Köy kahvesinde

CHP İzmir Milletvekili Mahir Polat, Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi Avukat Ulaş Polat, Dikili'nin Deliktaş köyü Muhtarı Sabri Gören'in davetlisi olarak düğüne katılacaktı. Memleketim Yozgat'ın Sarıkaya ilçesine sıkça gidip geliyorum. Köylülerimizin içinde bulunduğu durumu biliyorum. Ama, verimli toprakların bulunduğu Ege'nin bir köyünde de sohbete katılmak istemiştim.

Kahvede otururken, Milletvekili Mahir Polat, “Ayıp olmasın”  deyip yolun karşısındaki kahveye gitti. Ama bir türlü dönmüyordu. Köylüler dert yanıyor, her kafadan bir ses yükseliyordu.  Kimisi “Çay paramız bile yok. Çay içemiyoruz. İçen de artık veresiye defterine yazdırıyor” diyordu. O kahveden gelen sesler bizim için daha ilginçti.

ÇAY VERESİYE

Kahveci Metin Birol, çay satarak geçinemeyeceğini anlayınca, hemen yanına bakkal açmış. Borçlar kabarmaya başlayınca kalın “Veresiye defteri” de dolmuş. Şimdi, sattığı ürünlerin ambalaj kutularını açıp alacaklarını kartona yazıyor. İnceliyorum, kimin veresiye içilmiş kaç çay borcu olduğu yazılı.

Metin Birol, “İnanın gelen arkadaşlar çay parasını ödeyemiyor. O yüzden de çay içmiyor. İçenler de veresiye yazdırıyor. Birbirimizi çok iyi anlıyoruz. İnanın ben de çarkı döndürmekte zorlanıyorum. Çay parasını istediğim zaman, ‘Hele bamya hasadımız bitsin ondan sonra' diyenler var.”

Köyün bamyası ünlüymüş. “Ama bamyamız da para etmiyor. Çiftçi para kazanamıyor. Girdi maliyetleri çok yüksek. Bu yıl zeytin rekoltesi de düşük” diyorlar. Yani bereketli topraklar üzerindeki köylüler de durumlarının kötü olduğundan yakınıyor. Bazıları seslerini yükseltiyor. Abdullah Aydın, “Açım.. Aç. İki çocuğumu servisçilik yaparak okutuyorum. Şimdi per-perişanım” diyor. “Çocuklarım” deyince sesi daha da yükseliyor. Bakıyorum, ha ağladı, ha ağlayacak o denli dolmuş…

BİR ZAMANLAR

Bir zamanlar bu köyde tütüncülük yapılıyormuş. Herkes halinden memnunmuş. “Bir kilo tütün parasıyla, 70'lik rakı alabiliyordunuz. Şimdi yok böyle bir gücümüz” diyen vatandaşı diğerleri de destekliyorlar. Pandemi dönemiyle birlikte geçimlerinin de zorlaştığını belirtiyorlar.

Deliktaş köylüleri siyasetle de yakından ilgileniyor. Muharrem İnce'nin, Cumhurbaşkanlığı seçiminde aday gösterilmesine kızanlar var. Ama İnce'ye kızgınlıkları, “Yeni bir hareket başlatıyorum” sözleriyle daha da alevlenmiş durumda. Kahvenin bir köşesinde oturan kişi bağırıyor, “Muharrem İnce, madem hareket başlatıyormuş o zaman partisinden istifa etmeli” diyor. “Evet, doğru söylüyor; istifa etmeli” sesleri birbirine karışıyor.

Dikili'nin 30 muhtarından sadece 2'si CHP'ye katıldı. Onlardan birisi de Deliktaş Köyü Muhtarı Sabri Gören. “Muhtarın CHP'ye üye olması, bürokrasideki işlerin zorlaşması anlamına geliyor” görüşünde. Köyünün derdini anlatıyor:

“Köyümüz yaklaşık 2 bin nüfuslu. Sağlık ocağımız var ama doktorumuz, hemşiremiz, ebemiz yok. Haftada bir gün doktor geliyor, ilaç yazıp gidiyor. Yeşilyurt köyünde üç yıl önce içme suyumuz için gölet yapıldı. Ama üç yıldır köyümüze su verilmiyor. Köylümüz perişan. Gübre, ilaç fiyatları başta olmak üzere girdiler gerçekten üreticiyi perişan ediyor. Köylü bitik durumda. Halimizden anlayanların iş başında olmasını diliyoruz.”

CHP İzmir Milletvekili Mahir Polat

VERESİYE TAKMADAN

Mahir Polat'la köyden ayrılırken ısrarlara rağmen çayların parası ödendi.  Yani “Veresiye kartonu” nda adı yer almadı. Mahir Polat da köy izlenimlerini şöyle anlattı:

“Kahvehaneye gittiğimizde veresiye defterlerinin dolduğuna, boş kağıtlara alacakların yazıldığına tanık olduk. Bamya üreticisi köylü, 5'e sattığı ürünün büyük kentlerde 25 liranın üzerinde satıldığını biliyor. Açıkçası pahalı yiyenler için de üzülüyorlar. Köyde şunu da gördüm: Türkiye siyasetini de, partimizdeki gelişmeleri de yakından izliyorlar. Partimizde, yeni bir hareket başlattığını açıklayanlara da tepkililer. Köy halkını ve tarımı gözeten bir iktidar istiyorlar. Bu konuda da CHP'ye umut bağlanmış. O umutların boşa çıkmaması için hepimize büyük görev düşüyor.”

Ege'nin bereketli topraklarından feryat yükselirken, Anadolu köylüsünün halini varın siz hesap edin. Zaman zaman köylere gitmekte, onların sesini dinlemekte fayda var. Ben, buna devam edeceğim.