Sözcü Plus Giriş
ÇİĞDEM TOKER

Hakimler cinayeti önleyebilir

26 Ağustos 2019

‘Ölmek istemiyorum' çığlığı,  ne kulağımızdan gidiyor ne de gözümüzün önünden. Emine Bulut, boşandığı erkek tarafından vahşice katledildi. 10 yaşındaki bir çocuk annesinin öldürülüşüne tanık oldu.
O videoyu çekmeye harcanan enerji ilk yardıma yönelse, Emine Bulut'un belki de yaşayacağını düşünenler haklı olabilir.
Yine de gerçek değişmiyor. Yaşadığımız ülkede erkeklerin kadın öldürme “rahatlığı”nı, o rahatlığın cinayete uzanan yolda tehdit, şantaj aşamalarından sorunsuzca geçtiğini, tüm bu “konforu” var eden özgüvenin erkeklere sistem tarafından taammüden hazırlanıp sunulduğu gerçeğini.
İstanbul Sözleşmesi uygulanmıyor
Her gün her saat havasıyla zehirlendiğimiz  kokuşmuş sistem: Hani “kravata indirim”de özetlenen; erkeği, erkek olma “hallerini” rolünü gözeten adalet, İstanbul Sözleşmesi'nin kaldırılmasını isteyen zihniyet. İstanbul Sözleşmesi'nin kaldırılmasını isteyen zihniyete dikkatli bakın: Gösteri zamanlarında kadına “süs”, “baş tacı” yahut “emanet” diyen herkesi topluca orada bulabilirsiniz.
O zihniyetin riyakarlığı, demokratik protesto hakkını kullanan kadınlar işkenceyle gözaltına alındığında sessiz kalışlarından bilinir.

★★★

Hemen herkes, “infial” yatışınca katil Fedai Baran için hafifletilmiş nedenler bulunacağını, kimbilir serbest bile bırakılacağını, “o kadar da olmaz” deniyorsa etkili bir yaptırım görmeyeceğini konuşuyor.
Bu düzen böyle süremez.
Kadına şiddet eylemlerine, kadına cinayete, kadınları korumayan sisteme karşı durmak bütün mesleklerin, pozisyonların, statülerin önünde bir görev. Böylesi bir görevde kadınların sesini yükseltmesi hayati önemde olsa da yeterli değil.
Görevin büyüğü yargıçlarda. Yargıçların caydırıcı kararları çok şeyi değiştirebilir. “Ne ilkti ne de son olacak” diye yazmak yerine “Bu sonuncusuydu” diyeceğimiz bir ülkede yaşamak istiyoruz.
Not: Unutmadan; İstanbul Sözleşmesi, Anayasa'nın 90. maddesi uyarınca kanun hükmündedir.

F. Tamince

Tamince neden korunuyor

Yazarken bile tuhaf. Sözcü Gazetesi yönetici ve yazarları “FETÖ'ye üye olmamakla birlikte örgüte yardım” suçlamasıyla 7.5-15 yıl hapis cezası istemiyle yargılanıyor. 4 Eylül'de duruşma var.
Benzer suçlama eski Cumhuriyet Gazetesi yazar ve yöneticilerinin hayatlarından çaldı, çalıyor. “Örgüte yardım” iddiasıyla haksız hukuksuz bir yargılama sonrası hapis cezalarına mahkum oldu. Cezaları 5 yılın altında olan Musa Kart, Güray Öz, Mustafa Kemal Güngör, Hakan Kara, Önder Çelik ve Emre İper istinaf mahkemesinin kesinleşme kararı üzerine ikinci kez cezaevine girdi. Dört aydır cezaevindeler. Bir-birbuçuk yıl hapislerin üzerine… “Dışarıda” olan arkadaşlarımızın ağır hapis cezası istemli yargılamaları Yargıtay nezdinde sürüyor.
Şimdi Başak Kaya'nın haberinden bir bölüm:
“17-25 Aralık sürecinin ardından FETÖ'cü Zaman Gazetesi'nin yüzde 10'unu satın alan, TUSKON dahil KHK ile kapatılan vakıflara üye olan, Pensilvanya'ya gidip FETÖ ele başı Gülen ile görüşen ve CHP lideri Kılıçdarooğlu'nun ‘Bu adamı kim koruyor?' diye sorduğu Fettah Tamince, 2019 için 150 milyon dolarlık fon büyüklüğüne sahip, Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı yönetim kurulu üyesi oldu.”
Gazetecilikte kalmaya kararlı kalemlere sabah akşam iftira atan iktidar medyasının “gazeteci”leri biliyorlarsa milleti aydınlatırlar belki:
Tamince neden korunuyor?

‘Kayyum'dan telkari gümüş

Bir kez daha: Seçme ve seçilme hakkının idari kararla gaspı sadece üç ilin seçmenlerinin değil hepimizin sorunudur. Çünkü hepimiz eşitiz. Oylarımız da öyle.
Gazete Duvar'dan Vecdi Erbay'ın haberinde okuduk:
Diyarbakır Valisi ile Mardin Valisi, iki büyükşehir belediyesine kayyum atanması için 1 Nisan 2019'da bakanlığa yazı yazmış. Yani seçimin ertesi günü. Daha mazbatalar alınmadan.
Artı Gerçek sitesi de önceki kayyumların “Ankara”ya hükümet üyelerine yüksek bedellerle telkari gümüşler satın alındığını belgesiyle ortaya koydu. Hem de aynı satıcıdan.
Faturalar yüzbinlerce liralık. Sorular yanıtsız. Hediye gönderilen isimler arasında Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ı yolsuzluk iddasıyla itham eden rakibi eski bakan da görünüyor.
Belki de halkın vergileriyle satın alınmış bu tip pahalı hediyeler, göze girmek için “işgüzarca” ve tek taraflı olarak gönderilir. Önemli olan gönderilen kişilerin bu hediyeleri kabul edip etmediği. Bir zamanlar adı yolsuzlukla anılıp aklanan eski bir bakan gibi “Hediyeleşmek Türk devlet geleneğinde vardır” diye düşünüyorlarsa bu kanaat de toplumla paylaşılmalı.

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more