Sözcü Plus Giriş
SONER YALÇIN

Acı gerçek

7 Kasım 2019

“Saklı Seçilmişler” kitabını okuyanlar ıspanak zehirlenmesine şaşırıyor mu? Kesinlikle hayır. Gıda konusunda farkındalıkları oldu çünkü.

Bakınız:

Pestisit; “zararlı organizmaları” engellemek için kullanılan madde ya da maddelerden oluşan zehirli karışımlardır.

“Zararlı” denen organizmalar nedir; böcekler, bitki patojenleri, yabani otlar, yumuşakçalar, kuşlar, memeliler, balıklar, solucanlar ve mikroplar! (Ki bunların ne kadar “zararlı-faydalı” olduğu ayrı bir konu…)

Ama bilinen şu: Birçok pestisit insanlar için de zararlı. Kullanılan gıdaların insanlar tarafından yenmesi sonucunda yaygın hastalıklara ve istenmeyen zor/sıkıntılı durumlara sebep oluyor.

Sürekli neoliberalizm/vahşi kapitalizmden bahsetmem kimi okurlarda “bıkkınlık” yaratmış olabilir ve ama konu mutlak bu meseleye geliyor: Tüketim daha çok tüketim… Kötü sonuç almamak için her yol mübah! İtibarıyla… Üretici de “zarar etmemek” için basıyor ilacı!

Neoliberalizmin kafasını Türkiye'ye soktuğu 1980'de tarımsal ilaç kullanımı 8 bin ton idi. Bugün 60 bin tonu aştı! (Ki bunlar legal bilgiler…)

Sanmayınız ki tarımsal üretimimiz çoğaldı; hayır ithalat çok arttı! (2015 itibarıyla ülkede ekilmeyen arazi büyüklüğü iki Trakya büyüklüğünde!) Buna rağmen pestisit kullanımı inanılmaz boyuta nasıl ulaştı?

Kitapta rakamlarla tek tek anlattım ve dedim ki:

“Soframıza kimyasal zehir/pestisit koyuyoruz… ABD'de yapılan araştırmaya göre, en fazla böcek ilacı bulunanlar şunlar:

Çilek, ıspanak, nektarin elma, şeftali, armut, kiraz, üzüm… Böcek ilacı az olanlar; ananas, nar, karpuz, kavun… Böcek ilacı koymaya ihtiyaç duyulmayanlar; karnabahar, brokoli, lahana, patlıcan, soğan…”

“Saklı Seçilmiş” okuyucusu ıspanak zehirlenmesine hiç şaşırmaz.

TOPRAK FAKİRİYİZ

Greenpeace Almanya temsilciliğinin 26 Mart 2012'de açıkladığı “Pestisit Gıda” raporunda, Türkiye'den ithal edilen kayısı, kiraz ve limonlarda pestisit kalıntı miktarı yasal sınırın yüzde 2-10 oranının üstündeydi. Armut, greyfurt, üzüm, patlıcan ve biberlerde ise yüzde 10'dan fazlaydı…

Ispanak zehirlenmesinin gündeme gelmesine hiç şaşırmamak lazım. “Zehir cenneti” yapıldı Türkiye!

Tarım ilacı kullanımının yüzde 44'ünü fungusitler (mantar öldürücüler) oluşturuyor. Bunu; yüzde 22.8 ile insektisitler (böcek öldürücüler), yüzde 23.5 ile herbisitler (ot öldürücüler), yüzde 4.9 ile akarisitler (akar öldürücüler), yüzde 0.5 ile rodentisitler (kemirgen öldürücüler) ve yüzde 12.4 ile diğerleri (bitki aktivatörü, bitki gelişim düzenleyici, böcek cezbedici, fumigant ve nematosit) takip ediyor…

Kaç yıldır doğal üretim yapmak için canım çıkıyor. Komşum basıyor ilacı ve gidip köylü pazarında “organik” diye satış yapıyor!

Denetimden filan bahsetmeyin hiç! Hep sorarım “nereden alışveriş yapıyorsunuz?” Öğünerek “organik köylü pazarı” diyorlar!

Köylüye/üreticiye hiç kızmıyorum. O kadar büyük kuşatma altındaki, bir sezon ürün alamazsa kışın aç kalır…

Kızgınlığım devlete-iktidara.

Türkiye topraklarının mahvedilmesini seyrediyorlar! Toprakta olması gereken organik ürün en az yüzde 3 iken, bu bizde yüzde 1'in altına düştü. Toprak fakiriyiz…

ÇOLUĞUNUZ -ÇOCUĞUNUZ

Yani…

Mesele sadece ıspanak değil… Bu daha iyi günlerimiz.

Kim ki tarımsal zehirlenmelere karşı mücadele etmek istedi AKP Kabinesi'nden dışlandı.

Bakan Sami Küçük nerede?

Bakan Faruk Çelik nerede?

Küresel ağababalar ve yerli işbirlikçilerinin hışmına uğradılar.

Bu hale gelmemizin baş sorumlusu on yıl (2005-2015) bakanlık yapan Mehdi Eker değil mi?

Ispanak zehirlenmesi parti ayrımı yapıyor mu?

Hakikati öğrenmek isteyenlere “Saklı Seçilmişler” kitabımı hararetle tavsiye ederim. Keşke… Erdoğan da okusa da nasıl kandırıldığını görse! “Siz Saray'da iyi beslenebilirsiniz ama halkımızı öldürüyorsunuz” dediğim için dava açtı bana.

“Tarım reformu” diyorlardı; al sana ıspanak zehirlenmesi!

Ben hep Türkiye'yi savundum/insanı savundum. Bunu yapmaya da devam edeceğim.

Herkese aynı cümleyi ediyorum:

Gıda ile zehirleyip ilaçla öldürüyorlar! Bu ilaçlar ister tarımsal olsun, ister hap olsun fark etmiyor! Bu bir soykırım… Ve bunu bilinçli yapıyorlar.

Kurtuluşun tek yolu bilgi sahibi olmaktır.

Size öğretilen/dayatılan ezberle hareket etmeyiniz; çoluğunuzu çocuğunuzu düşünün lütfen…

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more