Sözcü Plus Giriş
SİNAN MEYDAN

Vatan kurtarmaktan parti kurtarmaya HEY GiDi ANADOLU AJANSI!

8 Nisan 2019

“Anadolu Ajansı (bültenlerinin) bazı yerlere yayılmadığı ve gönderilmediği yolunda şikayetler alıyoruz. Anadolu'nun dışarıyla bütün ilgisinin kesilmiş bulunduğu şu sıralarda (…) bu konuda yapılacak bir ihmalin ‘vatan suçu' teşkil edeceğinin bilinmesini arz ederiz.” (Atatürk, 18 Nisan 1920)

Atatürk, Ankara'da Anadolu Ajansı'na ayrılan odada haberlere göz atıyor.

Geçtiğimiz hafta 31 Mart Yerel Seçimleri yapıldı. Seçim bitti ama gerilimi hâlâ devam ediyor. 31 Mart yerel seçimlerinin en ilginç ve düşündürücü olaylarından biri seçim gecesi yaşandı. Saat 17'de sandıklar kapandı. Oy sayımı başladı. Türkiye seçim sonuçlarını öğrenmek için ekrana kilitlendi. Televizyonlar, Anadolu Ajansı'ndan aldıkları sonuçları açıklamaya başladılar. Özellikle İstanbul'daki yarış nefes kesiciydi. İstanbul'da sandıkların yüzde 99'undan fazlası açılmıştı ki Anadolu Ajansı birden bire veri akışını durdurdu. Diğer illerdeki seçim sonuçlarını açıklayan Anadolu Ajansı, saatlerce İstanbul'u açıklamadı. Bu gecikmenin nedeni, İstanbul'da muhalefetin adayı Ekrem İmamoğlu'nun öne geçmesiydi. İktidarın kontrolündeki Anadolu Ajansı, muhalefetin İstanbul'da öne geçtiğini açıklamaktan çekiniyordu.

Şu garip tesadüfe bakın ki 31 Mart 2019 gecesi herkese saç baş yolduran Anadolu Ajansı, bundan tam 99 yıl önce 31 Mart 1920'de doğmuştu.

Her şeyi en başından anlatayım!

NASIL KURULDU?

16 Mart 1920'de İstanbul işgal edildi. Meclisi Mebusan dağıtılıp bazı milletvekilleri Malta'ya sürüldü. İşte o günlerde İstanbul'daki bazı aydınlar –Atatürk'ün çağrısıyla– Ankara'ya geçmek için yollara düştüler. O aydınlardan ikisi; Yunus Nadi (Abalıoğlu) ve Halide Edip (Adıvar), binbir güçlükle İstanbul'dan Ankara'ya geçtiler.

Yunus Nadi ve Halide Edip 31 Mart 1920'de Geyve'de buluştular. Trenle yollarına devam eden iki aydın, Gevye-Akhisar (Pamukova) istasyonundaki mola sırasında Ankara'da bir “haber ajansı” kurulmasını görüştüler. Halide Edip, Türk Ajansı”, “Ankara Ajansı” ve “Anadolu Ajansı” adlarını önerdi. “Daha da bulunabilir” dedi. Yunus Nadi, en iyi adın “Anadolu Ajansı” olduğunu belirtti. Halide Edip de “Önce kendini ve bütün vatanı kurtaracak olan Anadolu'dur. O halde kararımızı vermiş olalım: Anadolu Ajansı…”  dedi. Yunus Nadi bunu kabul etti. Böylece Anadolu Ajansı'nın kuruluş fikri 31 Mart 1920'de Geyve Akhisar İstasyonu'nda doğdu. (1)

Yunus Nadi ve Halide Edip, Anadolu Ajansı düşüncesini Ankara'da 4-5 Nisan 1920 gecesi, Atatürk'e açtılar. (2) O günlerde bir ajans kurmayı düşünen Atatürk de bu fikri derhal kabul etti.

