Sözcü Plus Giriş

Faik Öztrak: Erdoğan şahsım hükümeti Türkiye’nin en haklı davalarını bile savunamıyor

CHP Sözcüsü Faik Öztrak, "Erdoğan her seferinde içeride atar yapıp dışarıda ayar yiyor. Bu sefer de Brüksel’de farklı bir şey olmadı. Oraya giderken 24 Nisan’ı gündeme getirmeden geçmek mümkün değil dedi. Brüksel’de gazeteciler ecdadımıza soykırımcı diyen ABD Başkanı ile görüşmede bundan duyulan rahatsızlık kendisine anlatıldı mı diye sorduğunda gülerek, hem de gülerek, ‘Hamd olsun 24 Nisan hiç gündeme gelmedi’ dedi. Erdoğan şahsım hükümeti, Türkiye’nin en haklı davalarını bile savunamıyor" dedi.

Ahmet KAYA
Güncellenme: 17:25, 18/06/2021
Faik Öztrak: Erdoğan şahsım hükümeti Türkiye’nin en haklı davalarını bile savunamıyor

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, Gaziantep’te Belediye Başkanları Çalıştayı'nda gerçekleştirdiği basın toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

“BİZ BU KİRLİ SENARYOLARI DAHA ÖNCE DE GÖRDÜK”

Türkiye'de son 3 senede siyasette gerginliğin ve kutuplaşmanın arttığını belirten Öztrak, şunları söyledi:

* Tehdit dili toplumsal barışımıza ve özgürlüklerimize kast ediyor. Devlet krizi her geçen gün biraz daha ağırlaşıyor. Karanlık eller bir süredir gazetecilere, siyasetçilere, siyasi partilere yönelik fiili saldırılarını arttırdılar.

* Demokrasilerde özgürlüğün bedeli sürekli ihtiyatlı olmaktır. Biz bu kirli senaryoları daha önce de gördük. Milletimiz aynı kirli suda bir kere daha yıkanmayacak kadar tecrübelidir.

* Milletimizin güvenlik kaygılarını arttırarak, korkuyu manipüle ederek, demokrasi ve özgürlük taleplerini baskı altına almaya kalkanlara bu millet artık geçit vermeyecektir. Biz bu ülkenin demokratları olarak demokrasimize, özgürlüğümüze, toplumsal barışımıza sıkı sıkıya sarılacağız.

* Sandığın milletimizin önünden kaçırılmasına, milletimizin iradesinin gasp edilmesine asla izin vermeyeceğiz.

10 BİN DOLAR ALAN SİYASETÇİ

* 19 yılda ülkemizde ne yazık ki kirlenmeyen, çürümeyen, çökertilmeyen hiçbir şey kalmadı. Bunlar iş başına gelirken kendilerine ‘ak' dediler. Ama 19 yılın sonunda mafya babalarını ev halkına katıp akbaba oldular.

* Ülkemizin kaynaklarına, umutlarına, geleceğine akbaba gibi çöktüler. Ama akbabaların dostluğu leş bitene kadar sürermiş. Leş bitti evde kavga başladı. AK Parti'nin içinde kavga aldı yürüdü. Taht kavgaları, saray entrikaları, kumpaslar, şantajlar on bin dolarlar, 10 milyon eurolar havalarda uçmaya başladı.

* İçişleri Bakanı kavga sırasında mafya ele başından 10 bin dolar alan bir siyasetçi olduğunu söyledi. Erdoğan sustu, AK Parti'liler sustu, medyanın büyük bölümü sustu savcılar ise olan biteni seyretti. Biz ise bu vahim beyanın takipçisi olduk. TBMM Başkanı'na, ‘milletvekilleri şaibe altında bakana bu ismi sor' dedik. Nihayet bu atama bakan 3 hafta sonra TBMM Başkanı'na gitti.

* İçişleri Bakanı mafya elebaşının maaşa bağladığı siyasetçinin hala vekil olmadığını söyledi oradan çıktı. Bu bakan mafyadan rüşvet alan siyasetçi hakkında savcılara tam 1 ay sonra bilgi verdi. Savcılar ise o gelmeden kendisini davet edip doğrudan soruşturma yapmaya geçemediler.

* Bu arada bakanın suç örgütü elebaşının rüşvet verdiğini söylediği elebaşı çıktı, ‘ne 10 bin doları kardeşim çantalar dolusu para verdim' dedi. Bir AKP MKYK üyesine çantalar dolusu para verdiğini söyledi. Ama yine Erdoğan'ın da partisinin MKYK'sının da gıkı çıkmadı.

* Savcıların da resen harekete geçtiğini bu itiraflar üzerine görmedik. Ama parayı aldığı söylenen AK Parti MKYK üyesi ‘ben elçiyim elçiye zeval olmaz' diyerek belli yerlere mesajını da verdi.

“SÖZDE GAZETECİ, SEZGİN BARAN KORKMAZ'DAN 10 MİLYON EURO İSTİYOR”

* Yargı niye sesini çıkaramıyor? Çünkü ülkeyi yönetenler ilkin yargıya çöktüler. Hem de bir defa değil birkaç defa çöktüler. Önce hoca efendilerinin müritleri eliyle yargıya çöktüler. Sonra 20 Temmuz sivil darbesini fırsat bilip AK Partili il ilçe yöneticisi avukatları hakim, savcı yaparak birkez daha yargıya çöktüler.

