Devletin faturalarını kim ödüyor?

Kimi görsem sanki ülkeyi ben yönetiyormuşum gibi bana isyan ediyor. Her şey ateş pahası diyor, zamlardan bahsediyor. Geçim zorluğunu anlatıyor. “Dolar ne olacak?” diye soruyor.

Ülke yönetilmiyor, savruluyor. Ben de herkes gibi ağzım açık seyrediyorum olan biteni… Onca devleti dolandırma, yolsuzluk, rüşvet hikayelerinin üzerine Kanal İstanbul temeli… Vatandaşı olmasak eğlenceli ülke… Film gibi…

★★★

Gelen doğalgaz, elektrik faturaları var ya… Araba alırken bir araba parası da devlete veriyorsunuz ya… O arabaya benzin, mazot doldururken canınız acıyor ya… Cep telefonu alırken konuşacak haliniz kalmıyor ya… İçki, sigara…

Hırsızı, arsızı, üç-beş danışmanlık maaşı alanları beslemek zordur. Göz boyamak için yapılan çılgın projelerin çılgın faturaları olur.

Hayatı boyunca kimsenin umursamadığı eğitimsiz kitleleri “Aslında seni kıskanıyorlar” diye inandırabilirsen kayıtsız şartsız arkanda durur.

★★★

Anlamadıkları, itiraz ettiğim yapılanların hepsi değil… Fahiş kullanım ücreti ve ihale ediliş şekli! Aklı başında kimsenin imzalamayacağı yap-işlet-devret modeli… Milletin kandırılması ve devlete yüksek maliyeti…  Bilmem anlatabildim mi?

Canının istediğine ihaleyi veriyor. Parasını kim ödüyor? Belediye başkanlarının maaşını kim veriyor? Ya milletvekillerinin? Bakanların? Cumhurbaşkanının? Saray masrafları, koruma arabaları, son model uçaklar? Bedava mı sandın? Harcanan, ödediğin vergilerle senin kazancın…

★★★

Her Türk vatandaşı ödüyor. Ekmek alırken, gazoz içerken, gazete okurken ödüyorsun. Maaşından kesiliyor. Gerekirse kendin için “Olmasa da olur” deyip vazgeçiyorsun. Lakin devlete her daim cayır cayır veriyorsun.

Siyasetçiler cebinden veriyorsa, kendi parasıysa, isterse şöminede yaksın, kemikleri ısınsın… Bana ne? “Yabancılar o parayı söke söke alırlar” söylemi anlatıyor her şeyi… Kaynak yine senin ödediğin vergi…

★★★

Sahi nereye gidiyor toplanan onca para? Bütün fabrikaları satan, parasını verene askerlik yaptırmayan devlet, bu projeleri kendi kaynaklarıyla daha ucuza yapamaz mıydı?

Ülke cihan savaşını kaybetse, kapitülasyonları kabul etse şartları bundan farklı olmazdı. Hatta insaflı olur “Ağır gelir” deyip daha fazlası dayatmazlardı! Sözleşmelerde ne kadar borcumuz olduğu bile saklı!

★★★

Sözde ödediğimiz her kuruş vergi bize yol, su ve elektrik olarak dönüyor. Ne hikmetse yola, suya, elektriğe hem ücret hem de vergi ödüyoruz. Ödediğimiz vergi bile dönüp dolaşıp yine bize vergi çıkarıyor.

Halbuki hâlâ konuşmalara inanıp omuz omuza dünyaya karşı mücadele ettiğimize inananlar var. Fakire şükretmeyi öğreteceksin ki, zenginin huzuru kaçmasın. Millete kaçsın.