6 Nisan 1920'de Atatürk'ün bir beyanatıyla Anadolu Ajansı kuruldu. 8 Nisan 1920'de Atatürk, Anadolu Ajansı'nın kurulduğunu resmen açıkladı. (3)

TBMM açılmadan iki hafta önce kurulan Anadolu Ajansı yeni Türk devletinin ilk milli kurumu oldu.

Anadolu Ajansı, o sırada Atatürk'ün de karargahı durumundaki Ziraat Mektebi'ndeki bir odada çalışmaya başladı. Halide Edip de o “dar ve uzun odada” kalıyordu. Odada eşya olarak “dosya rafları sandalye, iki masa ve -Atatürk'ün Osmanlı Bankası'ndan aldığı- bir yazı makinesi” vardı. Halide Edip burada bazı yabancı gazetelerin haberlerini tercüme ediyor, Atatürk'ün Kâtibi Hayati Bey'in getirdiği telgraflardan ajans için gerekli parçaları kesiyordu. Halide Edip'e bu işlerde, o sırada Ankara'da Hâkimiyet-i Milliye Gazetesi'ni çıkaran Yunus Nadi Bey ile Abdurrahman adlı bir Afgan genç yardım ediyordu İlk günlerde, ajans haberlerini ve yazılarını bizzat Atatürk kontrol ediyordu.

Anadolu Ajansı, Ziraat Mektebi'nden sonra Ulus'ta Öğretmen Okulu'nun bodrum katına taşındı. Birkaç yer değişikliğinden sonra da Samanpazarı'nda iki katlı bir binaya geçti.

NEDEN KURULDU?

Atatürk, “Milli Mücadele'yi nasıl kazandınız?” diye soranlara “telgraf telleriyle” diye cevap verirdi. Hiç kuşkusuz “telgraf telleri” kadar o tellerdeki “haberler” de çok önemliydi.

Atatürk, milli direnişi örgütlemek için her şeyden önce işgal altındaki ülkede en uzak köşelere kadar haber ulaştırmak zorundaydı. İstanbul basını, ya “baskı” ya da “düşman etkisi” altındaydı. Anadolu'da yerel basın yetersizdi. (4) Ülkede yerli milli bir ajans yoktu: 1911'de kurulan “Osmanlı Telgraf Ajansı” milli olmaktan çok ticariydi. Daha sonra “Osmanlı Milli Ajansı”na dönüşen “Telgraf Ajansı” I. Dünya Savaşı sonunda kapatılmıştı. 1918'de “Türkiye Havas-Reuter Ajansı” kurulmuştu. (5) Fakat bu ajans da işgalcilerin çıkarları doğrultusunda haberler yapıyordu. (6) Örneğin Atatürk, Nutuk'ta, “Havas-Reuter Ajansı”nın 27 Mayıs 1919'da “Türkiye, büyük devletlerden birinin himayesini sağlama noktasında birleşiyor” haberine tepki duyarak “milletin, milli bağımsızlığı korumaya kararlı oluğunu” ve “millî vicdanı temsil etmeyen haberlerin endişe verici tepkiler yarattığını” belirterek milleti bu yanlış haberlere karşı uyardığını anlatıyor.

Kısacası milli direnişi örgütlemek için yerli milli gazetelere ve haber ajanslarına ihtiyaç vardı. Atatürk bu nedenle Sivas'ta “İrade-i Milliye”, Ankara'da da “Hâkimiyet-i Milliye” gazetelerini kurdu. Başlangıçta İtalyan Haber Ajansı'ndan yararlandı. Sonra da milli direnişe zarar verecek yanlı haberlere karşı milleti uyarmak, meclis kararlarını, milli bildirileri halka ulaştırmak, yerli ve yabancı kamuoyunu milli direniş hakkında bilgilendirmek için Anadolu Ajansı'nı kurdu.

Milli Mücadele'de Anadolu Ajansı

Anadolu Ajansı, zorlu savaş yıllarında üzerine düşeni fazlasıyla yaptı. İç ve dış kamuoyunu milli direniş hakkında sürekli doğru bilgilendirdi.

