliyor. Sanki sorun bitmiş gibi görünüyor değil mi?
Bana göre hayır.
Çünkü Temel Karamollaoğlu'nun isminin karşısına kimin, neden terörist etiketi yazdığı da ortaya çıkarılmalı.
Bunun da ötesinde “terörist” etiketini kaldırmak da bu kadar kolay mıdır?
Bir vatandaş için “terörist” şerhi düşülmüşse bunun kaldırılmasının kuralı nedir? 6 gün içinde pasaportun gelmesi bu konuda herhangi bir mahkeme kararı alınmadığını ve iktidarın bu kararları keyfi aldığını gösteriyor. Saadet Partisi bu olayın peşini bırakmamalıdır.

KAFAMI BOZAN ŞEYLER

“Gereğini yaparız” açıklamalarından çok sıkıldım

Türkiye dört bir yandan sarılmış durumda.
Ancak bu iktidarın ikide bir söylediği gibi, “Türkiye'yi kıskananların, Erdoğan'ın bir süper lider haline gelmesinden korktukları” için değil.
Tamamı bu iktidarın yaptığı dış politika hataları ve strateji eksikliğinden kaynaklanıyor.
Bunları defalarca anlattık, anlatmaya da devam ediyoruz.
Türkiye, tarihinin hiçbir döneminde olmadığı kadar itibarsızlaştırıldı dünyanın önünde.
Ne güvenirliliğimiz, ne ciddiyetimiz kaldı.
Buna rağmen iktidar sözcüleri sözde dünyaya kafa tuttuğumuzu gösteren açıklamalar yapmaktan hiç bıkmıyorlar, usanmıyorlar.
Amerika S-400'ler konusunda açıyı daraltıyor.
İktidar ise; “S-400'lerin alındığını, bize kimsenin karışamayacağını” söylüyor ama nedense Amerika ile müzakere masası kurarak “soruna çözüm aradığını” ilan ediyor.
Uzun zamandır soruyorum; “S-400'ler alındıysa, vazgeçilmeyecekse, Amerika ile neyi görüşüyoruz hâlâ?”
Buna cevap yok bir türlü.
Tam tersine Dışişleri Bakanı yine AKP tabanının ve belki de kendini milliyetçi gören kitleleri etkileyecek biçimde “Gereğini yapacağız” diyor.
Uzun süredir pek ortada görünmeyen ve son olarak Barzani'nin yemin töreninde ortaya çıkan Dışişleri Bakanı, S-400 olayı ile ilgili bir TV kanalının programında, “S-400'ü aldık vazgeçmemiz mümkün değil” dedi.
Çavuşoğlu şöyle devam etti; “Sonuçları ne olursa olsun vazgeçmemiz mümkün değil. Zorlukları göğüslemeye hazırız. ‘Yaptırım uygularız' diyorlar. Nereye kadar gidecek bu iş? Bizim de atacağımız adımlar var. Yeri geldiğinde açıklarız.”
İyi güzel de biz hep esiyoruz, gürlüyoruz ama bir türlü yağmıyoruz.
Ayrıca çok merak ediyorum sabrımız taşarsa Amerika'ya karşı nasıl bir yaptırımda bulunacağız?
Ben bu muhabbetten çok sıkıldım, siz de sıkıldınız mı?
İşe bakın ki, tam da dün Amerika PYD'ye 200 TIR daha ağır silah ve zırhlı araç gönderdi.
Biz hâlâ sabrediyoruz.

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more