Verelim yetkiyi engellesin dikey mimariyi!

Siyasetin amacı hizmetti… Sel felaketi için çayın anavatanı Rize'ye giden Erdoğan otobüsün üzerinden Rizelilere keyif çayı attı. Oysa o çayları sele atsa… Ya tutarsa? Çay seli olur, millet içerdi kana kana…

“N'olur, şu yamaçlarda 5-10 kat bina yapmayın” diyerek uyarmayı da ihmal etmedi. Hem ülkeyi yönetiyor hem de kendi kendine muhalefet yapıyor. Belli ki yok yetkisi… Yoksa neden engellemesin ki? Rica minnet halletmeye çalışıyor işi…

★★★

Aynısını İstanbul'da da söylemişti. “O güzelim Boğaz'da 5-6-7 kat binalar… Niye? Kararlı bir duruş sergilenmediği için” demişti… Hata kimindi? Tabii ki benim!

O yapmayın dedi, ben izin verdim. Diklenmeyeyim dedim, dik de duramadım! Kararlı olamadım. Her yere beton döktüğüm gibi bulduğum her alanı inşaat projeleriyle doldurdum.

Sahil, mahil dinlemedim. Bir de kıyak olsun diye inşaat firmalarının vergi borçlarını sildim. Her şeyi ben mahvettim!  Kusura bakmayın.

★★★

“Dikey mimariye karşıyım” dedi… İyimser açıdan bakınca, yani kafayı yan yatırınca dik görünmüyorlar. Gözlerini de kısarsan 30-40 katlı rezidanslar tren gibi görünüyorlar.

Zira bir süre sonra insanın boynun ağrıyor. Sahi herkes dikey mimariye karşı çıkarken gizli gizli kuleleri kim nasıl dikti? İzni kim verdi?

★★★

Nitekim Erdoğan 1994 yılında İstanbul Belediye Başkanı seçilerek bilfiil göreve başladı. Tam 27 yıl önce… İstanbul'un o zamanki nüfusu 6 milyon kişi civarı… Şimdi ne kadar? Tam bilen yok…

Üçe katladı. Yaklaşık 16 milyon diyen de var, 20 milyonu telaffuz eden de… Suriyelileri, Afganları, Afrikalıları, kaçakları da sayarsak fazlası var, azı yok…

★★★

Size 145 ülkenin nüfusunun İstanbul'da yaşayanlardan daha az olduğunu söylesem… Bir İstanbul kalabalığı 4 Berlin, 7 Paris ediyor. Daha çok insan gelsin diye kanal açıp yanlarına şehir kuruluyor. Bu uğurda seçimi kaybetti ama vazgeçmiyor.

Peki deprem için ayrılan toplanma alanlarına ne oldu? Onlar bile satıldı! Plazalar dikildi, AVM'ler açıldı! “Günümüz şehirleri insana huzur vermiyor. Beton, beton, beton… Orada ruh yok, orada huzur yok!” gibi bir şeyler söylemişti. Yetkili olup sorumlu olmamak ne güzel şeydi…

★★★

Orta ve Doğu Karadeniz'de faaliyet gösteren 246 hidroelektrik santrali yetmedi. Yenileri için sıraya girildi. Sular kirlendi… Bölge temiz suya hasret… Derelerden çamur akıyor. Yağmurlarda sel götürüyor.

TOKİ ile Karadeniz'de her ile gelir paylaşımı usulü ile binlerce apartman dikiliyor. Her gün binlerce ağaç kesiliyor. Bölge beton kusuyor.

Hazır kendisi Rize'de… Bir kişi konuyu açtı mı “bizim İkizdere” diye? Cengiz'in el koyduğu, taş ocağı kurduğu yer hakkında iki kelam etti mi? Yok be! Çay çoktan demlendi?