Anadolu Ajansı, içeride İstanbul, Zonguldak, İnebolu, Antalya ve İzmit'te; dışarıda ise Londra, Paris, Berlin, Viyana, Cenevre ve New York'ta irtibat büroları açtı.

Anadolu Ajansı bültenleri binbir güçlükle işgal altındaki İstanbul'a ulaştırıldı. İstanbul'da eski Çiftçi Kütüphanesi sahibi Akif Bey ile Hayri Budak Bey bu bültenleri gizlice aldılar. Bu bütünler, İstanbul Babıali'de bir kitabevinin bodrum katında eski bir teksir makinasıyla veya bültenin altına kopya kağıdı yerleştirilerek elle çoğaltıldı. Ajans haberleri telgrafla yayıldı. Atlı görevlilerin ücra köşelere kadar götürdüğü bültenler buralarda kara tahtalara asıldı. Anadolu Ajansı bütün bu çalışmaları Halide Edip, Yunus Nadi, Hamdullah Suphi ve on kadar personelle yürüttü.

Halide Edip Adıvar

Düşmanın bütün kara propagandasına karşın milli direnişin en zor anlarında Anadolu Ajansı'nın haberleri halka güç verdi. Anadolu'daki Yunan mezalimini Anadolu Ajansı dünyaya duyurdu. TBMM'nin açılacağı, Anadolu Ajansı bülteniyle halka duyuruldu. Cephelerden en doğru haberleri Anadolu Ajansı verdi: Sakarya Savaşı'nın ne zaman başlayıp nasıl ilerleyip nasıl sonuçlandığı, Büyük Taarruz'un tüm aşamaları ve İzmir'in kurtuluşu gibi önemli haberler hep “AA” kaynaklıydı.

Yeni Gün Gazetesi'ni çıkardığı günlerde Yunus Nadi Abalıoğlu

Anadolu Ajansı sadece Milli Mücadele'de değil, sonrasında Cumhuriyet'in ilk yıllarında da yeni Türkiye'nin gözü kulağı oldu. Önce Lozan görüşmelerini çok başarıyla yansıttı. Sonra Atatürk'ün devrimlerini topluma anlattı. Devrimleri halka anlatmak için çıktığı yurt gezilerinde Atatürk'ün yanında hep AA muhabirleri vardı. Atatürk, İzmir suikast girişimi sonrasında 19 Haziran 1926'daBenim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır” sözünü Anadolu Ajansı'na verdiği demeçte söyledi.

Atatürk, Anadolu Ajansı'nın Batılı anlamda modern bir haber ajansı olmasını istiyordu. Bu amaçla 1925'te Anadolu Ajansı'nı şirketleştirdi.

İkinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, Anadolu Ajansı'nın 50. yılı dolayısıyla kendisiyle yapılan bir röportajda şöyle demişti: “Bizim de bir ajansımız vardı. Dünyaya haber verebiliriz diye pek çalımlıydık!”

Anadolu Ajansı'nda ihmal “vatan suçu”ydu

Atatürk, milli direnişin başarıya ulaşması için Nutuk'taki ifadesiyle ülke içinde ve dışında “elektrik şebekesi” gibi bir bilgi ve haber ağı kurdu. Bu ağdaki veri akışı için Anadolu Ajansı'na çok büyük iş düşüyordu.

Atatürk işte bu nedenle Anadolu Ajansı haberlerinin ve bültenlerinin zamanında yerine ulaşmasını “vatan görevi”, ulaşmamasını ise “vatan suçu” olarak gördü.

