Sözcü Plus Giriş

Burak Akbay’dan okurlara anlamlı mektup!

SÖZCÜ Gazetesi'nin sahibi Burak Akbay, duayen gazeteci Uğur Dündar'ın Demokrasi Arenası programına, kaleme aldığı bir mektupla katıldı. Akbay'ın SÖZCÜ okurları için yazdığı anlamlı mektubu usta yazar ve gazeteci Yılmaz Özdil canlı yayında okudu.

22:04 -

TELE1‘deki canlı yayın sırasında Yılmaz Özdil, Burak Akbay‘ın yazdığı mektubu okumadan önce şunları ifade etti:

* Bu dava, insanların, namuslu gazetecilerin nasıl takip edildiği ve günü geldiğinde nasıl infaz edildiğini gösteriyor. SÖZCÜ gazetesi davası hukuki bir dava değildir, siyasi bir davadır.

* Bugün kendisiyle konuştuğum Burak Akbay, bu programın olacağını biliyor. Ben kendisinden rica ettim ve bu programda okunması için bir mektup istedim. Siz değerli okurlar için bir mektup yazdı.

“GAZETENİN BATMASI İÇİN ELLERİNDEN GELEN HER ŞEYİ YAPTILAR”

* Bu şu açıdan çok önemli, SÖZCÜ gazetesi ve davası üniversitede bir tez konusu olması lazım. Çünkü, savcılarıyla, polisleriyle bir gazetenin üzerine çullandılar ve bu gazetenin batması için ellerinden gelen her şeyi yaptılar.

“HİÇBİR OKURUMUZ GİTMEDİ”

* Muhabirlerinden idari görevlilerine, yazarlarından sahibine kadar herkes hakkında dava açıldı ve mahkumiyetler verildi. Ama çaycısı bile bu gazeteyi terk etmedi, hiçbir çalışanı gazetesinden ayrılmadı. Hiçbir okurumuz gitmedi, hiçbir reklam verenimiz reklam vermeyi kesmedi.

* Bu dünya basın tarihinde görülmüş şey değildir. Biz Türkiye'nin bir numaralı gazetesi olmaya devam ediyoruz. Bunu biz, siz değerli okurlarımıza borçluyuz.

* Mahkemeye karşı elbette boynumuz kıldan ince ama bu dava, kamu vicdanında beraat etmiş bir davadır.

“BU YARGILAR ONU ASLA YILDIRMAZ”

* SÖZCÜ Gazetesi'nin sahibi Burak Akbay, bir insan evladının başına gelebilecek en trajik meselelerden birini yaşamıştır. Çünkü gazeteciliktir, bu işin ruhunda var. Bu yargılar onu asla yıldırmaz.

* Babası Türkiye'nin hakikaten en büyük gazetecilerinden Ertuğrul Akbay, rahmetli oldu. Aslında bu bir cinayetti. Çok sağlıklı insanlardan birisiydi. Tetikçi medyanın iftiraları ve düpedüz montajlanmış fotoğraflar, ona yapılan hakaretler ve oğlunun başına gelenler, Ertuğrul Akbay'ın bütün vücut sistemlerini bozdu ve kahrından öldü. Hiçbir şeyi olmayan adamın iki ay içinde elimizden kayıp gittiğini gördük.

* Cenaze törenindeydik ve sadece SÖZCÜ değil, tüm namuslu gazeteciler ve siz değerli yurttaşlarımız oradaydı. Ben 37 yıldır gazetecilik yapıyorum, hayatımda ilk kez böyle bir şey gördüm. Bir evlat, babasına musalla başında cep telefonuyla hakkını helal etti. Biz kabristana gittik, Burak Akbay babasının toprağa verilişini cep telefonundan gördü, duasını cep telefonundan yaptı.

* Biz bunların benzerlerini Ergenekon, Casusluk ve Balyoz kumpas davalarında yaşadık. Türkiye’nin en saygın insanı Mehmet Haberal babasını toprağa veremedi, hapisteydi., Sedat Peker, seversin ya da sevmezsin ayrı şey bu bir kutsal görevdir, annesini toprağa veremedi. Türkiye’nin kahraman komutanlarından Engin Alan, annesini, kardeşini toprağa veremedi. Bunu aynısını şu anda SÖZCÜ'ye yapıyorlar.

BURAK AKBAY’DAN OKURLARA ANLAMLI MEKTUP

Burak Akbay’ın size bir mektubu var:

Siz değerli okurlara, çok teşekkür ederim.

Gazeteci bir babanın oğlu olarak SÖZCÜ’yü kurduğum ilk günden itibaren zorluklarla mücadelenin bitmeyeceğini biliyordum. Her zorluğu yenmenin bizi biraz daha büyüteceğini de biliyordum.

Zaman içerisinde SÖZCÜ gazetesi zorluklarla mücadele ede ede büyüdü. Ve Türkiye’nin en çok satan gazetesi haline geldi. Tek bildiğimiz ve inandığımız dürüst gazetecilikti. Dürüst gazetecilik yaparak okurlarımıza doğruları aktarmaktı. Sadece yazılı basında değil, internet medyasında da en çok okunan, en çok takip edilen mecra haline geldik.

Yolumuza konulan her taşın üzerinden geçerek ilerledik. Ancak şahsımın ve SÖZCÜ’nün üzerine atılan iftiraların bu derece ahlaksızca olacağını hiç tahmin etmemiştim. Hukuki dayanağı olmayan bu iddialar kamu vicdanında kabul bulmadı. Yine de adalete olan güvenimizi ve inancımızı kaybetmiyoruz.

Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceği için önemli iki kurum var: Biri yargı, biri basın. Bu iki kurum bağımsız görevini yerine getirdiği sürece Mustafa Kemal Atatürk’ün bize emanet ettiği değerleri koruyabiliriz. Biz SÖZCÜ olarak bu konuda elimizden geleni yaptığımıza inanıyoruz.

Varlık sebebi Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’ni ortadan kaldırmak isteyen güçlerle mücadele etmek olan SÖZCÜ, okurlarının sayesinde ayakta kalmış, onlardan aldığı güçle mücadelesini sürdürmüştür.

SÖZCÜ okurlarının, SÖZCÜ’nün samimiyetinden, dürüstlüğünden, vatanseverliğinden hiçbir zaman şüphesi olmamıştır. Gazetesine sahip çıkmış, yaşaması için dört elle sarılmıştır.

Atatürkçü yazarlarıyla, tüm çalışanlarıyla ve okurlarıyla SÖZCÜ yoluna devam edecektir. Bizi biz yapan okurlarımıza en içten duygularımla teşekkürlerimi iletiyorum.

Saygılarımla, Burak Akbay…

İLGİLİ HABERUğur Dündar ve Yılmaz Özdil'den Sözcü davası açıklaması!Uğur Dündar ve Yılmaz Özdil'den Sözcü davası açıklaması!
Son güncelleme: 12:30 18.01.2020
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more