* Bir sözde gazeteci, bu Sezgin Baran Korkmaz'dan Ankara'da mukim bir klikle arasını yapmak için 10 milyon euro istiyor. Bunu yurt dışına kaçan Sezgin Baran Korkmaz söylüyor. Başka gazeteciler de böyle bir pazarlığa ait ses kaydını dinlediklerine şahitlik ediyorlar.

* Yetmiyor havuz medyasının birçok ünlü kalemşörünün Korkmaz'ın Bodrum'daki otelinde ağırlandığını gösteren fotoğraflar ortalığa saçılıyor. Ama savcılar ne hikmetse bu konuyu da merak etmiyorlar.

“DUYGU DELEN KARARI TÜRKİYE'NİN VİCDANINI YARALIYOR”

* İşte Gaziantep'de yaşanan Duygu Delen vakası. Daha 17 yaşında gencecik bir kızcağız. Hayata nasıl veda ettiği hala belli değil. En son arkadaşının evinde balkondan düştü deniliyor.

* Tartışmalı bilirkişi raporları, birbirinden farklı uzman görüşleri, önce cinayet deniyor, en son olarak da balkondan düştü deniliyor. Mahkeme de sonunda sanığın ev hapsiyle tahliyesine karar veriyor.

* Bakın bu karar dün geldiğimden beri insanlarla konuşuyorum, Gaziantep'in hatta Türkiye'nin vicdanını yaralıyor. Gaziantep'lilerin gönlü bu karar nedeniyle hiç rahat değil.

“ÜLKEYİ YÖNETENLER SADECE YARGIYA DEĞİL MEDYAYA DA ÇÖKTÜLER”

* Susan görevini yapmayan sadece yargı mı? Medyanın büyük kısmı da ülkedeki skandallara sessiz çünkü ülkeyi yönetenler sadece yargıya değil medyaya da çöktüler. Gazetecilik mesleğini çürütüyorlar. Gerçek gazetecileri hapse atıyorlar işlerinden ediyorlar. Bu kutsal mesleği çantacıların, komisyoncuların eline bırakıyorlar.

* Halka gerçekleri anlatacak bağımsız medyayı kirli rant havuzlarında boğuyorlar. Çiftçinin bankası Ziraat Bankası'ndan bu işler için aktardıkları 750 milyon dolara aldıkları bu krediye yandaş medya baronları çöküyor. Kendi yandaşına son derece müşvik olan bu hükümet iş çiftçimize besicimize gelince onları görmüyor.

“MEHMETÇİĞİMİZİN CANI BU KADAR UCUZ MU?”

* Erdoğan, ABD Başkanı ile o çok istediği yüz yüze görüşmeyi sonunda yaptı peki görüşmeden bize ne çıktı, biz ne aldık, kim karlı çıktı? F-35 uçaklarını elimizden almışlardı geri alabildik mi? Hayır. Peki F-35'ler için verdiğimiz 1,5 milyar doları geri alabildik mi? O da hayır.

* Amerikan Kongresi'nin uyguladığı yaptırımları kaldırabildik mi? Hayır. S-400 meselesi çözüldü mü? O da hayır. 2,5 milyar dolar verip aldığımız bu füzeleri kullanabilecek miyiz? Öyle gözüküyor ki o da hayır. Tüm bu sıkıntılar masada duruyor.

* Peki Erdoğan Brüksel'de ne yaptı? Mehmetçiğimize Afganistan'da nöbet yazdı. Bir biz bunu ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı'ndan öğrendik. Meclis ne oldu? Bu kararları Meclis verir. Tek başına Cumhurbaşkanı da veremez.

* Meclisi yine takmadı. Türk askerlerinin canı Amerikan senaryolarında rol kapabilmek için ileri sürüldü. Mehmetçiğimizin canı bu kadar ucuz mu?

“ERDOĞAN HER SEFERİNDE İÇERİDE ATAR YAPIP DIŞARIDA AYAR YİYOR”

* İçimizi acıtan olaylar bununla da sınırlı değil. Erdoğan her seferinde içeride atar yapıp, dışarıda ayar yiyor. Bu seferde Brüksel'de farklı bir şey olmadı. Oraya giderken 24 Nisan'ı gündeme getirmeden geçmek mümkün değil dedi.

* Brüksel'de gazeteciler ecdadımıza soykırımcı diyen ABD Başkanı ile görüşmede bundan duyulan rahatsızlık kendisine anlatıldı mı diye sorduğunda gülerek, hem de gülerek, ‘Hamd olsun 24 Nisan hiç gündeme gelmedi' dedi. Erdoğan şahsım hükümeti Türkiye'nin en haklı davalarını bile savunamıyor.

* Ülkemizin yıllardığı savunduğu tarihi gerçeklerin dünyadaki siyaset bezirganları tarafından çöpe atılmasına ses dahi çıkaramıyor. Ama hiç olmazsa Asala terör örgütünün hunharca katlettiği 31 diplomat ve diplomat yakınının sızlayan kemiklerinden biraz utanmak gerekiyor.

* İşte bu yönetim Harun olacağız diyerek iş başına geldi şimdi hepsi Karun oldu.

İlginizi ÇekebilirCumhurbaşkanı Erdoğan'ın dili sürçtüCumhurbaşkanı Erdoğan'ın dili sürçtü
Yayınlanma Tarihi:17:24,