Örneğin, Konya Postanesi'nde Anadolu Ajansı haberleri ve bültenlerinin engellendiği anlaşılınca Atatürk, 18 Nisan 1920'de Konya Posta ve Telgraf Müdürlüğü'ne çektiği bir telgrafta Anadolu Ajansı haberlerinin dağıtımında ihmali olan kişilerin isimlerini istedi. 18 Nisan 1920'de Anadolu Telgraf Merkezi'ne gönderdiği bir tamimde ise Anadolu Ajansı haberlerini iletmekte ihmali olanların “cürmü vatan(vatan suçu) işlemiş sayılacaklarını bildirdi. 21 Nisan 1920'de Diyarbakır Posta ve Telgraf Başmüdürlüğü'ne çektiği bir telgrafta da Anadolu Ajansı haberlerinin Palu'ya ulaşmadığının öğrenildiğini, durumun incelenerek sonucun bildirilmesini ve ajans haberlerinin düzeli olarak bütün merkezlere verilmesini emretti. 21 Nisan 1920'de de Balıkesir'de 64. Fırka Komutanı'na ve Mudanya Kaymakamı'na çektiği telgrafta ise Anadolu Ajansı'nın günlük bildirilerinin hiç aksamadan Bandırma ve Mudanya'dan güvenilir kayıkçılar ve kaptanlarla İstanbul'a gönderilmesini istedi. (8)

Demem o ki, Anadolu Ajansı 99 yıl önce bir ölüm kalım savaşında emperyalizmin ve yerli iş birlikçilerinin “yalanlarına” karşı halkı “doğru” bilgilendirmek için kurulmuştu. Anadolu Ajansı'nın 31 Mart 2019 gecesi sergilediği “yandaşlık”, Anadolu Ajansı'nın şanlı tarihine hiç yakışmadı.

Görülen o ki 99 yıl önce Atatürk'ün “vatan” kurtardığı Anadolu Ajansı ile 99 yıl sonra “iktidar partisi” kurtarılmak istendi.

Atatürk'ün Anadolu Ajansı'ndan isteği: En doğru ve hızlı havadis

Atatürk, 8 Nisan 1920'de yayımladığı Anadolu Ajansı'nın kuruluş genelgesinde Milli Mücadele'de halkın iç ve dış “en doğu havadis (haber) ile aydınlatılmasının” zorunlu olduğunu, “Anadolu Ajansı'nın en hızlı araçlarla vereceği havadis ve bilginin Temsilciler Kurulu'nun belgeli ve asıl kaynaklarına” dayandığını bildirdi. (7)

Atatürk'ün bu genelgesi dikkatle okunduğunda sadece “havadis” değil “en doğru havadis”, “en hızlı araçlarla vereceği havadis”, “belgeli ve asıl kaynaklara dayalı havadis” ifadelerini kullandığı görülür. Atatürk'ün burada altını çizdiği noktalar; “doğru”, “tarafsız”, “belgeli ve kaynaklı” haberlerin “hızlı” biçimde her yere ulaştırılması, haber ajanslarının uyması gereken evrensel ilkelerdir.

Anadolu Ajansı'nın 12 Nisan 1920'e yayımladığı ilk bültende de bu ajansın, halkın “en doğru haber ve bilgiler alabilmesi” için kurulduğu belirtiliyordu.

Anadolu Ajansı, kuruluşundaki bu evrensel ilkelerden 99 yıl boyunca –31 Mart 2019 gecesine kadar– hiç vazgeçmedi.

KAYNAKLAR:

1- Yunus Nadi, Ankara'nın İlk Günleri, Ankara, 1959, s.77,78.

2- Halide Edip Adıvar, Türk'ün Ateşle İmtihanı, İstanbul, 1983, s. 108.

3- Yücel Özkaya, “Milli Mücadele'de Anadolu Ajansı'nın Kuruluşu ve Faaliyetine Ait Bazı Belgeler”, Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, S. 2, Ankara, 1985, s. 592.

4- Ömer Sami Coşar, Milli Mücadele Basını, İstanbul,1964.

5- Yücel Özkaya, Milli Mücadele'de Atatürk ve Basın, 3.bas, Ankara, 2014, s. 42.

6-  Orhan Koloğlu, Havas-Reuter'den Anadolu Ajansı'na, Ankara, 1994, s.42.

7- Harp Tarihi Vesikaları Dergisi, Ankara, 1957, S. 19, Vesika 470. Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, C. IV, Ankara, 1969, s. 286,287.

8- Özkaya, “Milli Mücadele'de Anadolu Ajansı'nın Kuruluşu ve Faaliyetine Ait Bazı Belgeler”, s. 595-598. 

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more