Reklamsız Sözcü
YILMAZ ÖZDİL

Bir bira…

10 Ocak 2019

Halk Arenası'nı izleyenler bilir…
Türkiye'nin, gençliğini yaşamamış tipler tarafından yönetildiğini, kendileri yaşamadığı için başkalarının da yaşamasını istemediklerini, bu nedenle özellikle gençlerin cendereye sokulduğunu anlattım.
Akp'nin belediyeler marifetiyle insanların yaşam biçimlerine müdahale ettiğini, mesela Kayseri'de alt tarafı bir bira içmek için Erciyes'e çıkmak zorunda kalındığını, alt tarafı bir bira için Kapadokya'ya gitmek zorunda kalındığını anlattım,
“Bütün kalbimle söylüyorum, en küçük bir kinaye yok, asrın liderimiz bir bira içmiş olsaydı, bugün çok daha iyi bir Türkiye olurdu, çünkü, bunu kötü alışkanlık veya alkol manasında söylemiyorum, bunu yaptığında kötü bir şey olmadığını görmüş olurdu” dedim.

Asrın liderimiz dün Tbmm'de bağırdı.
“Cumhurbaşkanını bira içmeye zorlamak faşistliğin dik alasıdır” dedi.

Sümerler faşistti demek ki.
Birayı onlar icat etti.
Kil tabletler üzerine çivi yazısıyla kaleme alınan Gılgamış Destanı'nda bira anlatılıyor, bira içenin ruhunun sakinleştiği, kalbinin neşe dolduğu, yüzünün ışıldadığı anlatılıyor, milattan önce iki bin yılı!
Louvre Müzesi'ni gezenler, Sümerlere ait kil tabletleri görmüştür mutlaka, işte o tabletlerde Sümerlerin bira yapım tekniği anlatılıyor.
Ekmekle birlikte en önemli besin kaynağıydı, aşçılar ve bira yapımcıları askerlikten muaf tutuluyordu, önemini düşün gari.
Hammurabi Kanunları'nda bira var.
“Bira için fahiş fiyat isteyen satıcının suda boğdurularak cezalandırılacağı” anlatılıyor, kafana göre zam yapamıyordun yani.
Yunanlar, birayı ilk kez Anadolu'daki Frigler'den öğrendi.
Avrupa kıtası birayı bizim topraklardan sonra içebildi.
Osmanlı'da biranın tarihi boza'nın tarihidir desek, pek yanlış olmaz… Dördüncü Murat'ın meşhur yasakları döneminde “boza satıyoruz” ayaklarıyla bildiğin birahane işletiliyordu. Bozacının şahidi şıracı derler ama, aynı zamanda biracının şahidi de bozacıydı!
Osmanlı'da bira'ya dair ilk mevzuat 1847 yılında “arpasuyu” adıyla konuldu, ilk vergi 1861'de konuldu, fiyatı üzerinden yüzde 10'du.
İlk bira fabrikası, İstanbul'da, Abdülhamid döneminde 1890'da kuruldu, 1899'da tüketim 1 milyon 200 bin litreye ulaşmış, 1912'de 10 milyon litreye çıkmıştı.
Cumhuriyet, Osmanlı'nın bira tüketimini anca 1940'da yakalayabildi.

Çivi yazısından beri var.
Asrın liderimiz ben söyleyince sinirlendi.

Birincisi…
İçmeye zorlamadım, teklif var, ısrar yok.

İkincisi…
Hitler ağzına bira sürmezdi, demokrat mıydı?

Üçüncüsü…
Bir bira trafikte bile suç değilken, Halk Arenası'nın bir bira yüzünden üç program kapatılması hangi promil hesabıyla yapıldı?

Dördüncüsü…
“Bir bira içseydi” dediğim için 15 gündür yandaş medyada linç ediliyorum, “tezek beyinli” diyen var, “mikrop bulaştırıcı yaratık” diyen var, “şizofren” diyen var, “kımıl zararlısı” diyen var, “çukur” diyen var, “ebu cehil” diyen var, “haddini aştı” diyen var, “ayyaş” diyen var, “skandal” diyen var, “küstah” diyen var, “aşağılık” diyen var, “şerefsiz” diyen var, “ahlaksız” diyen var, “edepsiz” diyen var, “kirli” diyen var, “pislik” diyen var, “müptezel” diyen var, “eroinman” diyen var, “Amerikancı” diyen var, “emperyalist” diyen var.
En son asrın liderimiz TBMM kürsüsünden “faşistin dik alası” dedi.
Ve, kendi gazetem Sözcü bunlarla alakalı tek kelime yazmadı.
Tam sayfa medya köşesi olmasına rağmen çıt çıkarmadı.
Dünyada hangi gazete, o ülkenin cumhurbaşkanı tarafından kendi yazarına “faşistin dik alası” denilmesini haber yapmaz?
Hangi demokrat ülkede, hangi gazete kendi yazarına yönelik iktidar medyası saldırısına sessiz kalır?
Kendi gazetemizi, yazarlarımızı, çalışanlarımızı savunmak için hayatımızı ortaya koyuyoruz, kendi gazetemiz bizim için lütfedip kılını bile kıpırdatmıyor… Çivi yazısı öğrenip kil tabletlere mi yazsam?

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more