Sözcü Plus Giriş
ÇİĞDEM TOKER

Rekabet Kurulu’na padişah yetkisi

5 Haziran 2020

İktidar, Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'u değiştiriyor. Değişiklikleri içeren yeni yasa teklifi, TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu'ndan geçti. Teklifin bu haliyle genel kurulda yasalaşması, iş dünyasını (da) iktidara karşı daha korunmasız, zor zamanların beklediği anlamına geliyor. Nedenini, nasılını birazdan açacağım.

Özellikle yüksek cirolu işletmeler açısından kartellere karşı, bir tür silahsız “kolluk kuvveti” gibi çalışan Rekabet Kurulu (RK), şu an biri başkan, biri başkan yardımcısı olmak üzere yedi üyeden oluşuyor. TBMM'deki değişiklik yasası, Genel Kurul'dan da geçerse, bütün üyeleri Cumhurbaşkanı tarafından atanan RK, adeta padişah yetkileriyle donatılacak.

Yasada çok sayıda madde değişikliği yapılsa ve kimi AB normlarına uygunluk gözetse de özellikle iki madde şirketlerde büyük rahatsızlık yaratmış. Büyük holdinglerin çatı örgütü TÜSİAD, TBMM'yi bilgilendirmek üzere konuyla ilgili hukuksal bir çalışma hazırlayarak göndermiş.

İHBARLA ŞİRKETE “HİSSENİ DEVRET” DİYECEK

İlki, RK'nın hakim durumun kötüye kullanılması halindeki yeni yetkisi. Mal veya hizmet piyasasındaki etkin rekabetin azalması sonucunu doğuracak birleşme ya da hisse devri hukuka aykırı ve yasak. Teklife göre, eğer böyle bir durum saptanırsa, RK yaptığı inceleme sonunda şirketlere “Ortaklık payını ya da malvarlığını devret” diyebilecek. Bu yeni yetki, “yapısal tedbir” olarak adlandırılıyor. RK bu tedbire nasıl başvuracak derseniz, dört yol sayılmış: İhbar, şikayet, bakanlık talebi veya resen.

İktidara itiraz edenlerin yargılanmasında kullanışlı bir işlev gören ihbar ve şikayet, sermaye şirketlerine doğru da sopaya dönüşecek görünüyor. TÜSİAD bu maddenin metinden tamamen çıkarılmasını istediğini, söz konusu öneri çalışmasında kayda geçirdi.

CEP TELEFONUNA EL KOYMA YETKİSİ

Rekabet Yasası'nda yapılacak değişiklikte iş dünyasını epeyce huzursuz eden ikinci madde, “yerinde inceleme” denilen yetkinin genişletilmesiyle ilgili. Bugünkü yasaya göre RK uzmanları, yasaya aykırı davrandığı düşünülen bir şirketin merkezinde inceleme yapıp her türlü “evrak ve belgenin” defterlerin birer örneğini alabiliyor. (Yasanın çıktığı 1994 yılında internet olmadığını anımsatayım. Evraktan kasıt, bildiğiniz kağıt belge, defter.)

Yeni değişiklik şöyle:

“Defterlerini, fiziki ve elektronik ortam ile bilişim sistemlerinde tutulan her türlü verilerini ve belgelerini inceleyebilir, bunların kopyalarını ve fiziki örneklerini alabilir.

İşte bu ifade tarzı, hakkında soruşturma açılan şirket çalışanlarının, kişisel cep telefonlarına da RK tarafından el konulması yönünde sorulara yol açtı. TÜSİAD'ın TBMM'ye ilettiği görüş/öneri metninde, bu maddenin sakıncaları sayılıyor. Cep telefonları ile tabletlerin şirkete değil, kişilere ait olması durumunda nasıl önlemler alınacağının belirsizliği üzerinde duruluyor. Sınırlama gereğinin altı çiziliyor. Bir bölüm aktarıyorum:

“Veri güvenliğinin artan önemi karşısında çelişki oluşturabilecek olan bu denli geniş veri toplama yetkileri; özellikle veri güvenliğinin kritik olduğu sektörler açısından yabancı yatırımcıları tedirgin edecektir. Ülkemize yönelebilecek yeni yatırımların motivasyonunu düşürebileceği gibi mevcut yabancı yatırımcı ve sektör paydaşlarını da işlerini Türkiye'de büyütmekten alıkoyabilecektir.”

İş dünyası, sureti alınan belge ve yazışmalarla ilgili çekincelerine “avukat-müvekkil gizliliği imtiyazı”nın zedeleneceği kaygısını da ekliyor. Soruyla bitirelim: AKP-MHP koalisyonunun
her yasayı ve kararı geçirdiği TBMM Genel Kurulu'nda bu öneriler dikkate alınır mı?

Sorunun cevabı bu yazı sırasında haberi gelen CHP İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu, HDP Diyarbakır Milletvekili Musa Farisoğulları ile Hakkari Milletvekili Leyla Güven'in milletvekillerinin düşürülmesinden bağımsız olmasa gerek.