“Merkeln”

Bizim medya -nedense- Başbakan/Şansölye Angela Merkel hayranı!

Sebebini anlayamıyorum. Merkel'in apartman dairesinde oturması veya alışverişini kendi yapması mı? Başka ne? Hele yandaş hayranlar sanırsam, Merkel'in başörtüsü yasağını savunduğunu bilmiyor!

“Birçokları hayranlık duyar fakat çok az kimse bilir” demiş tıbbın babası Hipokrat.

Merkel hayranları şunu merak etmiyor:

Merkel bu kadar başarılı ise, partisi Hıristiyan Demokrat Birliği/CDU bu seçimde (1949 yılından beri ittifak yaptığı Hıristiyan Sosyal Birlik Partisi/ CSU ile) bir önceki 2017'deki seçimlere göre oy oranı 8,9 puan niçin azaldı?

CDU/CSU ittifakı, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra aldığı en düşük oy oranı oldu: Yüzde 24,1

Keza:

Merkel'den önce muhalefete düşen CDU/CSU ittifakının o 2002 seçiminde oyu yüzde 38,5 idi.

İttifakın Merkel dönemi (2005-2021) ardından oyu gele gele 24,1'e düştü. Düşüş 14.4!

Türk hayranlarına göre Merkel başarılı?

Bakınız:

Almanya'da Merkel için söz üretildi: “Merkeln”… Yani:

-Önemli konularda hiçbir şey yapmamak, net açıklamada bulunmamak, risk almamak anlamında!

Dünyada gelinen yer şurası: Siyasette “bir şey” yapamayınca başarılı bulunuyorsunuz!

Sahi… Siz 16 yıllık iktidarı boyuna Merkel'in unutamayacağınız bir, sadece bir sözünü, tutumunu-davranışını anımsıyor musunuz? Bulamazsınız.

Yahu: CIANASA'nın Merkel'i dinlediği ortaya çıktı. Merkel tepkisini “dostlar arasında birbirini dinlemek olmaz” sözüyle dile getirdi! Ne sert çıkış değil mi?

Tipik “Merkeln” işte…

“MERKOZY”

Hele dış politikada hiç sorumluluk almadı. Mesela:

Sosyal Demokrat Başbakan Gerhard Schröder Irak işgaline karşı çıktı. Muhalefetteki Merkel ne yaptı; ABD liderliğindeki çoğunluğa uydu.

Libya'nın ya da Suriye'nin saldırılarında da çekingen davrandı.

Kağıt üzerinde bakarsanız Merkel'in dış politikasının temeli “demokrasi ve insan haklarının desteklenmesi” esasına dayanıyor! Ama el altından Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Kuveyt, Bahreyn gibi ülkelere silah satmaktan geri durmadı!

Merkel, sadece geçen yıl Yemen'den Libya'ya iç çatışmalar yaşayan ülkeler dâhil, toplam 1,16 milyar Euro'luk silah ihracatı yaptı.

Neymiş; Merkel şöyle harikaymış, böyle harikaymış!

2008 yılında dünya genelinde etkisini gösteren finans krizi/neoliberalizm nedeniyle Euro zor sürece girince Merkel ne dedi: “Euro başarısızlığa uğrarsa, Avrupa da başarısızlığa uğrar.” Ne olağanüstü tespit!

O dönem Yunanistan büyük ekonomik kriz yaşarken ülke gazeteleri Merkel'in fotoğrafını faşist gamalı haç sembolüyle niye yayınladı? Kimse bu acımasızlığı hatırlamıyor mu?

Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy ile aynı sert neoliberal politikaları savunduğu için “Merkozy” adı türetildi.

Uzatmayayım:

HANGİ MERKEL

Merkel, son dönemde dünya siyasetinde sıklıkla görülen pragmatist politikacı örneğiydi.

Aslında Merkel'in tüm siyasi yaşamı boyunca benimsediği kaypak anlayıştı.

Doğu Almanya'da yaşarken emperyalizme karşı mücadele etmek üzere kurulan Marksist-Leninist FDJ (Özgür Almanya Gençliği) örgütün faal ismiydi. Merkel'in biyografisini yazan Gerd Langguth'un görüştüğü tanıklara göre, Merke, ajitasyondan ve propagandadan sorumluydu. (FDJ Mozambik ve Angola'da kilise ile mücadele etti. Buradan adında “Hıristiyan” olan partiye geçişe ne demeli?)

Merkel, doktora tezi için “Sosyalist yaşam biçimi nedir?” başlıklı eser yazdı.

Duvar yıkılıp Soğuk Savaş bitince Merkel, Alman Sosyal Demokrat Parti'ye katılmak istedi. Üyelik şartları ağır gelince 1989'da kurulan ve sol görüşlü “Demokratik Uyanış”/DA partisine katıldı. Basın sözcüsü oldu.

Parti, 18 Mart 1990 seçiminde yüzde 0.9'luk bir sonuç aldı! Ancak ittifak yaptığı CDU'nun yüzde 41'i oyu sayesinde seçimin galibi oldu.

Bu arada… Partinin lideri Wolfgang Schnur, Doğu Alman istihbarat birimi/Stasi elemanı çıkınca ortalık karıştı. Parti, CDU ile birleşti.

Sonra Merkel, CDU lideri Şansölye Helmut Kohl'un manevi kızı oldu. Parti genel sekreterliğine kadar yükseldi.

Sonra, Kohl'ü sattı.

Sonra, 10 Nisan 2000'de CDU başkanı seçildi.

Sonra, 51 yaşında 22 Kasım 2005'te Almanya'nın ilk kadın Şansölyesi seçildi.

Ve sonra, çok konuşup bir şey demeyen- yapmayan bir pragmatist politikacı daha tarihin tozlu raflarında yerini aldı!