Doğru Parti Başkanı Serdaroğlu: Erdoğan gerçeklerden kopmuş bir insan

Doğru Parti ilk basın toplantısını İstanbul’da düzenledi. İktidarı sert sözlerle eleştiren Genel Başkan Rifat Serdaroğlu, "Erdoğan gerçeklerden tamamen kopmuş, akli ve ruhi sağlığı bozuk bir insan şu anda" dedi.

Doğru Parti ilk basın toplantısını İstanbul'da düzenledi. İktidarı sert sözlerle eleştiren Genel Başkan Rifat Serdaroğlu, “Erdoğan gerçeklerden tamamen kopmuş, akli ve ruhi sağlığı bozuk bir insan şu anda” dedi.

Doğru Parti “Yol Haritası” ve “Ekonomik Programı” tanıtımı için İstanbul’da Elite World Prestige Otel'de ilk basın toplantısını düzenledi. Toplantıya Doğru Parti Genel Başkanı Rifat Serdaroğlu ve parti yöneticileri katıldı.

Açılış konuşmasını yapan Serdaroğlu, “Gördüğümüz şu: Türkiye çok kötü yönetiliyor. Devletimizin tüm kurumları çökertildi. Ekonomi perişan halde. Geçim sıkıntısı, açlık, işsizlik Türk milletini canından bezdirdi” dedi.

DEVLETİMİZ CUMHURİYET DEĞERLERİNDEN TAMAMEN KOPARILDI

Bugünkü duruma dikkat çeken Serdaroğlu, şunları söyledi:

– İhvan zihniyeti ile yönetilen devletimiz,  kuruluş felsefesinden ve Cumhuriyet değerlerinden tamamen koparıldı. Çoklu kurumsal bir çöküş yaşıyoruz. Parlamentonun fonksiyonları yok, demokrasi yok, hukuk yok, adalet yok, basın özgürlüğü yok. Yolsuzluklar ve soygun düzeni almış başını gitmiş. Ekonomi çökmüş, işsizlik ve enflasyon toplumun çok büyük bir kesimini sefalete sürüklemiş durumda.

AKLİ VE RUHİ SAĞLIĞI BOZUK

– Medyanın büyük bir kısmı AKP tarafından haram havuzu ile beslenen medya. Milli hassasiyeti olan 3-4 tane medya kuruluşumu var, onlar da ekonomik sıkıntı içindeler. İktidarın her türlü ahlak dışı baskılarına uğruyorlar. Bu iktidar gitmeden Türkiye'de bağımsız ve özgür medya olması mümkün değil. Çünkü böyle bir kavram yok Erdoğan'ın kafasında. Erdoğan gerçeklerden tamamen kopmuş, akli ve ruhi sağlığı bozuk bir insan şu anda. Bence kendisinin Türkiye'yi yönetme kabiliyeti de kalmamış, gerçeklerden kopmuş bir insan. İnşallah Doğru Parti iktidarında bunların hepsi düzelecek.

UCUBE SİSTEMİN DEĞİŞTİRİLMESİ GEREKİYOR

– Bugün hemen hemen tüm ekonomistlerin üzerinde görüş birliğine vardığı konu, Türkiye'nin ekonomik sorunlarını aşmak için öncelikle Türkiye'de tek adama dayalı ucube sistemin değiştirilmesi, hukukun üstünlüğünün tesis edilmesi gerekiyor. Türkiye derhal yasam, yürütme, yargıda kuvvetler ayrılığını benimseyen sisteme geçmeli. İktidar bloğu hariç herkes Türkiye'de güçlü parlamenter sistem gerektiğini söylüyor.

SEÇİM BARAJI KALDIRILMALI

– Seçim barajı kaldırılmalı, 350 kişilik Millet Meclisi ile 150 kişiden oluşacak senato kurulmalıdır. Güçlü parlamenter sistem için güçlü milletvekili ve senatör gereklidir. Bunun için milletvekili ve senatör adayları genel merkez tarafından atanmak yerine tüm parti üyelerinin katıldığı ön seçimle belirlenmelidir. Üzerinde anlaşılacak bir sayı belirlenip, STK'ların ve toplumun imza toplayarak yasa teklifi vermesi sağlanmalıdır.

