Sözcü Plus Giriş
NEDİM TÜRKMEN

Klasik uluslararası vergi düzenlemeleri değişimi yakalayamadı…

16 Ekim 2020

4 Eylül 2020 tarihinde yayımlanan IMF çalışma raporu, küresel firmaları ve ulusal kurumlar vergisini uyuşmazlıklar bakımından inceledi.

KÜRESELLEŞME 420 YIL ÖNCE BAŞLADI

Rapor bizi 420 yıl öncesine götürerek, çok uluslu şirketlerin başlangıcına ışık tutan bir girizgâh yapıyor:

1600 yılı Aralık ayında, Sanayi Devrimi'nden çok önce ya da ilk uzun mesafe telefon konuşması gerçekleştiğinde, Doğu Hindistan Şirketi, Hint Adaları'ndaki İngiliz ticaretinde tekel veren bir kraliyet tüzüğü ile kuruldu. Bu şirket, kurulan ilk çok uluslu şirketlerden biridir. Tarihi veriler şirketin 18. yüzyılda dünya ticaretinin yarısını oluşturduğunu söylüyor.

Günümüzde kilit yere sahip olan önemli sayıda çok uluslu şirket, genç değil. Örneğin; 2018'de, 2000'den sonra kurulan sadece 26 şirket, ABD'deki en yüksek net ciroya sahip 500 kurumun listelendiği Fortune 500 dergisinde yer aldı ve geri kalanların yaklaşık yarısı 100 yıldan daha uzun süredir var.

Ancak bugünkü çok uluslu şirketler, önemli vergisel sonuçlarıyla önceki yüzyıllardan birçok yönden farklılar, terim olarak bile… Bugün onlara “küresel şirket” diyoruz. Bu şirketler, önemli işverenler ve ekonomiye katma değer katan üreticilerdir. 2018'de dünyanın en büyük 500 şirketi (Fortune Global 500) 67.7 milyon kişiyi istihdam etti ve dünya çapında 30 trilyon ABD Doları gelir getirdi. (yani ABD GSYİH'sinin 1.5 katı) Dahası 1.9 trilyon ABD Doları kâr getirdi ve bu şirketler 33 ülke tarafından temsil ediliyor.

YÜKSEK VERGİ ALAN, YABANCI YATIRIMCIYI UNUTSUN

Bu şirketlerin vergilendirmesiyle ilgili IMF bazı gözlemlerini paylaşıyor.

Yüksek vergiler, doğrudan yabancı yatırım akışlarını azaltır.

 Yüksek vergiler, yeni bir doğrudan yabancı yatırıma ev sahipliği yapma eğilimini azaltır.

 Başka önemli bir gözlem ise, çok uluslu işletmelerin, yerel şirketlere göre daha düşük efektif vergilendirme ile karşı karşıya olup, ancak birçok ülkede toplam kurumlar vergisi gelirlerine önemli katkılar sağlama eğiliminde olduğu yönündedir.

 Uluslararası hizmet ticareti hızla artarak dünya GSYH'sinin yüzde 6'sından fazla kişiye ulaşmıştır. Hizmetlerde uluslararası ticaretin önemli bir payı, fiyatlandırması zor iş hizmetlerindeki taraf ticaretiyle ilgilidir. DTÖ'nün 2018'deki açıklamasına göre; gelişmekte olan ekonomiler, dünya ticari hizmetler ihracatının yüzde 30.6'sını ve ithalatın yüzde 38.1'ini oluşturuyordu.

 Düşük vergili yetki alanları, küresel hizmet ticaretinde ve doğrudan yabancı yatırımda orantısız bir rol oynamaktadır.

Yeni bir vergi düzeni şart…

Raporda, uluslararası vergi düzenlemeleri kısmında ise işlerin daha karmaşık olduğu belirtilmiştir. Vergilendirmede farklılıklar olmasa bile, vergilendirme haklarının tahsisi bir sorundur. Vergi anlaşmaları, kendi boşluklarını kendi yaratır. Çifte vergi anlaşmaları; vergileri en aza indirmek için çok uluslu işletmeler tarafından kullanılabilir, fakat “Kaynak-İkamet İlkesi” küresel firma iş modeliyle temelde uyumsuzdur.

Küresel firmaların sahipleri ve müşterileri dünyanın her yerine dağılmış durumda ve üretim faaliyetleri ülkeler arasında entegredir. Fiziksel sermaye ve istihdam dışındaki kaynaklardan artan değer yaratımı, değer yaratmanın geleneksel biçimine ters düşmektedir. Grup firmaları arası ticaretin, özellikle fiyatı zor tespit edilen hizmetler ve maddi olmayan varlıklardaki artan önemi, ikamet ve kaynak arasındaki sınırları korumayı son derece kırılgan bir girişim haline getirmiştir.

Farklı gelir türleri arasında ayrım yapmak daha zor ve ülkeler arasında potansiyel vergiden kaçınma politikaları daha yaygın hale gelmiştir. Bunun sonuçları vergi rekabeti ve kâr aktarımı olarak ortaya çıkartmıştır.

Çok uluslu işletmeler, teknolojinin ve giderek modernleşen dünyanın fırsatlarının gelişmesiyle birlikte orantısız büyüdü, ancak başlangıcından bu yana temel bir zayıflık olan uluslararası vergi düzenlemeleri hızlanamadı ve gelişimi yakalayamadı.

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more