Sözcü Plus Giriş
RAHMİ TURAN

“Bay Kemal” kimdir?

10 Mart 2019

Cumhurbaşkanı Erdoğan her türlü propaganda yöntemini kullanıyor, topa tutacak bir hedef arıyor ve meydanlarda “Bay Kemal! Bay Kemal!” diye yeri göğü inletiyor.
Suçlamalar çok ağır! Onun iddialarına göre ülkede bütün kötülüklerin başı Bay Kemal! Kandil'deki teröristlerle bile işbirliği yapıyormuş! Peki, gerçek ne?
Kemal Kılıçdaroğlu tüm bu sözlere “Bay Kemal'i tarif ediyorum” diye bizzat kendisi cevap verdi. Okuyalım:
Bay Kemal namuslu adamdır.
Bay Kemal haram yemez.
Bay Kemal dürüst adamdır.
– Bay Kemal beytülmala (devlet hazinesine) el uzatmaz.
Bay Kemal bu ülkenin silah fabrikalarının Katar'a satılmasına karşı çıkar.
Bay Kemal bu ülkenin onurunu, namusunu korumak için her şeyi yapar.
Bay Kemal Katar kralından alınan uçan sarayın müşterisi olmaz, uçan saraya binmez, Türkiye'nin onurunu ayaklar altına almaz.
Bay Kemal Türkiye'ye huzur getirmek ister, birlik ve beraberlik için çalışır.
Sevgili okurlar, ben cevapları naklettim. Okuyun, kim haklı, kim değil, siz karar verin!

Ahlâksız tetikçilerin vicdansız saldırılarıyla sinirleri ve vücudunun bağışıklık sistemi harap olan sevgili Ertuğrul Akbay'ın vefatı nedeniyle, onu yakından tanıyan iki siyaset adamından iki ayrı mektup aldım.
İlk mektubu yazan İYİ Parti İzmir Milletvekili ve Genel Başkan Yardımcısı Aytun Çıray. Okuyalım:
“Çok aziz Rahmi ağabeyciğim,
En acı günlerimden birini yaşıyorum.
Yayın hayatına başladığından bu yana kendimi gerçek bir ferdi hissettiğim SÖZCÜ ailesi, yüreklerimize çöküp bizleri âdeta nefes alamaz hale getiren ortak bir kederi yaşıyor.
Bu keder, elbette bir yönüyle Türkiye'de bağımsız gazetecilik anlayışını oğluna miras bırakan bir gazeteciyi, Ertuğrul Akbay'ı kaybetmiş olmamızdan kaynaklanıyor.
Ancak, bu ortak kaderi benim için dayanılmaz kılan asıl faktör, merhum Akbay'ın ülkemizde son 10 yıldır hâkimiyet kurmuş olan hukuksuzluğa kurban edilmiş olmasıdır.
İnsanların en temel haklarından birisi, hayatı terk ederken, kendilerine sevdiklerinin refakat etme ve onlarla helalleşip vedalaşma hakkıdır. İşte bu hak, hem babanın, hem de oğulun ellerinden acımasız ve vicdansız bir hukuksuzlukla alındı.
Aziz babası Ertuğrul Akbay'dan miras ve devraldığı bağımsız gazetecilik anlayışıyla SÖZCÜ'yü Türkiye'de bağımsız gazeteciliğin son kalesi haline getiren Burak Akbay, yurt dışında yaşamak zorunda bırakıldığı için sevgili babasına hasta yatağında refakat edemedi.
Çok değerli merhum gazeteci Ertuğrul Akbay'ın ve oğlu Burak Akbay'ın hayatları boyunca yaşayabilecekleri belki de en kutsal anları, bunu yaşama hakları ellerinden alınmış oldu.
Çok aziz Rahmi ağabey, bir ölüm şüphesiz ateşin düştüğü yer başta merhumun ailesi ve yakınları olmak üzere, onu seven, saygı duyan herkes için kederli bir olaydır. Hukukun göz göre göre çiğnenmesi bu kederi büyütür, toplumsal vicdanı kanatacak bir noktaya getirir.
Bu acı ve keder, bir siyaset insanı olarak nihai görevimi de hatırlatıyor: Türkiye'de hukuksuzluk hakimiyetinin son bulması ve ülkeye, insanlara en temel haklarını ve hürriyetlerini sonuna kadar yaşayabilecekleri bir siyasi iklimin hâkim olmasını sağlamak!
Bunu, hukuksuzlukla ellerinden alınan rahmetli Ertuğrul Akbay'a ve Burak Akbay'a karşı vicdani bir dostluk borcu ve yükümlülüğü olarak görüyorum. Tabii Türk milletine karşı da… Saygılarımla. (Aytun Çıray)

Hasan Ekinci'nin mektubu

Ertuğrul Akbay'ı lise yıllarından beri tanıyan Orman eski Bakanı Hasan Ekinci de, bana şu mektubu gönderdi:
“Sayın Rahmi Turan,
Vefatından çok derin bir üzüntü duyduğum Ertuğrul Akbay'ı ben 1958-59 yıllarında okuduğu Galatasaray Lisesi 12. Edebiyat Sınıfı'ndan beri tanıyorum.
1977'de Adalet Partisi'nden milletvekili olduğum ve Grup Sözcüsü olarak görev yaptığım günlerde Ertuğrul Akbay'ı bu defa gazeteci olarak tanıdım.
Yurdunu seven, cesur yürekli, Türkiye sevdalısı Ertuğrul'un, Başbakan Demirel, Özal ve Çiller'le çok iyi dostlukları oldu. Hepsi de onu çok severdi. Tarikatla hiçbir işi olmadı. Doğru yoldan hiç ayrılmadı.
Onu her zaman sağlıklı ve dinç gördüm. Aynı yaşlarda olduğumuz için içtenlikle tebrik ettim. Üç hafta kadar önceki son konuşmamıza “İyiyim, ancak çok üzülüyorum. Beni en iyi tanıyanlardan biri sensin. Benden ve benim ailemden FETÖ'cü olur mu? Yapılan haksızlığa kahroluyorum” dedi.
“Üzülme, adalete güven” dedim.
Meral Akşener'e de “FETÖ'cü” dediler ve onu FETÖ'nün İçişleri Bakanı yaptırdığını iddia ettiler.
Tansu Çiller beni aradı. “Meral Akşener'in nasıl İçişleri Bakanı yapıldığını sen ve ben biliyoruz. Bunu açıkla, doğruyu anlat” dedi.
O dönemde ben hükümet ortağı DYP'nin Genel Başkan Vekili idim. İçişleri Bakanı istifa etmişti, Başbakan Çiller'le bir araya gelindi. İstişare sonrası Meral Akşener'in İçişleri Bakanı olmasına karar verildi.
Son telefon konuşmamızda Ertuğrul bana “Artvin'den Macahel balı gönderir misin?” dedi. Gönderdim. Çok memnun oldu. “Ne güzel bal bu” diyerek teşekkür etti. Sesi her zamanki Ertuğrul'un sesi değildi. Haksız ve asılsız suçlamalar onu kahretmişti. Çok çok üzüldüm. Allah'tan rahmet, diliyorum. (Hasan Ekinci)

GÜNÜN SÖZÜ

Bildiği halde susmak, bilmediği halde söylemek kadar çirkindir! (Hz. Ali)

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more