SAYIŞTAY DENETİMİ GÜÇLENDİRİLMELİ

– Güçlü ve oturmuş demokrasiler için yaygın ve etkili denetim mekanizması şarttır. Meclis denetiminin yanı sıra yargı denetimi ve özellikle Sayıştay Denetimi de güçlendirilmelidir. Demokrasilerin sağlıklı işleyebilmesinin en önemli şartlarından birisi de, toplumun özgürce kanaatinin oluşmasını sağlamaktır. Bu amaçla, düşünce özgürlüğü, ifade özgürlüğü ve bu özgürlüklerin anlamlı olabilmesi için, özgür ve bağımsız basın şarttır. Basına dördüncü kuvvet denmesinin temel nedeni, özgür ve yaygın şekilde kanaat oluşumunu sağlaması ve denetim mekanizması olarak görev yapmasıdır.

ÖZGÜR VE BAĞIMSIZ BASIN ŞART

– Demokrasilerin sağlıklı işleyebilmesinin en önemli şartlarından birisi de, toplumun özgürce kanaatinin oluşmasını sağlamaktır. Bu amaçla, düşünce özgürlüğü, ifade özgürlüğü ve bu özgürlüklerin anlamlı olabilmesi için, özgür ve bağımsız basın şarttır. Basına dördüncü kuvvet denmesinin temel nedeni, özgür ve yaygın şekilde kanaat oluşumunu sağlaması ve denetim mekanizması olarak görev yapmasıdır.

TÜRK EKONOMİSİ HASTALIKLI BİR YAPIDA

Serdaroğlu’nun ardından konuşan Doğru Parti Genel Başkan Yardımcısı Meriç Köyatası ise hükümetin politikalarını eleştirdi, ekonomide yapacakları icraatları açıkladı.

– Bugün Türk ekonomisi büyümeye çalıştıkça fakirleşen, içeride küçük bir azınlık, dışarıda da finans kapital tarafından sömürülen hastalıklı bir yapıda.

– Devletin açıkladığı enflasyon ile bilim insanlarının açıkladığı enflasyon arasında iki kattan fazla fark var. Devlet yüzde 19 diye açıklıyor, bilim insanları yüzde 44… Özellikle gıda maddeleri ile fiyatını devletin belirlediği elektrik, doğal gaz akaryakıt gibi enerji fiyatlarındaki artışlar yangını körüklüyor.

– Geniş anlamda işsizlik oranı yüzde 28-30, gençlerde ise yüzde 35 seviyesinde. İşsizliğin bu kadar yaygın, enflasyonun bu kadar yüksek olduğu bir ekonomide, toplumun büyük bir kesiminde yoksulluk hüküm sürüyor. Önümüzdeki günlerde bu açlık sorununa bir de ısınma sorunu eklenecek. Mutfakta yangın sürerken evlerde donma tehlikesi baş gösteriyor.

İKTİDAR DOĞMAMIŞ ÇOCUKLARI BİLE 25 YILLIK BORÇ BATAĞININ İÇİNE SOKUYOR

– Devlet bütçesi halka hizmet bütçesi olmak yerine sarayın şatafat bütçesi ile iktidar yandaşlarını zengin etme bütçesi haline dönüşmüş durumda. Üstelik bunu yaparken de sürekli açık veriyor ve borçlanıyor. Sadece bugünü değil yap işlet devret modeli hastane, otoyol, köprü, hava limanı gibi projelerle gençleri ve daha doğmamış çocukları bile 25 yıllık bir borç batağının içine sokuyor.

KARMA EKONOMİK MODEL TEMEL TERCİHİMİZ

– Devletçilik ile piyasayı birleştiren karma ekonomik model temel tercihimiz. Kalkınmacı bir planlama anlayışı ile insanı önceleyen güçlü sosyal devlet politikalarını benimseyen, çevreye ve gezegene saygılı ekonomi politikalarını hayata geçirmek için çalışacağız.

DÖNÜŞÜM VE KALKINMA POLİTİKAMIZIN DÖRT TEMEL AYAĞI VAR

– Başlıklar itibarı ile ekonomide yapısal dönüşüm ve kalkınma politikamızın dört temel ayağı var. Birincisi eğitim. İkincisi tarımda, sanayide ve kentleşmede planlama, üçüncüsü sosyal devlet ve vergi, dördüncüsü özelleştirme-kamulaştırma, hesap sorma ve şeffaf ekonomi modelini oluşturma… Ekonomi ve kentleşme politikalarında çevre koruma, en önemli karar unsurlarından biri olacak.